Bu haftaki yazım ekonomi dışında olacak. Zira bu yazının yazıldığı gün bu seneki “Ramazan” ayı başlangıcıydı. Biliyoruz ki Ramazan ayı, iyiliklerin, yardımlaşmanın, dayanışmanın yoğunlaştığı bir dönem. Bu nedenle bu haftanın yazı konusu bu oldu. Zimem defterleri ve sadaka taşları iyilik, yardımlaşma, birlik ve beraberlik duygusunun bir ifadesi olarak en güzel örneklerden sadece ikisi.
Sadaka taşları:
Hz. Peygamber (SAV) bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmaktadır. “Yedi Zümre insan vardır ki hiçbir gölgenin bulunmadığı bir günde Allah, onları kendi arşının gölgesinde barındırır. Bu yedi sınıf insandan biri de sağ elinin verdiğinden sol elinin haberi olmayan kimsedir. (Buhari – Müslim).Kuranı Kerimin Bakara Suresinin 264. ayetinde de “Ey iman etmiş olanlar, vermiş olduğunuz sadakaları, yapmış olduğumuz iyilikleri başa kakmak ve eziyet vermekle geçersiz kılmayın” denmektedir. Gerek yukarıdaki ayet ve gerekse hadisteki ortak nokta sadaka ve infakta gizliliğin daha önemli olduğu, reklâm ve çıkarcılığın iyi bir şey olmadığı hususudur. Ecdadımız bu tespitten hareketle iffet ve hayâlarından ötürü fakirliklerini gizleyenler ve ihtiyaçlarını açıkça söylemeyen kimseler için zarif bir yardım yolu bulmuştur. Bu yolla alan el “hesap”tan veren el de“gurur ve riya”dan korunmaya çalışılmıştır. Ecdadımızın bize miras bıraktığı ve fakat günün koşullarına adapte edemediğiniz bu yol, “Sadaka Taşları”dır. Bu taşlar Türk mahallelerinin birer fazilet abideleridir. İstanbul’da 173 tane tespit edilmiştir. Farklı çap, ebat ve şekillerde olmakla birlikte genellikle beyaz renkli, silindirik, çoğu antik mermer sütunlardır. Yükseklikleri 120 – 130 cm kadardır. Günümüze çok azı ulaşabilen bu “Sadaka Taşları”nın üç-beş semtte bir bulunduğu belirlenmiştir. Ör.: Üsküdar İmrahor örneğinde olduğu gibi daha ziyade tekke, dergâh, cami,medrese, mezarlık gibi yerlerin yakınlarında bulunurdu.Yardım yapmak isteyenler ayni ve nakdi yardımlarını buraya bırakırlardı. Enteresan olan husus şudur ki fakir ve muhtaçlar bu taşlardan sadece ihtiyaçlarına yetecek kadarını alırlardı. Burada her zaman bir nakit ve ayni bir kıymet bulunuyordu. 17. yüzyıl İstanbul’unu anlatan bir Fransız gezgin bir sadaka taşına bir hafta kimsenin uğramadığını yazmıştır. Bir insan sadaka vermekle hayır yapıyordu ama kime iyilik yaptığını da bilmiyordu. Karşılarında iyilikten ezilen iki büklüm insanlar olmuyordu.
Zimem Defterleri:
Ramazan ayında hali vakti yerinde olanlar kılık kıyafet değiştirerek hiç tanımadıkları mıntıkalara gidip bakkalın, manavın tenha zamanlarını seçerek; “Zimem Defteriniz var mı?” diye sorarlardı. (Zimem Defteri; Esnaftan veresiye mal alan mahalle sakinlerinin borçlarının yazılı olduğu hesap defterleriydi.) Esnaf, gelene bu defteri gösterir, gelen varlıklı kişi de “Lütfen, baştan, ortadan ve sondan şu kadar sayfada yer alan borçları toplar mısınız?” derdi. Esnafın hesapladığı toplam borcu gelen varlıklı kişi esnafa ödeyerek – Silin borçlarını, Allah kabul etsin diyerek çeker giderdi. Borcu ödenen borcu ödeyenin kim olduğunu bilmezdi. Böylelikle hiçbir maddi çıkar gözetilmeksizin sadece Allah rızasıyla karşılıksız, riyasız, gösterişsiz olarak sadaka ve infak yapılarak şükredilirdi. Günümüz Zimem Defterleri Kredi Kartı borçlarıdır. Bilindiği üzere veresiye defterleri değişen ekonomik koşullar ve gelişen alışverişteki dijital uygulamalar sayesinde tedavülden kalkmış, bunların yerini kredi kartları almıştır. Gerek toplumsal bir hastalık haline gelen tüketim çılgınlığı ve gerekse kişilerin, gelir yetersizliğinin çözümlerini kredi kartlarında arama yanlışlıkları toplumumuzda ciddi sayıda kredi kartı faciaları yaşanmasına neden olmaktadır.
Artık nostaljik anılardan kalan “sadaka taşları” ile “Zimem defterleri” uygulamaları yerine zamanımızın mütevazi zenginleri kredi kartı batağına girmiş aileleri aynen “Zimem defterleri” uygulamasında olduğu gibi bu borçlardan kurtarmak için benzer girişimlerde bulunabilirler. Ecdadımızın uyguladığı söz konusu çözümler fakirinin de zenginin de onurlu olduğu bir toplumda uygulanabilir. Çünkü her iki uygulamada da istismar mümkün iken kimse bu istismarlara tenezzül etmemekteydi. Sadaka taşlarına konan yardımlara ihtiyaç sahipleri dışında kimse el sürmemekteydi. İhtiyaç sahipleri de ihtiyaçlarının üstüne bir miktar almıyorlardı. Zimem defterleri uygulamalarında da borcu silen esnaf da alacağını ikinci kez tahsil etmeyi aklının ucundan bile geçirmiyordu. Bencillik ve dünyevileşmenin en zirve noktasında yaşayan günümüz insanının yardımlaşma uygulamalarında çağdaş benzerlerini yaratması toplumsal dayanışma açısından gittikçe daha fazla önem taşıyor.
Sadaka Taşları ve Zimem Defterleri
Sadaka Taşları ve Zimem Defterleri
Paylaş: