.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Palantir denilen bela

Okuma Süresi: 4 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Palantir denilen bela
Palantir denilen bela
Paylaş:
Günümüz iletişim ortamında ‘algoritma’ çok kullanılan sözcüklerin başında geliyor. Sözlükler ‘algoritma’yı “belirli bir problemi çözmek veya belirli bir amaca ulaşmak için çözüm yolunun adım adım tasarlanması” olarak tanımlıyor. Bu sözcük dünya gündemine en çarpıcı şekilde ABD’de Trump’ın seçildiği 2016 Başkanlık seçimleri sonrası geldi. Trump’ın seçim kampanyasını yürüten ‘Cambridge Analytica’ şirketinin sosyal medya ortamını kullanarak seçmeni yönlendirdiği iddiası yaygınlaştı. Aynı firmanın Birleşik Krallığın Avrupa Birliğinden ayrılmasına yol açan 2016 Referandumu sürecinde de benzer bir yöntem kullanarak seçmeni yönlendirdiği gerçeğini 2019 tarihli "Brexit: The Uncivil War" (Kuralsız Savaş ya da Uygar Olmayan İç Savaş) adlı televizyon filminde izlemek mümkün. Şirket, sosyal medya üzerinden seçmenlerin kişisel tercihlerine ulaşıyor, “Avrupa Birliği yüzünden 80 milyon Türk, İngiltere adasını işgal edecek” gibi sahte haberleri algoritmalarla kullanıcıların beyinlerine işliyor, böylece onları yönlendirebiliyordu. Bu ihlallerin ve ardından gelen davaların sonucunda bu kötü ünlü şirket 2018 yılında iflas ederek ortadan yok oldu. O yok oldu ama yüzlercesi sosyal medya ortamında kol geziyor. Milyonlarca insan yalan haberlerin, belli bir ürünün reklamı için ortama gönderilen mesajların vb. tutsağı oldu. Hele işin içine Yapay Zekâ (YZ – Artificial Intelligence) yapımlar girince neyin gerçek neyin yapmacık olduğu tam bir bilmeceye döndü.

Dijital çağ

Tayfun Maro gibi birçok kişi bu gelişmeler karşısında sanayi devriminin ertesi belirsizliklerle dolu yeni bir döneme girildiğini ileri sürüyor. Tayfun Maro ‘Belirsizliğin Kaotik Evreninde’ başlıklı yazısında şöyle yazıyor: (Bkz: 30 Nisan 2026 tarihli Egede Sonsöz) “Yaşanan büyük bunalımın altında yatan gerçek; sistem dengeden çıktı ve dengeye geri dönmesi beklenmiyor; yeni dengelerin oluşması söz konusu. Bu durum da belirsizliğe yol açıyor. Çünkü oluşacak yeni dengeler konusunda mutabakat yok. Belli ki mutabakata varan yolları açmak için çok kan dökülecek. Yeni bir sistem inşa ediliyor, devletten yerele uzanan hatta kurulmak istenen yeni düzen, sanayi devrimiyle ortaya çıkan Dünya düzenini dışlıyor. Dijitalleşen sistemin ihtiyaçlarına cevap verecek yeni yapılanma söz konusu. Kapitalizmin 500 yıllık tarihsel ömrü dolmak üzere. Sanayi devrimi sonlanıyor. İnsanlık yeni bir çağın şafağında. Dijital çağa geçiş bir yıkımla mı gerçekleşecek, kontrollü geçiş sağlanabilecek mi? Belirsizin kaotik evreninde bu sorunun cevabı aranıyor.”

AI- Yapay zekâ sorunu

Her geçen gün gelişen YZ uygulamalarının insanlığın yararına olduğu kadar emperyalist amaçlarla kullanıldığında Gazze ve İran’da yaşanılan katliamlara neden olabileceği biliniyor. ‘Oda Tv’de Gözde Sula’nın ve ‘Herkese Bilim ve Teknoloji’ dergisinin bu konuda yazdıklarını okuyunca başta ‘Palantir’ olmak üzere YZ şirketlerinin neler yapabileceklerini düşünüp insanlığın geleceği için kaygı duymamak elde değil. (Daha ayrıntılı bilgi için Gözde Sula’nın  4 Ekim-10 Aralık 2025 ve 27 Şubat-07 Mayıs 2026 tarihli ODA TV yazılarının yanı sıra, Orhan Bursalı’nın HBT dergisindeki incelemeleri özetleyen 3 Mayıs 2026 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’ndeki yazısına bakınız)

Palantir belası

Palantir ‘Yüzüklerin Efendisi’ yazarı Tolkien'in yarattığı yapay Elf dili Quenya'da palan (uzak) ve tir (izlemek/gözetlemek) kelimelerinden türetilmiş; "Uzakları Gösteren" veya "Gören Taş" anlamına geliyor.  Palantir şirketine şundan dikkat etmek gerekiyor. Kurucusu Peter Thiel, karanlık düşüncelere sahip olması bir yana ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in yükselmesine destek veren kişi. Felsefe ve hukuk eğitimi alan Thiel, Nazilerin anayasa hukukçusu Carl Schmitt’in görüşlerinden etkilendiğini belirtiyor, ABD’nin dört bir tarafında verdiği vaazlarla totaliter yaklaşımları savunuyor. Palantir CEO’su Alex Karp ise daha da karanlık birisi. Üniversite rektörü iken Nazilerin hizmetine giren 20. yüzyılın ünlü filozofu Martin Heidegger’den etkilendiğini açıkça yazıyor. N. Zamiska ile birlikte yazdığı ‘Teknolojik Cumhuriyet: Sert Güç, Yumuşak İnanç ve Batı’nın Geleceği’ kitabı adeta bir kötülük bildirgesi. Karp’a göre, “21. yüzyılda ulusal egemenliğin ve özgürlüklerin korunması artık sadece tank ve tüfekle değil, yazılım ve yapay zekâ ile mümkün; Batı’nın demokratik değerlerinin korunması için yazılım cumhuriyeti modeline dönülmeli; bu modelde teknoloji devleri, devletin savunma ve güvenlik ihtiyaçlarını birinci dereceden öncelemelidir.” Onun 22 Maddelik ‘savaş doktrini’ de bu saldırgan yaklaşımı içeriyor. Gazze’de 100 binleri gözünü kırpmadan öldüren soykırımcı İsrail Siyonistleri, İran’da daha ilk günden 170’e yakın okul çocuğunu bir ‘tık’la katleden ABD bombalarına kumanda edenler, Karp’ın bu doktrinini kullandı. Palantir Şirketi, istihbarat, güvenlik ve finans alanlarında ABD devletine insanlığı hiçe sayan çözümler öneriyor. Örneğin ABD’de ‘Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza’ (ICE) kurumu mültecileri ve göçmenleri takip etmek için Palantir kullanılıyor. İsrail ve İngiliz hükümetlerinin de Palantir algoritmaları kullandığı biliniyor.  Çin Halk Cumhuriyeti ile ‘şimdilik’ uzlaşma yolunu seçmiş görünen Trump’ın yanında götürdüğü ‘teknoloji patronları’ arasına emperyalist saldırılarında kullandığı Palantir yetkililerini almaması bir rastlantı olmasa gerek!