Türk siyasal tarihinde farklı dönemlerde görev üstlenen Ali Naili Erdem, akademik bir makalede ele alındı. Dr. Girayalp Karakuş tarafından hazırlanan “Türk Demokrasisine Adanan Bir Ömür: Ali Naili Erdem” başlıklı çalışma, Akademik Tarih ve Düşünce Dergisi’nin 2024 yılı 11. cilt 5. sayısında yayımlandı.
Makale, Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren Türk siyasal hayatında etkili olan düşünsel ayrımlar çerçevesinde Ali Naili Erdem’in siyasi kariyerini ve fikirlerini incelemeyi amaçlıyor. Çalışmada, Erdem’in Çalışma, Sanayi ve Millî Eğitim Bakanlığı görevlerinde bulunduğu dönemler ile Türkiye’nin çok partili siyasi hayatında yaşanan gelişmeler ele alınıyor.
Araştırmada yöntem olarak biyografik inceleme, sözlü tarih ve arşiv taraması kullanıldı. Bu kapsamda Ali Naili Erdem’in kaleme aldığı Siyasetin Yollarında adlı eser incelendi; eserde yer almayan konular hakkında kendisiyle bir saat on beş dakika süren bir mülakat gerçekleştirildi. Ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Cerideleri, dönemin siyasal gelişmelerinin değerlendirilmesinde kaynak olarak kullanıldı.
Çalışmada Ali Naili Erdem’in darbeler dönemindeki tutumu, siyasal partiler arasındaki ilişkiler, laiklik ve demokrasi konularına yaklaşımı ile eğitim ve çalışma hayatına yönelik politikaları tarihsel bağlam içinde ele alındı. Makalede, Erdem’in siyasal görüşleri, dönemin siyasi atmosferiyle ilişkilendirilerek incelendi.
Söz konusu çalışma, Ali Naili Erdem’in Türk siyasal tarihi içerisindeki yerinin akademik bir çerçevede değerlendirilmesine odaklanıyor. Makale, siyasal tarih alanında yapılacak araştırmalar ve tez çalışmaları için kaynak niteliğinde bir inceleme olarak yayımlandı.
27 Mayıs sonrası siyasete dönüş
Makalede, ‘Ali Naili Erdem’in Siyasi Kariyeri’ başlıklı bölümde yer alan öne çıkan kısımlar şöyle: “27 Mayıs 1960 darbesinden sonra Ali Naili Erdem zor günler geçirmiştir. Toplumdan tecrit edilmiş, evi aranmış ve zamanında yardımları dokunmuş kişiler bile ona selam vermez hâle gelmişti. Hayatında iki kez hapse düşmüştü. Birincisi, Dil Tarih Coğrafya Fakültesi’nde solculara yönelik bir eyleme katılmasıydı. Yeniden demokrasiye geçilmesiyle birlikte ilk seçimde (1961) milletvekili seçilerek Ankara’ya taşınmıştır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) bekleneni verememesi ve Adalet Partisi (AP), Yeni Türkiye Partisi (YTP) ve Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP) oyların çoğunluğunu alması üzerine Ali Fuat Başgil’in adı kulislerde yankılanmıştır. Ancak Ali Fuat Başgil aldığı tehditler üzerine geri çekilmiştir yerine Cemal Gürsel Cumhurbaşkanı olmuştur (Dursun, 2023, s. 160). Bir süre sonra AP Genel Başkanı Ragıp Gümüşpala hayatını kaybetmiş ve parti yeni liderini aramaya başlamıştır. Bu süreçte iki isim ön plana çıkmıştır: “Süleyman Demirel ve Sadettin Bilgiç” Demirel, parti geçmişinin ve Bilgiç’e göre daha kısa olmasına rağmen parti başkanlığına seçilmiştir. Demirel genel başkanlık için en uygun isimdi (Erdem, 2004, s. 78).
1965 Seçimleri, Bakanlık ve işçi yanlısı tutum
1965 seçimleri geldiğinde AP’nin iktidar olacağı beklentisi vardı. Bunu engellemek için Milli Bakiye Sistemi getirildi ancak bu engellemelere rağmen AP tek başına iktidar oldu. Ali Naili Erdem Çalışma Bakanı olmuştu. Erdem’e göre; Türk sanayisinin gelişmemesinin önündeki en büyük engel Barker Raporu idi. Bu rapora göre Türkiye bir tarım ülkesi olarak kalmalıydı (Erdem, 2004, s. 90). Erdem siyasi kariyerinde işçi-işveren ilişkisinde genellikle işçiden yana tavır koymuştur. “Adımız milliyetçi sağdı. Yaptıklarımıza bakanlarsa, bize milliyetçi sol diyorlardı.” (Erdem, Ali Naili, Mülakat, 2024)
1970’ler, anarşi ve 12 Mart Muhtırası
1970’li yıllar ise anarşinin yükselişe geçtiği bir dönem olmuştur. Erdem’e göre; bu dönemde fikirlerden ziyade sloganlar ön plana çıkmıştır. Ve kısa bir süre sonra sosyalizm kâbusa dönüşmüştü (Erdem, 2004, s. 140). 12 Mart 1971’de ordu hükümete muhtıra vermiştir. Erdem’e göre; bu hamle iktidarı AP’den alıp CHP’ye vermekten ibaretti (Dursun, 2023, s. 165). Erdem de bu dönemde ikinci kez Çalışma Bakanı olarak atanmıştır.
Milli Eğitim Bakanlığı dönemi
Bu dönem İslamcıların siyaset sahnesinde boy göstermeye başladığı yıllardı. Ali Naili Erdem, Erbakan’a mesafeli yaklaşan bir siyasetçiydi. Ona göre; Erbakan Cumhuriyetin temel değerleri ile çatışan aşırılıkçı yönleri vardı (Ali Naili Erdem, Mülakat, 2024). Bu dönemde Erdem, Milli Eğitim Bakanlığı görevini yürütmüştür. Her şehre üniversite ve her ilçeye lise açma hedefi konmuş ve bu yolda birtakım başarılar elde edilmiştir. Kendisini kültür milliyetçisi olarak tarif eden Erdem, Atatürkçülüğü toplumu konsolide edecek bir fikir olarak görüyordu (Ali Naili Erdem, Mülakat, 2024). Milli Eğitim bakanlığı sürecinde Erdem’in en çok üzerinde durduğu konuların başında Türk dili ve musikisi gelmekteydi. Türk Musiki Konservatuvarını kurmuştur. Ona göre; Türk musikisinin bir dönem yasaklanması yanlıştı.
12 Eylül darbesi ve aktif siyasetin sonu
En nihayetinde bu toplumsal kamplaşmanın ve şiddetin akabinde beklenen oldu. “12 Eylül Darbesi.” 12 Eylül Darbesi olduğunda Ali Naili Erdem Paris Büyükelçiliğindedir. Erdem, darbeden sonra ülkeye dönmüştür ve döndükten sonra bir süre gözetim altında tutulduktan sonra serbest bırakılmıştır. Aktif siyaseti bırakan Ali Naili Erdem, günümüzde çeşitli haber portallarına mülakatlar vermekte, makaleler yazmakta ve şiirlerini yayımlatmak ile meşgul olmaktadır.”
Türk Demokrasisine adanan bir ömür: Ali Naili Erdem
Türk siyasal tarihinde farklı dönemlerde görev üstlenen Ali Naili Erdem, akademik bir makalede ele alındı. Dr. Girayalp Karakuş tarafından hazırlanan “Türk Demokrasisine Adanan Bir Ömür: Ali Naili Erdem” başlıklı çalışma, Akademik Tarih ve Düşünce Dergisi’nin 2024 yılı 11. cilt 5. sayısında yayımlandı.
Paylaş: