.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Resmi ve fiili faiz

Okuma Süresi: 3 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Resmi ve fiili faiz
Resmi ve fiili faiz
Paylaş:
Para Politikası Kurulu, piyasa beklentilerine paralel faiz oranı % 37'yi değiştirmeyerek borç verme faiz oranını %40 ta, gecelik borçlanma faiz oranını ise %35.5’te sabit tutma kararı aldı. Aslında resmi faiz oranı arttırılsaydı kendisine rahat bir alan açmış olurdu. Çünkü fiili faiz zaten artmıştı. Sadece onu resmileştirmiş olurdu. Böylece faiz ve koridor değiştirilmemiş oldu. Karar metninin açıklamasında “İktisadi faaliyet yavaşlıyor, enflasyonun yükselmesi ihtimaline karşın ihtiyatlı duruşun devam edeceği vurgusu” tekrar teyit edildi.
Bu toplantıda tahmin ve hedefler değiştirilmedi, 11 Haziran'daki müteakip toplantıda savaşın sürecine göre tahmin ve hedefler revize edilebilir. Halen talepten daha ziyade bir arz şoku problemi yaşıyoruz. Enerji ve emtia kaynaklı artışlar nedeniyle bir taraftan “Maliyet Enflasyonu” ile diğer taraftan zengin kesimin “Talebi” kaynaklı bir enflasyonla karşı karşıyayız. Zaten yerli yabancı carrytradeçilere fahiş reel faiz ödüyoruz. Yerleşiklerin ciddi bir dövize yönelme riski de yok. Enflasyon Mart’ta geriledi ancak Nisan’da yükselecek. İkincil etkiler gündeme gelecek. Kapasite kullanım oranı 2025 yılında %74'lere kadar geriledi, halen bu düzeylerde yatay seyrediyor. Enerji fiyatlarının savaş nedeniyle yüksek artışı gerek orta ve gerekse uzun vadeli beklentiler ile rasyonel fiyatlamayı bozdu. Likidite koşullarının sıkı tutulacağı anlaşılıyor. Savaşın enflasyonist riskleri bu şekilde yönetilmeye çalışılacak.
Üç yıldır uygulanan ekonomi politikasının esası sıcak para akışı üzerine kurulu. Esas problem “ödemeler dengesi kırılganlığı”, bu kırılganlıkta tüm enerji gereksinimi ithal yoluyla karşılandığından cari açık sorunundan kaynaklanıyor. Zira yurtiçinde dövizin arz-talep dengesini sağlayamıyoruz. Bu nedenle bu tür dış portföy yatırımlarına ihtiyaç duyuyoruz. Dış yatırımcıyı da çekebilmenin yolu anlamlı reel faiz ödemek. Bütçe açığının kontrolü içinde harcamaların disipline edilmesi ve gelirlerinin artırılmasına gidiliyor. İç denge ve dış dengenin iyi gidişi temerrüt risk primini düşürüyor ve böylece makul maliyetle borçlanılarak döviz dengemizi sağlamaya çalışıyor, ödemeler dengesi kırılganlığı riskini de geçici de olsa ortadan kaldırıyoruz. Ancak bu politikalarla dünyada düzlüğe çıkmış bir ülke yok.
Nitekim üç yılı aşan süredir uygulanan bu politikalarla zengini daha zengin fakiri daha fakir yaptırmanın dışında fiyat istikrarında ciddi bir mesafe alamadık. 2023 yılında yerel seçimlere kadar hayli zaman kaybettik. Üstelik Sn. Şimşek’in “Rasyonele Dönüş Programı”nın başlangıcında önden yüklemeli yüksek faiz artırımı da yapmadık. 2024'te kamu maliyesini gevşek tuttuk. Nakit bütçe açığı bu yılda 2.1 trilyon TL'ye çıktı. 2025 yılında ise kamu maliyesini sıkı tutarken bu defa sepet kur artışını %30'a,kredi artışını ise %44 oranına yükselttik. Ancak aynı yıl İmamoğlu tutuklanması siyasi şokunu yaşadık. Bir anda sıcak para önemli miktarda dışarıya çıktı. Enflasyonu %44'lerden ancak %31'e düşürebildik. 2026 ilk çeyreğinde ise sepet kur artışı tekrar %21'e düşürülürken, bütçe açığı geriledi. Ancak kredi artışı yine %41'lerde seyretti.
Döviz kurunu baskılarken kredi artışını kısıtlamayarak para arzı kaynaklı enflasyonu körükledik. İşte bu ortamda enflasyon %31'lerde dolaşırken savaş ve enerji şoku yaşadık. Bu yıl ekonominin yavaşlamasına rağmen bütçe disiplinin aynen devamı gerekiyor. Önümüzdeki günlerde “Mutlak Butlan” gibi bir iç siyasi şok ile savaş şoku gibi bir dış şok beraber yaşanacak olursa ciddi ekonomik problemlerle baş başa kalabiliriz. Bu durumda fiyat istikrarına ulaşmak bir başka bahara kalacaktır. Merkez Bankası'nın enflasyonla mücadelede sadece döviz kurunu baskılamanın ötesinde önlemler arayışında olması gerekiyor, hatta belki de Sn. Şimşek’in ekonomi politikasına bankanın resmi görevlerinden biri olan “danışma” hizmeti vermesinde de büyük yarar var.