Türkiye’de fuarcılık sektörünün güçlü oyuncularından So Fuar’ın İcra Kurulu Üyesi Alaaddin Orhan ile, İstanbul’da düzenlenen F İstanbul kapsamında bir araya gelerek, F İstanbul’un iş dünyası ve gıda ekosistemi için yarattığı değeri, fuarın B2B ticarete sunduğu fırsatları ve Türkiye fuarcılık sektörünün gelişimini konuştuk.
Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Kariyer yolculuğunuzdan ve fuarcılık sektöründeki deneyiminizden bahseder misiniz? F Fuar’ın kuruluş ve gelişim sürecinde nasıl bir rol üstlendiniz?
Mustafa Kemal Üniversitesi’nde aldığım eğitimin ardından farklı sektörlerde edindiğim deneyimlerle fuarcılık alanına yöneldim; proje satış, organizasyon, saha operasyonları ve uluslararası fuarcılık alanlarında uzun yıllar çalıştım. Bugün parçası olduğum SO Fuar’ın 25 yılı aşkın deneyiminden güç alarak, üretici, alıcı ve sektör profesyonellerini doğru platformlarda buluşturmayı odağımıza aldık. Bu deneyimle kuruluş sürecinde aktif rol üstlendiğim F İstanbul’u, Türkiye’nin üretim ve ihracat gücünü uluslararası profesyonel alıcılarla buluşturan güçlü bir B2B platform olarak hayata geçirdik ve fuarın bugün farklı ülkelerden sektör profesyonellerini bir araya getiren uluslararası bir buluşma noktası haline gelmesini sağladık.
F Fuar, yurt içi ve yurt dışında büyük ölçekli ticari fuarlar ve ihtisas organizasyonları düzenleyen profesyonel bir fuarcılık şirketi. Geçtiğimiz yılı F Fuar açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?
F İstanbul, geçen yıla kıyasla önemli bir büyüme kaydetti. 2025’te 5 hol ile gerçekleştirdiğimiz fuarı bu yıl 6 hole çıkarırken, yeni eklenen alanda ambalaj, ambalaj teknolojileri ve ambalajlama tekniklerine yer verdik. Alanın genişlemesiyle birlikte katılımcı, ziyaretçi ve temsil edilen marka sayılarında da önemli bir artış yaşandı.
Bu yıl Orta Doğu ve Afrika’dan yoğun ilgi görürken, Asya ve Avrupa pazarlarından da güçlü bir katılım sağlandı. Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda, İsviçre ve Avusturya başta olmak üzere birçok ülkeden profesyonel ziyaretçiyi ağırladık; Özbekistan, Kırgızistan, Bulgaristan, Mısır, Çin, Hindistan ve El Salvador gibi farklı coğrafyalardan üreticiler fuarda yer aldı. F İstanbul, her yıl genişleyen uluslararası katılımıyla büyümesini sürdürmeye devam ediyor.
Türkiye fuarcılıkta çok ileride
Türkiye’nin bugün dünya fuarcılığındaki konumu nedir? Güçlü olduğumuz ve geliştirmemiz gereken alanlar hangileri?
Türkiye, fuarcılıkta 767 bin metrekarelik kapalı fuar alanı kapasitesiyle Avrupa’da 6’ncı, dünyada 10’uncu sırada önemli bir potansiyele sahip. Ancak sektör yalnızca metrekare büyüklüğüyle değil, uluslararası fuar markalarının gücüyle de değerlendiriliyor. Türkiye’nin coğrafi konumu, üretim kapasitesi ve İstanbul’un ulaşım avantajı önemli bir rekabet gücü sağlıyor.
Bundan sonraki hedefimiz, bu avantajları güçlü uluslararası fuar markalarına dönüştürmek, daha fazla yabancı satın almacıyı Türkiye’ye çekmek ve fuarları ticaret ile ihracat bağlantıları yaratan platformlara dönüştürmek olmalı.
Türkiye’de 2025 yılında düzenlenen 456 fuar 15,2 milyar avroluk toplam ekonomik çıktı yaratırken, 135.700 kişilik istihdamı destekledi
Fuarlar, konaklama, ulaşım, lojistik, yeme-içme, turizm ve ticaret başta olmak üzere çok geniş bir ekonomik ekosistemi harekete geçiriyor. Bu çarpan etkisini dikkate aldığınızda, fuarcılık sektörünün Türkiye ekonomisindeki stratejik önemini nasıl tanımlarsınız?
Fuarcılığı yalnızca bir organizasyon sektörü olarak değerlendirmek doğru değil. Fuarlar, üreticiyle alıcıyı buluşturmanın ötesinde; ulaşım, konaklama, lojistik, yeme-içme, turizm ve ticaret gibi çok sayıda sektörü aynı anda harekete geçiren önemli bir ekonomik platform oluşturuyor.
Bu etkinin büyüklüğünü gösteren güncel verilere baktığımızda, UFI ve Oxford Economics iş birliğiyle hazırlanan rapora göre Türkiye’de 2025 yılında düzenlenen 456 fuar 15,2 milyar avroluk toplam ekonomik çıktı yaratırken, 135.700 kişilik istihdamı destekledi. Fuarlar aynı yıl 19,8 milyon ziyaretçi ve 65 bin katılımcıyı bir araya getirdi; doğrudan harcama ise 7,5 milyar avroya ulaştı.
Dolayısıyla fuarcılık, Türkiye açısından hem ticareti ve ihracatı destekleyen hem de hizmet sektörlerinde ekonomik hareketlilik yaratan stratejik bir alan. Özellikle uluslararası fuarlar söz konusu olduğunda, Türkiye’ye gelen her profesyonel ziyaretçi yalnızca fuar alanında değil, konaklamadan ulaşıma, yeme-içmeden şehir ekonomisine kadar geniş bir ekosistemde değer yaratıyor.
Bu nedenle fuarcılığın önümüzdeki dönemde Türkiye’nin ihracat, turizm ve hizmet ekonomisini birlikte destekleyen stratejik sektörlerden biri olarak ele alınması gerektiğini düşünüyorum.
26–29 Ağustos tarihlerinde gerçekleştirilen bu yılki organizasyonun büyüklüğü ve kapsamı hakkında bilgi verir misiniz?
Bu yıl F İstanbul’u 6 salonda ve 60 bin metrekarelik alanda gerçekleştirdik. 620’nin üzerinde katılımcı firmayı ve 100’den fazla ülkeden 15 binin üzerinde kayıtlı profesyonel ziyaretçiyi ağırladık. Fuarımız halka açık değil; tamamen B2B odaklı bir ticaret platformu olarak kurgulandı. Ziyaretçi profilimizin yüzde 70’ten fazlasını satın alma kararlarında doğrudan yetkili profesyoneller oluşturdu.
Bizim için asıl değer, yalnızca ziyaretçi sayısında değil, doğru alıcı ile doğru üreticiyi bir araya getirmekte. Türk firmaları fuar sayesinde yeni ithalatçı ve distribütörlerle tanışabilecek, alternatif pazarlara açılabilecek ve uluslararası zincir marketlerin tedarik ağlarına girme fırsatı yakalayabilecek. Temel hedefimiz de “Sürekli Yeni İhracat Bağlantıları” oluşturmak.
Bu yıl 22 ülkeden 50’nin üzerinde küresel zincir marketin Türk üreticilerle B2B görüşmeleri gerçekleştirildi. Bu görüşmelerin organizasyon yapısı nasıl kurgulandı? Hangi ürün grupları ve sektörler açısından özellikle güçlü bir ticaret potansiyeli öngörüyorsunuz?
F İstanbul’da B2B görüşmelerini fuarın merkezine yerleştiriyoruz. Üç ayrı B2B alanımız ve dijital altyapımız sayesinde katılımcılar ile satın almacılar fuar öncesinde eşleşerek randevularını oluşturuyor, fuar alanında ise bu bağlantılar yüz yüze ticari görüşmelere dönüşüyor.
Bu yıl 22’nin üzerinde ülkeden 50’den fazla küresel zincir marketin satın alma yöneticisini ağırladık. Gıda ve içecekten atıştırmalıklara, ambalaj ve üretim teknolojilerine kadar geniş bir sektörel yelpazeyi buluşturan F İstanbul, Türk üreticileri uluslararası pazarlara taşıyacak güçlü bir ticaret platformu sunuyor.
Irak, Özbekistan, BDT ülkeleri ve Kuzey Afrika gibi pazarlar Türk gıda ihracatı açısından önemli fırsatlar sunuyor. Bu pazarlardaki potansiyeli nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu bölgeler bizim için önemli ihracat pazarları. Özellikle Irak’tan hem ülke katılımı hem de ticaret erbabının ziyareti olacak. Bunun yanında Kuzey Afrika ülkeleri, BDT ülkeleri, Rusya, Balkan ülkeleri ve Afrika ülkeleri ziyaretçi anlamında güçlü olduğumuz pazarlar arasında yer alıyor.
Bu yıl Özbekistan’ın güçlü katılımı bizim için özellikle çok önemliydi. Bakanlık düzeyinde katılımın yanı sıra 70 firma ile fuarda yer aldı. Irak ve Suriye’nin ülke katılımları da bizim açımızdan önemli idi. Bunun yanında Kırgızistan, Bulgaristan, El Salvador, İran, Mısır, Hindistan ve Çin gibi ülkeler de ülke stantları ve üretici firmalarıyla F İstanbul’da yerini aldı.
F İstanbul, beş yıl içinde katılımcı sayısında yüzde 161’lik bir büyüme kaydetti. Bu hızlı büyümenin arkasındaki temel faktörler neler?
F İstanbul’a 2022 yılında üç salonda 268 katılımcıyla başladık. Beşinci yılımızda altı salonda 700 katılımcıya ulaştık. Bu süreçte salon sayımız yüzde 100, katılımcı sayımız ise yüzde 161 arttı.
Bu büyümenin temelinde F İstanbul’u yalnızca ürünlerin sergilendiği klasik bir fuar olarak değil, doğrudan ticarete ve ihracata odaklanan bir B2B platformu olarak konumlandırmamız olduğunu düşünüyorum. Gıda sektörünün tüm paydaşlarını; temel gıdadan şekerleme ve atıştırmalıklara, ambalajdan makine ve üretim teknolojilerine kadar aynı çatı altında buluşturuyoruz. Ayrıca fuarımız halka kapalı ve tamamen B2B modeliyle çalışıyor.
Bugün geldiğimiz noktada F İstanbul’u Türkiye’nin gıda üretim gücünü 100’ü aşkın ülkenin satın alma ağıyla buluşturan bölgesel bir ticaret merkezi olarak görüyoruz.
Türkiye’nin gıda sektöründeki üretim gücü ve çeşitliliği düşünüldüğünde, fuarlar ihracatın geliştirilmesinde nasıl bir rol oynuyor? F İstanbul’un Türk üreticilerinin yeni pazarlara açılmasına ve markalaşmasına katkısını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’nin tarım, gıda ve içecek sektörü 2025 yılını 27,8 milyar dolarlık ihracatla tamamladı. Bu rakam Türkiye’nin küresel gıda ticaretindeki üretim gücünü ortaya koyuyor. Ancak ihracatın sürdürülebilir şekilde büyümesi için yeni pazarlara ve doğrudan alıcılara ulaşmak büyük önem taşıyor.
F İstanbul’u da tam bu ihtiyaca cevap veren bir platform olarak konumlandırıyoruz. Avrupa, Orta Doğu, Orta Asya ve Afrika başta olmak üzere farklı coğrafyalardan profesyonel alıcıları Türk üreticilerle doğrudan buluşturuyoruz. Üreticilerimiz yeni ithalatçı ve distribütörlerle tanışabiliyor, alternatif pazarlara ulaşabiliyor ve uluslararası zincirlerin tedarik ağlarına girme fırsatı yakalıyor.
Bizim için fuarın başarısı, yalnızca kaç kişinin geldiğiyle değil, fuar sonrasında kaç yeni ticari bağlantının ve ihracat fırsatının ortaya çıktığıyla ölçülüyor.
Son olarak, F Fuar ve F İstanbul için önümüzdeki döneme ilişkin hedefleriniz neler?
Yeni pazarlar, yeni organizasyonlar ve uluslararası büyüme açısından önümüzdeki 3–5 yıllık vizyonunuzu paylaşır mısınız?
F İstanbul açısından temel hedefimiz, “Sürekli Yeni İhracat Bağlantıları” yaklaşımını daha da güçlendirmek. Türkiye’nin gıda üretim gücünü daha fazla uluslararası alıcıyla buluşturmak ve fuarı farklı ülkeler arasında yeni ticaret bağlantılarının kurulduğu güçlü bir uluslararası buluşma noktası haline getirmek istiyoruz.
Önümüzdeki dönemde farklı coğrafyalardan üreticileri, ihracatçıları, ithalatçıları, distribütörleri, toptancıları, gıda tüccarlarını ve satın almacıları aynı platformda buluşturan yapımızı büyütmeye odaklanacağız. Aynı zamanda B2B modelimizi ve dijital eşleştirme altyapımızı geliştirerek fuarın ticari çıktısını artırmak istiyoruz.
Bugün geldiğimiz noktada 2022’de üç salonda 268 katılımcıyla başlayan F İstanbul’un altı salona ve 700 katılımcıya ulaşması önemli bir gösterge. Bundan sonraki aşamada da büyümeyi yalnızca metrekare veya katılımcı sayısıyla değil, Türk üreticilerinin ulaştığı yeni pazarlar ve kurulan nitelikli ihracat bağlantılarıyla değerlendirmek istiyoruz.
Türkiye’de Fuarlar Ekonomiye 15,2 Milyar Avro Katkı Sağladı, 135 Bin Kişilik İstihdam Yarattı
Türkiye’de fuarcılık sektörünün güçlü oyuncularından So Fuar’ın İcra Kurulu Üyesi Alaaddin Orhan ile, İstanbul’da düzenlenen F İstanbul kapsamında bir araya gelerek, F İstanbul’un iş dünyası ve gıda ekosistemi için yarattığı değeri, fuarın B2B ticarete sunduğu fırsatları ve Türkiye fuarcılık sektörünün gelişimini konuştuk.
Paylaş: