.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Rusya'yı tanımak

Okuma Süresi: 3 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Rusya'yı tanımak
Rusya'yı tanımak
Paylaş:
Her ne kadar Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Sayın Vladimir Putin'in dostlukları bilinse ve ülkemize her sene gelen Rus Turist sayısının 7 milyona yaklaştığı görülse de kuzey komşumuzla ilgili çalışma ve yayınların hak ettiği ölçüde yoğun olmadığını takip edebiliyoruz. Halbuki gerek tarih gerekse stratejik bağlamda ilişkilerin çok daha yoğun olacağı bir ortam, iki ulus için de kazan kazan düzleminde ulusal çıkarların gereği olduğu bariz bir gerçek. 

Rusya, devasa 17.234.135 kilometrekarelik yüzölçümü ile dünyanın en geniş ülkesi. Bu, gezegenimizin yaşam alanının sekizde biri anlamına geliyor. Nüfusu da 150 milyon sınırında. En kalabalık dokuzuncu ülke. GSYİH bakımından dünyanın 9. ülkesi. Satın alma gücü paritesini referans alındığında ise dünya altıncısı. İhracatının yüzde 80'ini petrol, doğalgaz ve metaller oluşturuyor. Yani bir enerji süper gücü olarak kabul edilebilir. Dünyanın en büyük doğalgaz rezervlerine sahip. Petrol ve kömür rezervlerinde de ilk on ülke içine giriyor. Dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından birisi...

Rusların tarihi biraz kurgu ile karışık bir durum arz eder. Ünlü tarihçileri M.N. Karamzin, Rusların tarihini idealize ederek, sözü, bu topraklarda çok eski tarihlerde yaşayan Kimmerler, İskitler ve Sarmatlar'a getirip, Ruslar ile devam eder!  Bu söylemi daha sonraki S. Solovyev ve G. Vernadski gibi tarihçiler de devam ettirdi. 

Özellikle SSCB döneminde, resmi tarih doktrinleri, ideolojik ve politik düşüncelerle, Etrükslere kadar giden yerli Rus-Slav kavim kökeni vurgusu bir doktrin halinde dile getirildi. Elbette tüm bunların altında yatan en önemli amaçlardan birisi de Rusya Tarihinde Türklerin oynadığı rolü yok sayma gayretinden başka bir şey değildi! Rus Bozkırlarında Avar, Hazar, Peçenek, Kuman ve Moğolların hakimiyeti altında yaşayan Ruslar gerçeği silinmeye çalışılıyordu.1917 yılına kadarki Rus İmparatorluk mülkünün yarıdan fazlasının Türk kökenli milletlerin memleketi olduğu ve Çarlık aristokrasisini oluşturan birçok ailenin 'Ruslaşmış' Moğol-Türk olduğu unutulmamalı!

Rusya tarihinin iki müstesna ismini duymuşsunuzdur: Korkunç İvan ve Deli Petro! 1533 yılında Büyük Knez III. Vasili öldüğünde, tahta üç yaşındaki oğlu İvan geçmişti ama yaşı küçük olduğu için annesi Elena naip oldu. Elena kim? Asılları Türk olan knez Glinkilerden! 

Rusya'ya yirmi yıl boyunca yaptığı zalimlikler ile (ki oğlunu bile bir kızgınlık halinde öldürmüştür!)  Rus tarihindeki en acımasız hükümdar sıfatını hak eden Korkunç İvan, öte taraftan İdil boyunca ülkesini genişleten ve devlet sistemini kuran reformları ile Rusya'nın büyümesine yol açan büyük unutulmaz fatihlerindendir. Nitekim, kendisinden sonraki üç yüz elli yıl içinde, Rusya, komşuları aleyhine sınırlarını mütemadiyen genişletmiş, küresel boyutlarda bir yayılım gerçekleştirmiştir. Korkunç İvan'ın politikasını, bugün bile, Kırım ve Ukrayna ilhakları için çabalayan Putin karakterinde görebiliriz. 

Korkunç İvan'ın kurduğu devleti imparatorluk seviyesinde bir Batı ülkesi haline getiren ise Deli Petro'dur. Deli Petro, Rus Hükümdarlarının en önemlisi olarak addedilir. Yaşam, kültür, endüstri ve modernleşme bağlamında ülkeyi 'Avrupalılaştıran' bir isimdi. 

Zamanında Rusya gibi halkın geriliği, tembelliği ve barbarlığı, Avrupa saraylarında alay vesilesi olan bir ülkeden yaptığı sosyal ve eğitim odaklı devrimler ile yepyeni bir milleti oluşturmuş, tarihin müstesna kişilerinden birisi oldu. Onun sayesinde, Rusya, Avrupa'nın büyük devletleri arasında uluslararası siyasette yerini alma şansına kavuştu. Gerçi, Deli Petro, tarihte böyle anılmayı biraz da Türklere borçlu!.1711 yılı temmuzunda, Rusya Osmanlılarla savaş halindedir ve Baltacı Mehmet Paşa'nın Tuna boyunca ilerlediği bir alanda, Prut nehri sahilinde, Deli Petro'nun komuta ettiği küçük bir ordu ile karşılaşılır. Baltacı Mehmet Paşa hemen bunları kuşatır ve imha etmek için yürüyüş emri vermeye hazırlanır. Ruslar, bozgun halinde çekilmeye çalışsa da, arkadan Devlet Giray Hanın birliği ve müttefik İsveç Kralı Demirbaş Şarl'ın ordusu, Rusların kaçış yollarını tıkar. Yani Deli Petro, tarihten silinmek üzeredir. Ancak, Ruslar tüm şartları kabul ederek barış isterler ve Osmanlı'dan alınan Azak Kalesi, Dinyeper kıyıları ile Lehistan toprakları vs. geri verilerek, imza atılır. Böylece Deli Petro, ülkesini dönüştürecek reformlarını yapmak için zaman kazanır!

Diyeceğim o ki, belki sevgili okurlar bu yaz Rus tarihi okumak isteyebilirler. Bunun için iki kitap önereceğim, ilki Türk Tarih Kurumu tarafından basılan 'Başlangıçtan 1917'ye kadar Rusya Tarihi.' Prof. Dr. Akdes Nimet Kurat tarafından kaleme alınmış. Diğer tavsiye edeceğim eser ise Prof. Dr. Ataol Behramoğlu'nun, İş Bankası Kültür yayınlarından çıkan '1. Yüzyıldan 21. Yüzyıla, Rus Edebiyat Tarihi'. İnsanlığa, siyasi ve kültür tarihi açısından tartışmalı olduğu kadar aynı zamanda heyecan verici ve yaratıcı birçok birikimi armağan eden kuzey komşumuzu daha iyi tanımalıyız bence!