Kızlarımız voleybol alanında inanılmazı başardı. Kimilerine göre filenin sultanları, kimilerine göre Atatürk’ün kızları, kimilerine göre de çağdaş Türk kadınlarının yüz akı Kadın Milli Voleybol takımımız, ikinci defa Avrupa Şampiyonluğunu ülkemize getirdi.
Şampiyonluğu kızlarımız öyle pek rahat elde edemediler.
İlk seti kaybetmelerine rağmen, daha sonra baş-başa bir mücadele ile maçı kazandılar.
Benim gibi televizyon başında seyredenler ise gerile, gerile nefeslerini zor tuttular.
Derken kazandık. Ortalık bayram yerine döndü.
Maçı TRT verdi.
Bayram ortamında, başladım kanalları gezmeye...
Kimi seçim dedikodusunda, kimi İran savaşının kehanetinde, kimi Yunanistan’ın bize yapacağı kötülüklerin hayalinde konuşup, duruyorlardı.
Spor kanalları ise bir takımımızın attığı gollerin münakaşasındaydı.
TRT’den başka yayınını değiştirene rast gelmedim.
Millî heyecandan ne kadar kopmuşuz!
Avrupa şampiyonu olmuşuz, yayınını kesip bunu tek bir kanalımızın aksettirmemesi, bunun heyecanı duymaması, duyurmaması beni korkuttu.
Milli ruhu kaybetmişiz de farkında değiliz.
Burada bir duralım:
Yıl 1936.
Berlin Olimpiyatları. Güreşçimiz Yaşar Erkan, şampiyonluk güreşine çıkacak.Soyunma odasına Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Mehmet Hamdi Arpağ girer. (-Yaşar Bey Kardeşim, Atatürk telefon başında, gözlerinden öpüyor, senden Türk milletinin şampiyonluk beklediğini, telefon başında sana iletmemi emretti.)
Yaşar Erkan, bu sözler sonrası mindere çıkar, rakibini yener ve Olimpiyat şampiyonu olur. Berlin’deki tarihi zaferinin ardından Mustafa Kemal Atatürk, genç güreşçiye “Küçüksün ama memleket için büyük bir iş yaptın...” yazılı tebrik telgrafı gönderir ve ona bir ev hediye eder. Ayrıca asıl soyadı çaresiz anlamına gelen “Naçar” olan sporcuya, toplumun ileri geleni anlamına gelen ‘‘Erkan’’ soyadını bizzat Atatürk verir.
Yazımı TRT'ye bir defa daha teşekkür ederek, bitirmek isterim.
Teşekkürler kadın voleybolcularımıza, teşekkürler TRT'ye
Teşekkürler kadın voleybolcularımıza, teşekkürler TRT'ye
Paylaş: