.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Temkinli faiz indirimi

Okuma Süresi: 3 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Temkinli faiz indirimi
Temkinli faiz indirimi
Paylaş:
Para Politikası Kurulu yılın ilk faiz kararını ihtiyatlı bir şekilde piyasa beklentilerinin (piyasa katılımcıları 150-200 baz puan indirim bekliyorlardı) altında 100 baz puan indirerek politika faizini %37'ye getirdi. Borçlanma ve borç verme faizleri de buna göre adapte edildi. Aslında TCMB Başkanının yurtdışında yaptığı sunumlarda bu temkinli indirimin ilk işaretleri verilmişti. Expostreel faiz (vergi düşülmüş haliyle)%6,3 oldu. Dolarizasyon oranı da tarihi ortalamalarda bulunuyor. Söz konusu işaretler; Ocak-Şubat enflasyonunun %4'ler civarında geleceği öngörüsü ile yılın son çeyreğindeki enflasyonun gidişindeki dezenflasyon eğiliminin talep yönünden zayıflaması olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle temkinli bir indirim yapıldı. Faiz kararı ile ilgili yazılarımızda sürekli tekrarlıyoruz. G-20’de yıllık tüketici enflasyonu ile 5 yıllık risklerimiz sıralamasında Arjantin’den sonra en yüksek ikinci ülkeyiz. Fiyat istikrarı sürecinde üç yıllık süreye rağmen hala alınacak uzun bir yolumuz var. Piyasa tarafından beklentinin altındaki indirim şahin niteliğinde algılanabilir. TCMB’nin yıl sonu enflasyon hedefinin üst bant olarak %19 belirlenmesinde kararlılık mevcut ise zaten 150-200 baz puan indirime gidilmemeliydi. Şahin görünümlü temkinli bir ihtiyatlılık doğru olmuştur. Bize göre yıl sonu enflasyonu olarak %20-22 bandını tahmin ediyoruz. Enflasyonun ana trendinde düşme eğilimi devam etse de düşme oranının yavaşladığını biliyoruz. Gerek faiz indirimlerinde gerekse makro ihtiyati önlemlerde TCMB’nin temkinli duruşuna devam edeceği kanaatindeyiz.
Bu kararla birlikte para politikasının ana hatlarının şu şekilde oluşması beklenebilir: Enflasyon beklentileri ile fiyatlama davranışlarında istenilen ölçüde olmasa da dezenflasyon süreci devam edecek. Ancak bu iki hususun risk unsuru olması söz konusu. Aylık enflasyon gıda öncülüğünde düşük de olsa artmaya devam ediyor. Bilindiği üzere 23 Ocak'ta Moody’s ve Fitch’in Türkiye'ye ilişkin değerlendirme sonuçları yayınlanacak. Moody’s ‘in mevcut “Ba3” notu ve “Durağan” görünümünün, Fitch’in ise “BB-“seviyesindeki notlar ile görünümünün pozitife dönmesi uygulanan para politikasının başarısının bu kuruluşlarca tescili anlamına gelebilecektir. Bu değerlendirme sonuçları dış piyasalarda “Güven Testi” gibi olacak.
Piyasa analistleri ile ekonomistlerde reel faiz konusunda iki farklı görüş var. Bir bölümü fahiş reel faiz ödüyoruz eleştirisinde bulunuyor. Diğer bir bölümü ise para politikasında rehavete kapılınmaması için temkinli duruşta fayda olduğunu belirtiyor. Koç Üniversitesi Hane Halkı Enflasyon Beklentilerinde belirgin bir “yapışma” var. Enflasyondaki düşüşe rağmen beklentiler aynı hızda gerilemiyor. Bizim gibi merkez bankası bağımsızlığının görece zayıf algılandığı ülkelerde bunun riskli bir sinyal olduğuna işaret ediliyor. (Prof. Dr. Selva Demiralp) TCMB referans oranı %3.11 olarak devam ettiği için bu faiz indirimi kredi kartı veya KMH faizlerini düşürmeyecek. Düşüş için faiz oranının %33'lerin altına inmesi gerekir.
Özetleyecek olursak; aylık enflasyonlardaki yavaşlama hedeflerle tam uyumlu değil. Beklentilerin çıpalanması zayıf. Makro göstergelerimizin genel olarak iyileşme oranı ile (Uluslararası standartlara göre rezerv yeterliliği sağlamamıza ve KKM'leri bitiş noktasına getirmemize, cari açık oranını düşürmemize rağmen) paralel olmayan bir risk primimiz oranı mevcut. Bu da belirsizlik algısını net olarak ortadan kaldırmıyor.Tekrarında fayda var;“Hukukun üstünlüğünü güçlendiren, kurumların bağımsızlığını pekiştiren ve geniş kesimlerce sahiplenilecek maliye politikası ve yapısal reformlarla desteklenen kapsamlı bir kalkınma programına geçilmesi hayati derecede önemli. (TEPAV 21 Ocak 2026) IMF'nin ülkemize ait son çalışmalarından birisi şu hususu vurguluyor: Türkiye'de eskiden fiyatlar (mal ve hizmet)döviz kuruna çok endeksliydi. Şu anda ise döviz kurunun kontrolüne rağmen sadece mal enflasyonu bu kontrolden etkileniyor. Hizmet enflasyonunda ise kura bağlılık söz konusu değil. Hizmet fiyatlarında atalet ve katılık var. Demek ki artık oyunu farklı oynamalıyız. Enflasyonla mücadele çok yönlü, üretim odaklı, kapsamlı ve ölçüsüz servet transferleri yaratacak nitelikte olmamalı. Para politikalarında yeni dengelerin aranması kanaatindeyiz.