.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Sanayisizleşme ekonomik çöküştür

Okuma Süresi: 3 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Sanayisizleşme ekonomik çöküştür
Sanayisizleşme ekonomik çöküştür
Paylaş:
Ülkemiz 1980 sonrasında “sanayileşme” Stratejisini terk ederek “ ticaret” stratejisine yöneldi. Başlangıçta bu yönelim, “ihracata dayalı sanayileşme” olarak topluma sunuldu. Ekonomik teşvik sistemi başlangıçta güçlü olarak İhracata tahsis edildi. Hatta bu teşviklerden yararlanmak isteyen bazı fırsatçılar sahte ihracat belgeleri düzenleyip Devleti dolandırdı. Ancak ekonomide yaşanan yüksek enflasyon süreçleri, ekonomik krizler ve gerçekleştirilemeyen yapısal reformlar, düşen tasarruf ve yatırım oranları, nedeniyle strateji saf bir “ ticaret” stratejisine dönüştü. Zira bu krizlerde iflas eden küçük ve orta ölçekli firmalar yanında, birçok şirket yabancılara yok pahasına satıldı, özelleştirildi veya yurt dışına taşındı. Oysa olması gereken bilgi çağı ve bilişim teknolojilerine dayalı yeni ve yenilikçi bir sanayileşme stratejisinin başlatılması idi. Ayrıca AKP yönetimi getirdiği Anayasa değişimi ile özelleştirmeleri hızlandırdı ve elde avuçta var olan sanayi işletmelerinin çoğu yapancılara satıldı ve özelleştirme sonrasında kapatıldı. Ayrıca AKP yönetiminde ithalata da ağırlık ve kolaylıklar gösterilerek, ithalatın sürüklediği büyüme ile “yoksullaştıran büyüme “ dönemi yaşandı.
Diğer yandan Ülke içinde AKP’nin bir kanadını oluşturan FETÖ çetesinin Ordu ve Genel Kurmayı itibarsızlaştıran kumpas davaları toplumu kutuplaştırırken ekonomide yatırım ortamı daha da bozuldu. Daha sonra parlamenter sistemi tek adam yönetimine dönüştüren uygulamalar ekonomide kontrol mekanizmalarının devre dışı bıraktı. Ekonomi biliminin kuralları yerine, ideoloji temelli ekonomik tercihler ile Merkez Bankası ve diğer ekonomi temelli bakanlıklar, tek merkezin yönetimine alındı. Bu tür bilim dışı uygulamalar döviz kuru ve enflasyonu hızla yukarı çekerken ithal enflasyonla birlikte üretim düşüşleri kaçınılmaz oldu. İşsizlik, yoksulluk ve yoksunluk attı.
Bütün bu gelişmelere paralel olarak AKP iktidarının ekonomik teşvik tercihi, tümüyle ticaret ve inşaat sektörüne odaklandı. Zira bu alanlar, yatırım ve üretim için uzun dönemli stratejik plan gerektirmeyen, kısa dönemli imtiyaz ve teşviklerle yeni yandaş ticari firmalar kazanmaya en uygun sektörler idi. Dünyada kamudan en çok kontrolsüz ihale alan 5 şirket bu dönemde Türkiye’de doğdu. Bunlara tanınan yap-işlet-devret modelinde, Devletin kasasından 5 kuruş çıkmıyor derken; yapılan düzenlemelerde ölçüsüz ve hesapsız uzun vade ve kullanım sayılarının yetersizliğini Devlet bütçesinden karşılama garantisi, bütçenin en büyük yüklerinden birisi durumuna geldi.
Değinilen bütün bu dönemler boyunca ekonomideki sanayisizleşme sürecinin özeti TÜİK’in, 27 Ağustos 2025’te yayınlanan, Avrupa İş İstatistikleri için hazırladığı, Yıllık Sanayi ve Hizmet İstatistiklerinde görmek mümkün olmaktadır. 2024 yılında “faal olan girişimlerin” yüzde 44,4 hizmet sektöründe; yüzde 35,1 i ticaret sektöründe ve 7,9’u inşaat sektöründe olmak üzere yüzde 87,4’ü sanayi dışı alanda bulunuyor. Sanayide aktif olan girişim ise sadece yüzde 12,6’dır.
İstihdam açısından konuya baktığımızda, yüzde 44,4 lük işyerine sahip Hizmet sektörü, yüzde 39,2 paylık bir istihdam yaratıyor. Yüzde 35,1’lik işyeri ile ticaret sektörü sadece yüzde 23,3lük bir istihdam payına sahip. Yüzde 7,9’luk işyeri payına sahip inşaat sektörü is yüzde 10,3lük bir istihdam payı yaratıyor. Oysa işyeri payı yüzde 12,6 olan sanayi ise yüzde 27,2’lik istihdam payı ile kendisinin neredeyse 2,2 katına yaklaşan bir istihdam payı yaratmış.
Ciro açısından bakıldığında yüzde 35.1lık işyeri payına sahip ticaret, sadece yüzde 23,3’lük bir istihdam payı ile toplam cironun yüzde 45,8’lik bir payına sahip olmuştur. Yüzde 44,4 işyeri payına sahip hizmet sektörü, görece yüksek istihdam payına rağmen cirodan sadece yüzde 16,9’luk bir pay alıyor. İnşaat sektörünün ciro payı ise yüzde 7,1 de kalmıştır. Sanayi sektörü işyeri sayısında 12,6’lık payına rağmen bunun 2,4 katı bir ciro ile yüzde 30,2 pay almıştır. Görüldüğü gibi Hizmet sektörü en çok işyeri payına rağmen, bu pay oranından 5,2 puan daha altta bir istihdam payı ve 17,5 puan daha düşük bir ciro payı yaratmıştır. Sadece Sanayi sektörü kendi işyeri payının 2,2 katı istihdam ve 2,4 katı ciro yaratıyor. Ayrıca sanayi sektörü içinde de İmalat sektörü üretim değeri açısından 2024 yılında 21,9 trilyon TL değer yaratırken buna en yakın ticaret üretim değeri olarak sadece 6,76 trilyon üretim değeri yaratıyor. Özet olarak en yüksek katma değer, istihdam ve ciro yaratma açısından, verimliliği en yüksek sektör sanayi ve imalat sanayi olmaktadır. Başka bir deyimle sanayileşme stratejisi yerine ticaret stratejisini öne çıkarmak ekonomik kaynakların verimsiz kullanımına yol açmakta, daha düşük verimlilik, daha düşük istihdam, daha düşük ciro ile zayıf bir ekonomik bünye oluşmaktadır. Üretim değeri düşüklüğü, yoksulluk, verimsizlik ve işsizlikle mücadele için çözüm: ileri teknolojiye dayalı yenilikçi sanayileşmedir. Sanayisizleşme, uzun vadede ekonomik çöküştür.