On yılı aşkın süredir ekonomi yazıları yazıyorum. Bu sürede beni en çok etkileyen konu toplumların kalkınma süreçlerinde önceliğin sadece büyümeye verildiğini diğer yandan “bölüşüm” konusuna yeterince değinilmediğini gözlemledim. Bundan böyle büyüme analizlerini yaparken hemen onun yanında bölüşüm konusunu birlikte irdelemeye çalışacağım. İktisat biliminde “Politik İktisat” bu konuyu ayrıntıları ile değerlendiriyor. Ülkemiz ekonomisi ile ilgili değerlendirmeye geçmeden önce şu hususu vurgulamakta yarar var. Son yıllarda ekonominin matematiksel formüllere, algoritmalara indirgenmesi bölüşüm konusunun ötelenmesine neden oldu diye düşünüyorum. Halbuki politik iktisat; piyasaların tek başına yalıtılmış mekanizmalar olmadığını, aksine devlet, hukuk, toplumsal sınıflar ve güç ilişkileriyle doğrudan şekillendiğini gösterdiği için hayati bir öneme sahip. Saf matematiksel formüllerin aksine ekonomik kararların arkasındaki siyasi tercihleri ve bunların toplumsal refah üzerindeki etkilerini açıklamak gerektiğini düşünüyorum.
Linkedin’de planlamacı geçmişli Osman Berke Duvan’ın bir hafta önce “Politik İktisat” konulu bir çalışması ve grafiği yayınlandı. Bu çalışmanın konumumuzla doğrudan bağlantısı olduğundan burada ayrıntılı olarak değinmek istiyorum. İlgili çalışmanın kısa bir özeti şöyle;“Politik iktisat; sadece zenginliğin doğası ve nedenleri üzerine bir araştırma değil sanayi ürünlerinin oluşumuna katılan sınıflar arasında bölüşümü belirleyen yasalar üzerine bir araştırmadır. (David Ricardo’nun Thomas Malthus'a mektubundan)Gerçekten 19 yüzyıl iktisatçıları için asıl mesele üretilen artığın ücret, kar ve rant arasında nasıl bölüşüldüğüydü. Nitekim çalışmasına dayanak olan “ISO 500 Kuruluşlarında Çalışan Başına Katma Değer ve Reel Ücretler (1982=100)” grafiği konuyu net bir şekilde ortaya koyuyor.Bu çalışmada ücretler TÜFE-ÜFE ortalamalarıyla, yaratılan net katma değer ise İmalat Sanayi Deflatörü ile reel hale getirilmiş. Bu çalışmada Türkiye'nin en büyük sanayi kuruluşlarında 1982-2025 döneminde çalışan başına net katma değer ile çalışan başına reel ücretlerin seyri grafikleştirilmiştir. Buradaki seyir ülkemizin liberalleşme ve dışa açılma sürecindeki bölüşüm ilişkilerinin nasıl değiştiğine ilişkinde önemli sonuçlar göstermektedir.
1982-1988 12 Eylül döneminde ve sonrasında çalışan başına reel katma değer reel ücretlerin üzerinde seyretmiştir. 1989-1994 döneminde reel ücret artışları verimlilik artışlarını aşmış. Bu durum 1994 kriziyle tersine dönmüştür. 2001 krizinin ardından özelleştirmeler hız kazanmış. ISO 500 içinde kamunun ağırlığı azalmış, mülkiyet yapısı ile beraber “bölüşüm” ilişkileri de yeniden şekillenmeye başlamıştır.
2002-2022 döneminde çalışan başına yaratılan net katma değer güçlü biçimde artarken reel ücretler uzun yıllar büyük ölçüde yatay seyretmiştir.Bu dönemdeki verimlilik artışları reel ölçüde ücretlere yansıtılmamıştır.Bölüşüm sermaye lehine yeniden şekillenmiştir. Pandemi emek aleyhine bu tabloyu daha da ağırlaştırmıştır.
2023-24 Döneminde ise EYT düzenlemesi ve yüksek asgari ücret artışları emek aleyhine olan kayıpları bir ölçüde telafi etmiştir. Kuşkusuz 2008-2009 küresel krizindeki istihdam gerilemesinin de etkileri göz ardı edilmemeli. Sözü edilen çalışma ülke genelindeki birikim ve bölüşüm ilişkilerini tam olarak göstermez. Ancak büyümede kimler ne kadar etkili, kimler ne ölçüde pay alıyorlar, katkı-paylaşım ilişkisini göstermesi açısından önemli bir çalışma.
Politik iktisada göre; bölüşümün adaletli yolu; pastayı büyütmek sadece yetmez, bunun yanında pastayı adil kesmek ve kesme bıçağını herkese vermekten geçer. Sadece piyasa dersen eşitsizlik büyüyor. Sadece devlet dersen verimlilik düşüyor. İkisinin dengesi; kuralları olan rekabetçi piyasa ve kuşkusuz gerçek anlamda sosyal devlet. Adaletli bölüşüm bir lütuf değil, zorunluluktur. Ekonomi ahlaktan ve siyasetten ayrı düşünülemez. Bu nedenlerle bölüşümde adaletin dört ayağı olmalı; vergi yoluyla dengeleme, pazarlık gücüyle (sendika, toplu sözleşme, güçlü, adil ve dengeli asgari ücret)dengeleme, rantı (imar, faiz, imtiyaz) vergilendirme ve nihayet sermayeyi tabana yayma (çalışan kardan mutlaka bir pay almalı ve insanlar sadece ücretli olmaktan çıkarılıp ortak hale getirilmeli.)
Politik iktisat büyüme ve bölüşüm
Politik iktisat büyüme ve bölüşüm
Paylaş: