Geçtiğimiz yıl hem toplumsal hem de doğal olarak ciddi afetler yaşandı. Siyasi iktidarın CHP’li Belediyelere ve Partinin kendisine saldırıları toplumsal kırılmalara neden oldu. Susuzluk ve kuraklık ise geleceğimizi karartma işaretleri veren bir afet riski olarak karşımızda duruyor. İnsanlık tarihi incelendiğinde su yoksunluğunun birçok uygarlığı sarstığı ya da yerinden ettiği görülür.Bu nedenle kuraklık riskinin azaltılması büyük bir önem taşıyor.
Su Konferansı
İzmir’de de susuzluğun tepemizde dolandığı bir dönemde Ege Sanayicileri ve İşin sanları Derneğinin(ESİAD) Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) ve İzmir Ticaret Borsası (İTB) katkılarıyla gerçekleştirdiği“Su Konferansı” çok yerinde ve zamanında bir etkinlik oldu. ‘İzQ Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi’nde gerçekleşen konferansta konunun üç ana etkeni “Sanayide Su”, “Tarımda Su” ve “Kentlerde Su” başlıklarıyla ele alındı. Konunun uzmanları sorunları da iyi uygulama örneklerini de ele aldı.
Su Konferansını örgütleyen ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu açılış konuşmasında çok yönlü yaklaşımın ipuçlarını verdi: “Su, sadece bir kaynak olarak değil her damlası ölçülen, planlanan ve yeniden kazanılan stratejik bir unsur olarak görülmelidir. Su meselesi, tek bir kurumun görev ve yetki alanına sığmayacak kadar büyük ve çok boyutludur; merkezi ve yerel yönetimler, iş dünyası, akademi ve sivil toplumun ortak amaç doğrultusunda eş-güdümlü hareket etmesi kritik bir önemdedir.”
İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bülent Uçak da durumun önemine işaret etti: “Su kıtlığı sadece bir çevre sorunu değildir. Tarımsal üretimin azalması, gıda güvencesi ve ekosistem risklerini barındıran çok boyutlu bir etkiden bahsediyoruz.”
EBSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Ürün’ün dediği gibi “suyun değeri kuyu kuruyunca anlaşılırmış, tam da böyle günlerden geçiyoruz; suyun, geleceğin Bitcoin’i ve geleceğin altını olması bekleniyor.”
T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Neşat Onur Şanlı’nın sunumundaki yaklaşım da dikkat çekiciydi:“Tarımdaki su kullanımının farkındayız ve suya göre planlamaya geçtik. 2024 yılı itibariyle il su kurulları, havza su kurulları ve Ulusal Su Kurulu’nu oluşturduk. Su kanununa ilişkin teknik çalışmalarımızı tamamladık ve 2026 yılı içerisinde meclisin onayına sunacağız.”
Şanlı’nın “Su Kanunu” ile ilgili söylediklerini önemsedim çünkü su konusuna bütünleşik bir yaklaşım olmadan sorunun çözülmesi çok zor. 25 ana su toplama havzasına ayrılmış olan ülkemizde su konusuna karışan ve birbiriyle eşgüdüm içinde çalışamayan o kadar çok kurum var ki! Devlet Su İşleri (DSİ), Tarım ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği (ÇŞİD) Bakanlığı, yerel yönetimler, su birlikleri, su kooperatifleri arasındaki eşgüdümsüzlük su sorununu çözümsüz kılıyor. Bu yüzden ‘Su Kanunu’nun soruna bir çözüm getirmesini umuyorum.
Gri Su Kullanımı
İzmir Büyükşehir Belediyesi (İzBB) Başkanı Dr. Cemil Tugay ve İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan İzmir’deki durumu ve yatırımları yansıtan konuşmalar yaptılar.
Açılış konuşmasında Tugay’ın İzBB’nin kayıpları yüzde 24,8’e indiren yatırımlarını anlattıktan sonra akılcı bir yaklaşım olan ‘gri su’ kullanımından söz etmesi kentin geleceği açısından önemliydi. İzBB Başkanı suyun yeniden kullanımı konusunda sanayicilere seslenerek şunu vurguladı: “Kendi tesislerimizde ve belediyemize ait binalarda hızlı bir gri su dönüşümü için çalışmalar yürütüyoruz. Lavabo ve duşlardan gelen suların sterilize edilerek yeniden kullanılmasını sağlayacak sistemler üzerinde çalışıyoruz. Aynı zamanda kurum bünyesinde bir deneyim ve uygulama odağı oluşturacağız. Bu ekip, öncelikle belediyenin diğer tesisleri, ardından kamu kurumları ve nihayetinde tüm kent için gri su dönüşümüne yönelik çalışmalar yürütecek. Geri kazanılan bu sular peyzaj sulamasında, rezervuar kullanımında, kent temizliğinde ve yangın söndürmede değerlendirilebilecek. Yürütülecek hızlı ve kapsamlı çalışmalar sayesinde İzmir’de kullanılan suyun yaklaşık yüzde 30’unu gri su dönüşümü ile elde edebileceğiz.”
İzBB’nin atık su ile yağmur suyunu ayrıştıran yatırımlarını Aziz Kocaoğlu döneminden bu yana sürdürmesi de gri su yönetiminde ciddi bir çalışma olduğunu da ben ekleyeyim.
Yönetmelik değişikliği
Bilindiği gibi ÇŞİD Bakanlığının Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nde yaptığı düzenlemeyle 1 Ocak 2026’dan sonra parsel alanı 2 bin metrekarenin üzerinde olan yapılar ve geniş çatı iz düşümüne sahip binalar yağmur suyu sistemleri kurmakla yükümlü olacak. Ayrıca 200 yatak üzeri konaklama tesisleri, 10 bin metrekareyi aşan AVM'ler ve 30 bin metrekare üzerindeki kamu yapılarında gri su sistemi kurulumu zorunlu oluyor. Şimdi iş bu uygulamaların denetiminde…
Hilton oteli yapılırken İzmir İnşaat Mühendisleri Odası yapımcı şirkete gri su sistemi kurulmasını önermiş ama olumsuz bir karşılık almıştı. Oysa bu konferansta ‘Swissôtel Büyük Efes’ İzmir Genel Müdürü Rıza Elibol, “2004 yılında misafir başına 368,6 litre su harcatmışız, bu miktarı 2025 yılında 150,8 litreye düşürdük” diyerek gri su uygulanmadan bile alınan önlemlerin ne denli önemli olabileceğini gösterdi.
Yerimizin sınırlılığı içinde ancak konferans üzerinde durabildim. Ayrıntılar İzBB ve ESİAD sitelerinde bulunabilir. Su Kanunu üzerine düşüncelerimi yansıtmayı sürdüreceğim.
Su sorununa bütüncül yaklaşım
Su sorununa bütüncül yaklaşım
Paylaş: