.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast
Folkart Orion

Özgür Özel CHP'ye veda etti

Okuma Süresi: 5 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
CHP Grup Başkanı Özgür Özel, son kez partisinin grup toplantısında konuştu ve yeni partinin kurulacağını resmen ilan etti.
Özgür Özel CHP'ye veda etti
Paylaş:
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, 21 Mayıs günü CHP'nin 38'inci Kurultayı'na ilişkin mutlak butlan kararı vermişti. Böylece Kemal Kılıçdaroğlu ve yönetimi göreve geri gelmişti.

Mutlak butlan kararı 56 gün sonra, geçen cuma, adli tatilin başlamasına bir iş günü kala Yargıtay'a ulaştı.

Dosyanın incelenmesi sonbahara kalırken CHP Grup Başkanı Özgür Özel'in 'Yeni Parti' kararını duyuracağı ileri sürülüyordu.

Son kez CHP kürsüsünde konuşan Özel, partisine veda etti.

Özel, şunları söyledi:

Her son bir başlangıçtır. Bugün bu kürsüye her zamankinden farklı duygularla belki de vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyarak çıktım. Hep beraber tarihi bir kavşaktayız. Bugün buradan tarihi bir konuşma değil samimi bir konuşma yapmaya geldim. Tarihi konuşmayı yapılacak ilk seçimin akşamında yapmak üzere tarihe emanet ediyorum. Yol arkadaşlarım Kasım 2023'ten bu yana hep beraber yaşadıklarımızın siyasi tarihimizde önemli bir yer tutacağından hiçbirimizin şüphesi yok. Size söz veriyorum her şey bittiğinde asla unutkan olmayacağız, her şey bitecek ama hep birlikte hatırlayacağız. Bugüne kadarki duruşumuzdan birileri gelir geçer, unutulur biter, üzerinden yıllar geçer, yapanın yanına kâr kalır, birtakım kişilerin-yapıların sorumluluklarının üzerinden rüzgar alır diye düşünmesin. Zalimi zalim, mazlumu mazlum olarak sinip kaçanı korkan, sorumluluk alanı birer kahraman olarak, dost olanı dost, olmayanı biz de anacağız, tarih kaydediyor. Tarih herkesi bugünlerde nasıl duruyorsa öyle yazacak. Tarihte ilk kez mevcut genel başkanı bir yarışmalı seçimde değiştirdik. Düzenin tekerlerine ilk çomağı orada soktuk. Seçim yaklaşırken hep sordular bize... 'Size gelip devletten konuşan var mı? Derin yerlerden gelen konuşan var mı?' 'Ne bu partiyi ne bu düzeni size vermez' dediler. O günden sonra başımıza ne geldiyse yapılanların hepsi bundandır. Tarihi bir konuşma değil açık açık konuşulacak, tarihe bırakılacak ve günü geldiğinde hatırlanacak, milletin karşısına alnı açık şekilde çıkılacak bir konuşma yapmaya geldim. Esas o gün partide ve ülkede bir yönetim anlayışı değişti. 'Tıpış tıpış oy verecekler' diyen anlayış yerine, sokağı dinleyen bir anlayış partide yönetime geldi. Değişimcinin cenazesine gelmeyip aksine tutumda olanları gidenleri de gördük, bir kişiyi ötede bırakmayan, 'bundan sonra iktidar hedeftir, düşmeyin birbirinize' diyen... İşte tam da bu yüzde bu partiyi bölemezler, partinin adı, logosu değişir. Gün gelir devran değişir, ayrı düşenler birleşir ama bu birlikteliği bölemezler. Biz bir bütünüz bu bütünü asla bozamazlar. Bir tarafta milli iradeyi baş tacı yapıp öbür tarafta alaşağı eden Erdoğan, demokrasi sınavını geçemedi. Bazı gecikmiş vedalar olur, o vedalar en sonunda doğru noktaya oturur. Kaybeden ne yapıyor diye bakarlar, seçimi kaybettiğinde emaneti teslim ettiklerinin huzur bulmasının, onların diğer partilerle rekabet etmenin, onlara engel olmamanın çok güçlü bir değeri vardır. Belediye başkanlarımıza art arda operasyonlar başladı. Partinin kurumsuzlaştırılma ve lidersizleştirilme sürecinin düğmesine Erdoğan tarafından basıldı. 'Arkadaşlarımızın aklanması lazım, partimizin arınması lazım' diyen genel başkan, 10 yaşından beri arkadaş satmamış Özgür Özel olamazdı, olmayacak. Derin devlet bu arada bir daha geliyor. Geliyor diyor ki 'Ankara merkezli siyaset yap, otobüsün üzerinden in, Ekrem'i bırak, gel burada çimento var harç var karalım arkadaşlarının üzerine sen dök, 50 yaşındasın 80'e kadar partinin başında oturursun' diyorlar. Yol ayrımı burasıdır. Yol ayrımı AKP'nin yenemediği, kara düzen siyasetine, kardeşlerini teslim edip onların üstüne beton döküp o betonun üstünde parti içi iktidarda mı oturacağım, o kardeşlerim için mücadele mi edeceğim? Onun kararının verildiği gündür.

Büyük kurguyu yapıp içinde bir memur çocuğuna, arkasında lobilerin olmadığı, geleceğe yönelik taahhütleri olmayan birine yarının iktidarını verecek miyiz, yoksa derin devletin kirli hesabına uyacak bir iş birliği mi yapacağız sorusuna verilmiş cevaptır bizim yürüyüşümüz. Butlan kararının üzerinden 61 gün geçti, bayram geçsin tepki durur diyenlerin bugün içinde oldukları durum da tam da bu noktada ya biz bu kör düğüme oturup çözeceğiz, ya bu kördüğümleri teker teker koparıp atacağız memleketin önünü açacağız. Altı okun kıymetini, bu partiye söz söyletmeyen Özgür Özel'in o günden bugüne gelene kadar mücadelenin en iyisini yapmak için üzerine düşeni yapacağından hiçbirimizin şüphesi yoktu. 1333 oy aldım son seçimde. Dedim ki üçünü kendime saymıyorum. Bu oy Özgür Özel'in şahsına, ekibine verilmiş değil partinin iktidar yürüyüşüne, güçlü bir birliktelikle inancı paylaşanların oylarını sandığa atarak gösterdikleri dayanışmanın ürünüdür. İlk telefon, 'kurultaya gidin efendim, el ele yürüyelim.' 'Yapamam tedbir var'. Kim diyor, 'Bir avukat arkadaş'. 32 profesör altına imza attı, tedbir kararı kurultaya engel değil. AYM, geçmiş örnekler 'Delege imza topladıysa mutlaka kurultay yapılmalıdır'. PM'de kararı alınabilir bu kurultayın. PM'de 8 farkla öndeyiz, 9 vekilimizi ihraçla PM'de çoğunluğu kendisine almaya çalışmalar... Arkadaşları hem disipline veriyor, 'gidecekler yargılanacaklar' AKP'ye diyor ki 'dokunulmazlıkları kaldırın' dönüp diyorlar 'PM yok'. 60 kişilik PM 23'e düşüyor. 'Yapmam kurultay' diyor. 1040 arkadaştan imza alırız, 500'ü Kemal Bey'e oy vermiş delegedir. Kendine oy veren 500 delegeyi dinlemeyip kurultayı dinlemiyor. Burada 74 il başkanı var. 56 tanesi Kemal Bey'in döneminde de il başkanı olanlar, bir daha seçilmişler. Daha içimi yakanı söyleyeyim. Dün Bilecik'teydim. Kadın il başkanını erkekler seçiyor, 30 yaş altı gençlerin seçtiği gençlik kolları başkanlarını 70 yaş üstü belirliyor. Yetki nereden butlandan, butlan yetkisi nereden Saray'dan. Sonra diyor ki 'gitmeyin partiden'. 7 ay boyunca Saray mahallelerde birbirimizi yememizi istiyor. Yok öyle yağma... Partiliyim diyene söylüyorum, ister son kongrenin delegeleriyle, ister iki milyon üyemizin her biriyle yüzde 90'ın altında oyu güvensizlik sayarım partinin önünü açarım. Hodri meydan, var mısın? Tarih bir yerde kırılacaksa burada kopacak. Kimse bana particilik oynamayacak. Ya CHP'li gibi davranılacak ya Saray'dan alınan talimatlar unutulacak. Sokakta sel olup akanlara şaşıyor musunuz? Biz akıp gidiyoruz, siz 4 kişiyle davul zurna tedbirli esnaf ziyareti yapmaya kalkıyorsunuz. Biz milletimize şunu söyledik. Sokakta bizi gören kimi 'partiyi bunlara bırakma' dedi, kimi 'yeni parti kur' dedi. Bugün mecbur bırakılmış, vakti gelmiş hüzünlü bir vedanın hemen eşiğindeyiz. Ancak yeni bir başlangıcın sarsılmaz umudunu içimizde taşıdığımızı da paylaşmak isterim. Biz bu büyük mirasın geçmişteki her gününe sonuna kadar sahip çıkıyoruz. Ancak partimiz bir esaretin ve işgalin altındadır. İşgal altında olan Atatürk'ün mirasını korumak bu salonun omuzlarındadır. Miras, meşruiyet, yetki bizdedir. Bugün gelinen nokta teslim olmanın noktası değildir. İşgal altındaki İstanbul'da Saray kuklası bir paşa olmak yerine Anadolu'ya geçip kurtuluş mücadelesi veren Atatürk'ün gösterdiği yol bizim yolumuzdur. Geride bıraktığımız şey ne Cumhuriyet ne tarihi miras. Biz buraya yaptığımız yürüyüşte her adımda eskimiş, yozlaşmış siyaseti geride bırakıyoruz. Kontrollü muhalefet olmayı asla kabul etmiyoruz. Kısır tartışmaları, devleti partiye dönüştüren anlayışı, korkuyu ve umutsuzluğu geride bırakıyor bunları yapanları karşımıza alıyoruz. Bu bir ayrılık değil daha güçlü şekilde değişimi sürdürme ve iktidara yürüyüşün kararlı adımlarıdır. Hiçbir siyasi parti milletten büyük değildir."