.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast
Folkart Orion

Seni çok özleyeceğiz Çetin ağabey

Okuma Süresi: 3 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Seni çok özleyeceğiz Çetin ağabey
Seni çok özleyeceğiz Çetin ağabey
Paylaş:
Yeni Asır gazetesinin Gazi Bulvarındaki eski binasına ilk olarak 1964 yılında girdim. Elimde Cumhuriyetçi aday Barry Goldwater’ın ağır yenilgisini inceleyen yazım vardı. Cemil abi (Devrim) yazımı kabul edip yayınlayınca dünyalar benim olmuştu. Gazetenin Başyazarı Dinç Bilgin’in babası Şevket Bilgin’di. Güngör Mengi o sıralar Can-Can köşesinin yazılarını kaleme alıyordu. Yazı İşleri Müdürü iyi gazeteci Nevzat abi (Dönmez) kültür-sanat sayfasını hazırlamamı istedi. İki yıl boyunca haftada 2 kez tiyatro ve sinema üzerine yazılarım yayınlandı. Ta ki 1966 yılında Dinç Bilgin, İngiltere’den dönüp dizginleri eline alıncaya dek. O geldikten sonra hazırladığım sayfalar reklamlar dolayısıyla küçüldü. Bazı haftalar yok oldu. Ben de 1967 yılının ortalarında yazmayı bıraktım.
O yıllarda Çetin abi ile tanışamadım; çünkü spor muhabiri olarak tabandan başladığı Ege Ekspres gazetesinden sonra Demokrat İzmir gazetesini yönlendirmeye başlamıştı. ‘Yeni Asır’a geçmesi 1976 yılına rastlar. Ofset baskı tekniğini ilk uygulamasıyla, daha sonra da daktiloları kaldırıp tümüyle bilgisayara geçmesiyle Türkiye’de öne çıkan Yeni Asır’ın İzmir’de güçlenmesinde Çetin Gürel’in özellikle gazetenin içeriğindeki etkili rolü bence önemlidir.

İzmir’den Vazgeçemedi 
Bu atılımların verdiği özgüvenle ulusal çapta etkili olmak için 1980’li yılların başında İstanbul’a gitmeye karar veren Dinç Bilgin ile birlikte bu yolculuğa çıkanların arasında Çetin Gürel de vardı; kurulan Sabah Gazetesinin kurucu kadrosunda yer aldı, genel müdürlük ve grup başkan vekilliği görevlerinde bulundu. Kendisiyle bu gidişle ilgili yaptığım sohbetlerde 1980 askeri darbesi sonra gelişen Özalcı neo-liberal savrulmanın halk düşmanı siyasetlerine dayanamadığını hissettim. Sabah gazetesinde, genel olarak da ‘İstanbul’ gazeteciliğinde Zafer Mutlu çizgisi egemen olmuştu. Gazetelerin Bayram günlerinde çıkarılmayıp Gazeteciler Cemiyeti tarafından yapılması bu yıllarda terk edildi. Kendine eşi az görülen bir yat alan Dinç Bilgin, Özal hükümeti üyelerine emirler veriyordu adeta. Teknik ilerleme dört nala giderken insani ilişkiler, ülke çıkarları vb. ayaklar altına alındı. Dinç Bilgin’in yargılanmasına neden olan banka alımları da bu yıllara rastlar.
Çetin abinin kişiliği bu gibi rezilliklere katlanmasına izin vermedi. Tüm maddi olanakları da elinin tersiyle iterek İzmir'e döndü. Gazetecilik o denli ruhuna damga vurmuştu ki 1991 yılında ulusal ölçekte ses getiren bir ekonomi gazetesi olan GÖZLEM’i ve eklerini İzmir’de çıkarmaya başladı. Soldan sağa çok çeşitli ekonomik ve siyasi görüşlerin toplandığı kaliteli bir yayın oldu GÖZLEM. Duayen gazeteci abimiz Öcal Uluç baştan beri yanındaydı. Güman Kızıltan, Orhan Ayber, Ali Nail Kubalı, Akkan Suver gibi yöneticilerin, Muzaffer Demirci, Hüsnü Erkan gibi akademisyenlerin, Metin Öney, Tınaz Titiz gibi siyasetçilerin, oda başkanlarının, çeşitli görüşlerden iş insanlarının katıldığı panel ve açık oturumlarda ele alınan görüşler ülke ölçeğinde gelişmelere damgasını vurdu. İnşaat Mühendisleri Odası Şube Başkanıyken İzmir’in sorunlarının, özellikle de deprem konusunun ele alındığı açık oturumlara çağrıldığım zaman Gözlem gazetesi ve Çetin Gürel ile tanıştığımı anımsıyorum.

Örnek Gazeteci
Daha sonra Konak Belediye Başkanlığı görevim sona erdiğinde, Çetin abinin daveti üzerine gazetemize sürekli olarak yazmaya başladım. O zaman Çetin abinin gazetecilikteki ustalığını daha iyi kavradım. Her şeyden önce gündemi iyi izleyen, gazetenin o haftaki içeriğini buna uygun belirleyen bir bakış açısına sahipti. Tüm yazıları gazete çıkmadan okuduğu izlenimi edindim. Ayrıca özel bir konuya değinmemin yararlı olacağını düşünürse telefon eder, bana önerilerde bulunurdu.
Deniz Sipahi dostumuzun 26 Temmuz 2026 tarihli Hürriyet gazetesindeki köşesinde yazdığı “Çetin Gürel’in Ardından” yazısından bir bölümü, onun kişiliğini çok iyi ifade ettiğini düşündüğüm için buraya aktarıyorum:  
“Gazetecilik farklı bir meslektir. Muhabirken haberin peşinden koşarsınız. Eğer şansınız yaver giderse... Sonra müdür olursunuz; Genel Yayın Yönetmeni ya da üst düzey bir yönetici... Çetin Gürel; hepsini, daha fazlasını da oldu. Patron da oldu; Türkiye’nin ilk haftalık ekonomi gazetesi Gözlem’i kurdu, çok da başarılı oldu. Çetin abi farklıydı.
Makamları, kapıları, odaları değişti ama haber merakı hep devam etti. Türkiye’de yönetici olup muhabir kalabilen insan sayısı zaten çok değildir. O, son örneklerden biriydi.”
Kızı Zeynep Gürel’e bir kez daha başsağlığı diler, babasının yolunda ilerleyeceğine inancımı paylaşmak isterim. Çetin Abi seni çok özleyeceğiz!