Politik ortam PKK’yı cesaretlendirmiş olabilir mi?
Politik ortam PKK’yı cesaretlendirmiş olabilir mi?
Paylaş:
Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı.
GÖZLEM – Mardin'in Nusaybin ilçesinde polis barikatlarını aşan bir grup, sınır hattında dikili Türk bayrağını indirdi. Bu çirkin olay hakkında Adalet Bakanı Yılmaz Tunç "Mardin Nusaybin–Kamışlı sınır hattında terör örgütü yandaşlarınca bayrağımıza yönelik gerçekleştirilen alçak girişimi lanetliyorum. Bu menfur olayla ilgili olarak Mardin Cumhuriyet Başsavcılığımızca adli soruşturma başlatılmıştır” dedi. Tunç açıklamasında “Suriye’nin Halep kentinde Hükümet güçleri ile SDG/YPG terör örgütü arasındaki çatışmalar bahane edilerek ülkemizde gerçekleştirilen eylemlerle ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılıklarımızca soruşturmalar devam etmektedir. 393 kişi hakkında işlem yapıldı. 35 kişi hakkında tutuklama kararı verildi. 105 kişi hakkında gözaltı kararı, 50 kişi hakkında yakalamaya yönelik kararlar alındı. Özellikle bayrak indirme olayıyla ilgili olarak 14 kişi gözaltına alınmış durumda” dedi. “Bunca şüpheli varken” olayların gelişmesine karşı bir “istihbarat eksikliği” söz konusu olabilir mi?
K – Olmaz olur mu? Bu olayların en önemli nedenlerinden birisi istihbarat eksikliği. Bunun nedeni de bu olaylarla mücadele edebilecek unsurlar arasında özellikle son dönemlerde liyakat yerine aidiyet esası üzerinden atanmış olanların sayısının artması ve yine politik tercihler sonucu güvenlik kadroları için yeterli bütçenin ayrılmıyor olması. Ancak bana göre bu son bayrak olayındaki en büyük etken iktidarın yeni açılımla yarattığı politik ortam. İktidar, aslında yurt içinde önceden yok noktasına gelmiş olan terör ve bu tür aşırı eylemlere katılanları son açılımla yeniden cesaretlendirdi. Hem bu kişilerin Anayasa’ya aykırı isteklerini, Apo ile görüşmeyi, Apo’ya ve binlerce teröriste affı gündeme getirmelerine müsaade edeceksiniz, ondan sonra da en küçük bir protesto eyleminde bayrağın direkten indirilmesine sözde tepki gösterecek, karşı çıkacaksınız. Bayrağın indirilmesine karşı çıkıyorduysanız, bu ortamın yaratılmasını sağlamayacaktınız.
GÖZLEM – Suriye’de neler oluyor?
K – İşin özeti ABD Suriye Kürtlerini “sattı.” İyi bir “kazık attı.” PKK’nın Suriye uzantısı PYD’nin dahil olduğu SDG’den desteğini çekti. SDG’nin belki bağımsız bir Kürt devleti kurma hayali vardı. Ama ABD, SDG’yi, şu an için kendisinin işine daha çok gelen, “İsrail’e karşı ılımlı, İran’a karşı mesafeli” Suriye devleti içinde yarı özerk bir konuma “ikna etti.” Ya da SDG şu an için ikna olmuş gözüküyor. Böylece kısmi özerklik karşılığında, kısmi üniter Suriye içinde kendine yer bulmuş oldu. ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack bu “satışı” “Suriye IŞİD ile Mücadele Küresel Koalisyonu’na katıldı. Bu gelişme ABD-SDG ortaklığının gerekçesini değiştiriyor... Şam artık IŞİD’in gözaltı tesisleri ve kamplarının kontrolü de dahil olmak üzere güvenlik sorumluluklarını üstlenmeye istekli ve hazır olduğundan SDG’nin sahadaki başlıca Işid karşıtı güç olarak çıkış amacı büyük ölçüde sona ermiştir... Şu anda Suriye’deki Kürtler için en büyük fırsat Şara liderliğindeki yeni hükümetin geçiş sürecinde yatmaktadır. Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olarak tanınma, Kürt dili ve kültürünün anayasal olarak korunması ve yönetime katılım gibi SDG’nin iç savaş ortamında sahip olduğu özerkliğin çok daha ötesinde haklar sunmaktadır” ifadeleriyle duyurdu. Trump da dalga geçer gibi “Suriye’de çok iyi iş çıkardım. Kürtleri korumaya çalışıyorum” dedi.
GÖZLEM – Türkiye’nin “Suriye politikası” konusunda görüşünüz?
K – Türkiye’nin Suriye politikası, Suriye’yi ideolojik olarak da kendilerine yakın mevcut HTŞ tabanlı Şara iktidarına terk etmek ve bölgede İsrail’in güvenliğini önceleyen ABD’nin isteklerine karşı çıkmayacak şekilde ilişkileri yürütmek oldu. Bu süreçte en önemli öncelik SDG’nin ayrı bir Kürt devletine evrilmesini engellemek idi. Son anlaşma ile Türkiye’nin bu isteği “kısmen gerçekleşmiş” gözüküyor. Buna karşın SDG ve Suriye’deki Kürtler, Şam hükümeti ile kendilerine ciddi anlamda özerklik sağlayan şartları elde ettiler. Anlaşmayı Cumhuriyet’e değerlendiren Dış Politika Analisti Aydın Sezer “SDG, Kürtler nüfus olarak ağırlıklı oldukları bölgelerdeki konumlarını koruyor... petrol sahalarının merkeze devrinden bahsedilirken ‘Kürtlerin özel durumu göz önünde bulundurulacaktır’ deniyor. Yine Kobani’de yerel kuvvetlerin oluşturulacağı bir güvenlik biriminden ve Haseke’ye vali atanmasından bahsediliyor. Bu son iki madde, Kürtlerin orada yetinecekleri alanla ilgili farklı bir yönetim biçimine sahip olacakları şeklinde yorumlanabilir” diyerek Suriye’de Kürtlerin özerkliğinin o veya bu biçimde devam edeceğine işaret ediyor.
GÖZLEM – Tüm Emekliler Sendikası, emekli maaşlarına yapılması planlanan zamların yetersizliğine tepki gösterdi. Soma’da yapılan açıklamaya katılan emekliler, “artan hayat pahalılığı karşısında geçinemediklerini” anlattılar. Emekli maaşına yapılan zamma tepki göstererek “20 bin lira maaşla insanlar pazar çantalarını nasıl dolduracak? Hasta garantili hastanelere, geçiş garantili köprülere para var ama emekliye gelince para yok. Para var da paranın kimden yana kullanılacağı önemli. Emekçilerden ve emeklilerden yana kullanılmadığı belli. Gereken cevabı sandık önümüze geldiğinde herkes verecek” dediler. Siz ne diyorsunuz?
K – Emekliler biraz daha beklemek zorunda kalacaklar diyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan hesabını seçimlere göre yapıyor. Seçimlerin 2027’nin ikinci yarısında planlandığı anlaşılıyor. Buna göre emekliler ve enflasyonla mücadele programından büyük zarar gören diğer tüm sabit ve dar gelirli yurttaşlara dönük iyileştirmelerin ancak 2026’nın ikinci yarısından itibaren devreye gireceği anlaşılıyor. Oysa hafta içinde iktidar, kamunun, kamuya iş yapan taşeron firmalardan olan yaklaşık 60-70 milyar liralık kıdem tazminatı alacaklarından vazgeçmese, en düşük emekli aylığını kabaca 800 lira arttırabilirdi. Erdoğan da 2023 seçimleri öncesinde memur ve memur emeklilerine seyyanen 8 bin lira zam yapılacağını vaat etmişti. Bu vaatini o zaman tutmadı ama kanımca 2026’nın sonunda tutacak ve en düşük emekli maaşını, CHP’nin önerdiği gibi, asgari ücret seviyesine çıkartacak. Ancak o zamana kadar emekliler ile diğer dar ve sabit gelirliler ciddi geçim sıkıntısı çekmeye devam edecek.
GÖZLEM – 2025 yılında da toplam gelirin yarısı geçen yıl olduğu gibi en zengin yüzde 20'lik gruba gitti, orta gelir grubundakilerin durumu değişmezken, en düşük gelir grubunun toplam gelirden aldığı pay ise yüzde ancak 0,1 arttı. Gelir dağılımındaki bu dengesizlik ortada iken, Ana Muhalefet Partisi olan CHP’nin yönetici ve sözcüleri bu gerçeği ve “iktidara gelirlerse, bu durumu nasıl düzelteceklerini” halka anlatabiliyorlar mı?
K – Kısmen ve henüz cılız bir sesle. Dikkat ederseniz geçen hafta CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in iktidarı kısmen de olsa “köşeye sıkıştıran” bir emekli maaşlarını arttırma çıkışı vardı. Özel “Sadece son altı yılda 1,2 milyon emekli daha, ‘en düşük emekli maaşı alanlar’ arasına katıldı. ...en düşük emekli maaşı alan kişi sayısı 4,9 milyona ulaştı... En düşük emekli maaşını derhal bir asgari ücret seviyesine çıkartacağız... Bu önemli adım 650 milyar para istiyor. ‘Para yok’ dediler ancak bu para var. ‘Vazgeçilen kurumlar vergisi’ kalemine 768 milyar lirayı bulanlar; emekliye 650 milyar lira vermemekte... Türkiye’de kaynak değil paylaşım sorunu var. AKP kaynağı vatandaşla değil yandaşla bölüşmekte...” demişti. Bunu önemsiyorum. Bu çok elle tutulur bir öneri ve proje. İktidarın buna yanaşmayacağı kesin ama iktidara gelirse CHP’nin emeklilerin ve dolayısıyla önemli bir dar gelirli kesimin gelirini arttırıp, bunu en varlıklı kesimden alarak; aslında gelir dağılımını nasıl düzelteceği çok güzel ortaya çıkıyor. Ancak CHP liderinin bu tür örnekleri, özellikle çok varlıklı kesimlere sağlanan “Vazgeçilen kurumlar vergisi” kalemini, getirilen vergi aflarını, garantiler ve diğer avantajları hiç durmadan gündeme getirip, bunları nasıl ortadan kaldıracaklarını ve açığa çıkacak kaynakları örneğin yeni öğretmen alımı gibi, emeklinin maaşının arttırılması gibi alanlara nasıl aktaracaklarını mütemadiyen anlatması gerekiyor.