2026 yılında geçerli olacak yeni asgari ücret 28.075 lira olarak belirlendi. Brütü 33.030 TL. İşverene maliyeti 39.553 lira. Bir önceki yıla göre artış oranı %27. Bu sene işçi kesiminin temsili olmadan işveren ve hükümet temsilcileri tarafından asgari ücretin belirlenmesinde uluslararası standartlar, hane halkının geçim koşulları, yoksulluk ve açlık sınırları gözetilmedi. Asgari ücretin artış yüzdesi %27'de kalırken gıda (özellikle et, süt peynir gibi temel gıdalar), konut, eğitim harcamaları dolar bazında asgari ücretin artış oranından çok daha fazla artmış durumda. Asgari ücretlinin alım gücü bu artan orana rağmen düştü. Asgari ücret, 2025 yılı on bir aylık dönemde 6.574 TL kayıp yaşayarak 15.531 TL'ye gerilemişti. İşçilerin 2025 ve 2026 yılında enflasyon nedeniyle uğradıkları ve uğrayacakları kayıplar dikkate alınmadı. Ayrıca büyümeden de işçilere pay verilmemiş oldu. 2026 yılında gelir dağılımı daha da bozulacak. Asgari ücret bilindiği üzere bir işçinin çalışması karşısında alabileceği yasalarla belirlenmiş en düşük ücret seviyesidir. Bu ücretin belirlenmesinde, çalışanın ve ailesinin gıda, konut, sağlık, ulaşım ve eğitim gibi temel ihtiyaçlarını insan onuruna yaraşır bir şekilde güvence altına alması amaçlanmıştır. Açlık sınırının altında belirlenmesinin yegâne nedeni enflasyonun çözümünün ücretlilerin ve emeklilerin talebinin daraltılması yoluyla gerçekleştirileceği sabit fikridir. Prof. Dr. Selva Demiral hocanın vurguladığı gerçeği yinelemekte fayda var.“Enflasyon konusunda ne kadar şahin bir duruşa sahip olunursa olunsun, asgari ücreti bu tartışmanın merkezine koymak doğru değildir. Enflasyonu düşürmek adına ücret artışını sınırlamak, acı reçetenin faturasını sadece düşük gelirli kesimlere çıkartmak anlamına gelir. Literatürde ücret artışlarından enflasyona geçişkenlik konusunda birebir doğrular nitelikte bir ilişki de söz konusu değildir. Özellikle sermaye yoğun sektörlerde ücret artışları enflasyona sınırlı yansır. Rekabetçilik ve verimlilik artışı ücret artışlarını absorbe edebilir.”
Asgari ücret civarında maaş alanların oranı Avrupa'da en yüksek ülke Türkiye'dir. (%57) Avrupa'da bizden sonra en yüksek oran Romanya’da %20, diğer ülkelerde ise %5-%17 oranları civarındadır. Çok önemli bir diğer sorun tecrübeli, kıdemli çalışanların, işe yeni giren vasıfsız ücretlilere yakın ücret almasıdır. Bu durumda asgari ücret ortalama ücret haline geliyor. Bu konudaki çözümleri sadece para politikası araçlarından beklemekte doğru değildir. 2021-2023 dönemindeki ultra gevşek, negatif reel faizli para politikalarıyla yaratılan gelir/servet dengesizliğinin çözümünü maliye politikası araçlarıyla yapmaya çalışmalıyız. Ayrıca TCMB’nin 2021 yılındaki bir raporunda asgari ücret artışının, enflasyonu sadece %0.06- 0.08 civarında arttırdığı hesaplanmıştır. İşçi ücretlerinin enflasyon yarattığı konusunda bu kadar sabit fikir varken IMF ve AB raporlarına bile giren “Satıcı Enflasyonu” konusunda ne düşünülüyor? Bu bağlamda tartışılan bir diğer konu da “Negatif Gelir Vergisi Önerisi.” 2026 yılında tahmini ücret gelir vergisi tevkifatı1.65 trilyon TL. Uzmanlarca (TEPAV Hakkı Hakan Yılmaz çalışması) negatif gelir vergisi önerisinin maliyeti çeşitli seçeneklere göre bütçeye getireceği yük 200 milyar TL civarında. Eğer bugün uygulanan asgari ücret desteği kaldırılarak negatif gelir vergisi uygulanması halinde maliyet çok daha aşağılara inebilecektir. Bu negatif gelir vergisinin 2026 yılında bütçeden ödenecek 2 trilyon üstündeki faiz gideri karşısında çok düşük kalacağı görülmektedir. Ancak tekrar ediyoruz bu olay bir bölüşüm sorunu olup politika tercihlerinin bu yönde çalışmayacağı gerçeğini gözler önüne seriyor. DİSK-AR raporunda belirtildiği üzere 2026 asgari ücreti planlanan kişi başı gelirin oranı itibariyle geçmiş yıllardakine (2000 öncesi yıllar) benzer gibi olsaydı bugün asgari ücret çok daha yüksek belirlenecekti. Sendikalaşma oranı son yıllarda çok düştü. Sendikalaşmada işçi haklarının korunması açısından çok önemli.
Özetle yeni asgari ücret, işçilerin alım gücünü, refahını arttırmayan, GSYH’nin büyümesinden yeterince pay almayan 32 milyonu aşkın ücretlinin gittikçe daha büyük yüzdesi oranında asgari ücret civarında kümelendiği gelir ve servet dağılımını daha da bozacak olan bir ücret olmuştur. Orta sınıfın gittikçe düşük gelirliler sınıfına gerilediğini görüyoruz. Büyümenin niteliği refah artışı ile ölçülür. Büyüyen gelir adil dağılmazsa sadece gelir adaletsizliğini daha da arttırmış oluruz. Bu ücret seviyesinden ne işçi ne işveren memnun olmuştur. Ülkemizde öteden beri gelir dağılımı adaletsizliği süregelmektedir. Emeğin faktör verimliliği oldukça düşüktür. Bu iki sorunun birlikte çözümü için radikal düzenlemelere şiddetle ihtiyaç var.
Refah arttırmayan yeni asgari ücret
Refah arttırmayan yeni asgari ücret
Paylaş: