ENGİN TATLIBAL
Sanayide “Alet işler, el övünür” derler; küçük bir atölyede bile pense ve çekiç gibi edevat olmadan iş yapılamaz. Mikro ölçekteki bu durum, otomotivden demir-çelik fabrikalarına kadar makro ölçekte de geçerlidir. Makina olmadan, makina parçaları olmadan üretim yapılamaz. Buca Begos’ta faaliyet gösteren Şimşek İç ve Dış Ticaret, 40 yıla yakın süredir hazırgiyim ve konfeksiyon sektöründe kullanılan sanayi tipi dikiş makinaları ve büyük kesici sistemlerin yedek parçalarını üreten köklü bir şirket. Şimşek Yönetim Kurulu Üyesi Okay Şimşek’e hazır giyimde son yıllarda yaşanan sıkıntıların kendilerini nasıl etkilediğini sorduğumuzda, “ihracat” yanıtını verdi: “Bizimle çalışan firmalar üretimlerini yurt dışına taşıyınca, biz de yurt dışına tedarik yapmaya başladık. Böylece satışlarımızda ihracatın payı yüzde 75’e çıktı...”
Tekstil ve konfeksiyon sektörlerinin en önemli bileşenlerinden biri de makina ve Şimşek olarak yıllardır bu alanda yedek parça tedarik ve ihracatı yapan önemli bir markasınız. Nasıl başladı Şimşek’in macerası?
1987'de başladı maceramız. Emekli olan babamız İsmail Hakkı Şimşek, tekstil ve konfeksiyon makineleri ile yedek parçaları satışı yapmak üzere şirketimizi kurdu o tarihte. Büyük abim ticaret yapmak istediği için doğrudan katıldı, ben de üniversiteyi bitirince geldim ve bir aile şirketi olduk. Böylece 40 yıla yakın bir süredir hazır giyim sektöründe sanayi tipi dikiş makineleri yedek parçaları ve sarf malzemelerini tedarik eden, aynı zamanda yeni sektörlerde gelecek vaat eden ürünleri getirerek çözüm odaklı çalışan bir firmayız. Bu zaman içinde Japon ve Alman firmalarının temsilciliğini aldık ve aynı zamanda Japonca’da ‘şimşek’ anlamına gelen Kaminari markamızı yarattık. Bu markamızla Japonya’da tekstil işaretleme kalemleri ürettik. 2008 yılına geldiğimizde tekstilde plotter kağıdı ve cutter naylonu konusunda açık olduğunu gördük ve bu ürünlere odaklandık. İhracata yönelik olarak bunların üretimini yamaya başlardık, çünkü iç pazarda vadeler uzundu ve bizim bunu finanse edecek durumumuz yoktu. İki yıl boyunca elimde çanta, bütün dünyayı gezdim. Çok şükür şimdi güzel bir noktaya gelmiş bulunuyoruz.
Tekstil ve özellikle hazır giyimde son üç yıldır yaşanan sıkıntılar sizi ne ölçüde etkiliyor?
Oldukça fazla etkilendiğimizi söyleyebilirim. Bundan bir süre öncesine kadar ihracat ve iç pazar satışlarımız yüzde 50-50 şeklinde dengedeydi. Şimdi iç piyasada satışlarımız yüzde 25’lere geriledi ve ihracatın payı ister istemez arttı. Neredeyse tamamen bir ihracatçı bir şirket haline geldik diyebilirim. Bir anlamda mecburiyetten ötürü bu tablo oluştu, çünkü firmalarımız ne yazık ki küçüldüler, kapandılar, taşındılar. İç piyasadaki durumlar böylesine sıkıntılı olunca bir sektöre daha girdik ki o da hobi-maket sektörü oldu. Kardeşim bu konuya ilgili olduğu için bu alandaki ürünlerin herdevat.com sitemizde satışına başladık. Bu alanda da çok sayıda önemli markanın mümessilliğini almış durumdayız. herdevat.com ile beraber Amazon gibi başka noktalarda da satışımız var bu konuda. İç piyasadaki daralma sonucu küçülmemek için, çalışan arkadaşlarımızın bizimle kalmaya devam etmesini sağlamak için başladığımız bu yolculuk da gayet güzel gidiyor.
Çok ilginç gerçekten... Burada ilginç bir döngü var aslında. Tekstil ve hazır giyimde iç pazar sıkıntılı olduğu için ihracat pazarlarınızı genişletiyorsunuz; ama öte yandan kur ve maliyet baskıları nedeniyle ihracatçının karları da düşmekte?
Öyle aslında... Türkiye bu anlamda çok devinimli bir ülke. Ama tekstilin bu topraklarda çok eski bir tarihi var. Detaya girersem Denizli'deki Laodikya'ya kadar anlatabilirim. Yan sanayide, hammaddede, makinalaşmada çok ileri bir seviyeye geldik ülke olarak yıllar içinde. Zaten Türkiye'deki tekstil sektörünün sahip olduğu gücün en büyük sebebi de, üretimin yanında yan sanayinin gelişmiş olmasıydı. Ama artık fiyat/maliyet oranlarımız o kadar yükseldi ki konfeksiyon ve tekstilin üreticileri mecburen Türkiye'den çıkmak ya da küçülmek zorunda kaldılar. Teknik tekstiller ve diğer katma değerli ürünlerle yürüyebilenler hayatta kaldı, fakat yan sanayi kötü etkilendi. Bizim gibi sadece iç piyasaya yönelmiş olan yan sanayi üreticileri daraldı, kapasiteler küçüldü. Ama bu noktada bizim avantajımız, tekstil nereye giderse oraya gidebiliyor olmamız. Üretici Türkiye’deyse Türkiye’deki üretime parça tedarik ediyoruz, yurt dışına giderse oraya parça gönderebiliyoruz. Şimdilik bu avantaja tutunmuş durumdayız. Önceden tanıdığımız dostlarımız hangi ülkelerdeyse orada irtibatta kalıyoruz.
Peki bu durum sürdürülebilir mi?
Üç ile beş sene bu şekilde götürebiliriz, ama sonrasını ben de göremiyorum. Çünkü her yerde rekabet giderek sertleşiyor. Dünyada rakiplerimiz çoğalacaktır diye düşünüyorum.
Ürün yelpazenizi anlatır mısınız biraz da...
Konfeksiyon makinelerinin çoğunun yedek parçalarını tedarik etmekteyiz. Kesimhaneden başlayıp, finişe kadar, paketlemeye kadar yaklaşık on beş bin kalemin üzerinde çeşitli ürünler var bizde. Ayrıca tabi mümessili olduğumuz ve yurt dışından ithal edip tekrar yurt dışına ihracatını yaptığımız ürünlerimizde var. Üretimini kendimiz yaptığımız cutter naylonları ve tekstil kağıtları var. Az önce sözünü ettiğim hobi sektörüyle ilgili de iyi bir stokumuz oluştu.
Pazar ülkeleriniz arasında hangileri öne çıkıyor?
Avrupa’da öne çıkan pazarımız şu anda Polonya. Afrika'da Tunus’ta ve Mısır’da çalışıyoruz. Mısır'ın pazar payı son dönemde Tunus’a yaklaştı. Bir yandan da yeni pazar arayışlarımız oluştu. Şu anda Pakistan'a ve Ürdün’e yoğunlaştık. Geçtiğimiz günlerde Kenya'ya gittim, orada bir altyapı oluşturmaya çalışıyoruz. Sürekli pazar arayışına devam ediyoruz. Ama şu an hala Avrupa önde.
Avrupa önde dediniz... Ancak Avrupa’ya ihracatta sınırda karbon düzenlemesi mekanizması söz konusu ve bu durum ihracatçının en önemli gündem maddelerinden biri. Bu duruma nasıl hazırlanıyorsunuz?
Geçtiğimiz yıl güneş panellerinden kendi enerjimizi üretmeye başladık. Çatımız solar panellerle kaplı durumda. Akaryakıtla çalışan kızgın kazanlarımızın bir bacası vardı; bu sistemi elektriğe çevirdik ve baca artık yok. Yeşil belgelerimiz hazırlanıyor şu anda ve süreci bitirmek üzereyiz. Karbon ayak izimizi ölçtürmek için ilgili firmalarla anlaşmalar yapıldı ve orada da süreç devam ediyor. Bunların hepsi ek maliyet, ama ayakta kalmak için, Avrupa’ya ihracatımızı sürdürmek için yapmak zorundayız.
Tekstilde yurt dışına giden yatırımlar, yan sanayinin ihracatını artırdı
Konfeksiyon sektörüne makina yedek parçaları üreten ve tedarik eden Şimşek İç ve Dış Ticaret’in Yönetim Kurulu Üyesi Okay Şimşek, hazırgiyimde iç pazar tedarikçisi oldukları üreticilerin yatırımlarını yurt dışına taşımaları sonucunda kendi ihracatlarının arttığını, zira giden fabrikaların kendilerinden alım yapmaya devam ettiklerini söyledi.
Paylaş: