İzmir Ticaret Odası (İZTO) Ocak ayı olağan meclis toplantısında konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Avrupa Birliği (AB) ile Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın Türkiye açısından ciddi rekabet riskleri barındırdığının altını çizdi. Özgener, yeni gelişmeyle birlikte, Hindistan’ın ülkemize AB ülkeleri gibi gümrüksüz veya düşük gümrüklü mal satabilmesinin kapısının aralandığını dile getirerek, “bir kez daha yinelemek istiyorum: Gümrük Birliği sürecinin revize edilmesi artık daha elzem bir hal aldı ve en kısa zamanda aksiyona geçip sonuca bağlanması gerekiyor.” dedi.
Küresel ticaretteki son gelişmelerin de değerlendirildiği toplantıda Özgener, Türkiye’nin Gümrük Birliği içinde yer almasına rağmen, AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarına taraf olamamasının ihracatçılar üzerinde asimetrik bir baskı yarattığını vurguladı.
AB-Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması’nın dünya ticaretinin yönünü etkileyecek nitelikte yeni bir ekonomik yakınlaşmayı temsil ettiğini ifade eden Özgener, yaklaşık 2 milyar insanı kapsayan bir serbest ticaret bölgesi oluşturulmasının hedeflendiğine dikkat çekti. Anlaşma kapsamında, AB’de öne çıkan endüstri, tarım ve gıda sektörlerinde önemli bir rekabet avantajı oluşacağını belirten Özgener, özellikle Hindistan’dan AB’ye uygulanacak gümrük vergisi indirimlerinin ciddi bir pazar avantajı yaratacağını söyledi.
Bu çerçevede otomobillere uygulanan gümrük vergilerinin kademeli olarak yüzde 100’den yüzde 10’a düşürülmesinin, otomotiv parçalarına yönelik vergilerin ise önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde tamamen kaldırılmasının hedeflendiğini aktaran Özgener, AB’nin Türkiye’nin en önemli ihracat pazarı olduğunu hatırlattı. Gıda ve sanayi ürünleri başta olmak üzere geniş bir yelpazede ticaretin AB ile gerçekleştiğini belirten Özgener, otomotiv, makine ve elektrikli ürünlerin ihracatta öne çıktığını, anlaşma sonrasında Hindistan’da üretilen benzer ürünler karşısında Türk ihracatçılarının pazar kaybı riskiyle karşı karşıya kalabileceğini söyledi.
“Somut adımlar atılmalı”
Gümrük Birliği sürecinin revize edilmesinin artık elzem hale geldiğini vurgulayan Özgener, Hindistan’ın Türkiye’ye AB ülkeleri gibi gümrüksüz ya da düşük gümrüklü mal satabilmesinin önünün açıldığını ifade etti. Bunun temel nedeninin, Türkiye’nin AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarına doğrudan taraf olamaması, ancak sonuçlarına fiilen maruz kalması olduğunu vurgulayan Özgener, “Bu durum, ihracatçılarımız açısından asimetrik bir rekabet baskısı yaratıyor; pazar payı kaybı riskini de beraberinde getiriyor. Sonuç olarak; mevcut Gümrük Birliği süreci, Avrupa Birliği’nin imzaladığı her STA, ülkemizin aleyhinde olabiliyor. Yani rekabet imkanımızın oldukça azalacağı bir durumun ortaya çıkabileceğini öngörüyoruz. Bu hususu daha önce defalarca ifade ettiğim gibi, bir kez daha yinelemek istiyorum: Gümrük Birliği sürecinin revize edilmesi artık daha elzem bir hal aldı ve en kısa zamanda aksiyona geçip sonuca bağlanması gerekiyor.” dedi.
2025 yılı boyunca Türkiye ekonomisinin ana gündem maddesinin enflasyon olduğunu hatırlatan Özgener, 2026 yılında da enflasyonun yalnızca fiyat istikrarı değil; reel ekonomi, yatırım kararları ve dış denge açısından belirleyici olmaya devam edeceğini söyledi. Enflasyonla mücadelede ekonomi yönetiminin kararlı duruşunu sürdürmesinin büyük önem taşıdığını belirten Özgener, piyasa bileşenlerinin enflasyon beklentilerinin halen yüksek seviyelerde seyrettiğini ifade etti.
Küresel ölçekte daha oynak ve güvenlik temelli bir ekonomik düzene geçildiğine işaret eden Özgener, dış ticarete ve dış finansmana duyarlı ekonomiler için makro dengelerin birlikte yönetilmesinin kritik hale geldiğini söyledi. Dezenflasyon sürecinin seyri kadar, reel ekonominin uyum kapasitesi, ihracat performansının sürdürülebilirliği ve döviz kuru dengesinin önümüzdeki dönemin temel belirleyicileri olacağını kaydetti.
“İhracatta belirleyici unsur kurdan ziyade talep”
Reel ekonomi cephesinde 2025’in son çeyreğinden itibaren sınırlı bir toparlanma gözlendiğini belirten Özgener, 24 sektörün 19’unda üretim ve güven artışı yaşandığını, toplam sanayi üretimindeki yaklaşık yüzde 2,5’lik artışın kontrollü bir iyileşmeye işaret ettiğini söyledi. 2026’ya girerken temel meselenin, büyümenin hangi sektörler üzerinden ve hangi dış talep koşullarıyla gerçekleştiğini doğru yönetmek olduğunu ifade etti.
Merkez Bankası analizlerini de paylaşan Özgener, Türkiye’nin ihracat performansının kur hareketlerinden çok, dış talep koşullarına ve sektör yapısına bağlı bir görünüm sergilediğini ortaya koyduğunu söyledi. Dış talepteki 1 puanlık artışın ihracatı yaklaşık yüzde 2,3 artırdığını kaydeden Özgener, “Reel kurdaki yüzde 1’lik değişimin ihracat üzerindeki etkisi yalnızca yüzde 0,2 seviyesinde kalıyor. Bu bulgu, ihracatta belirleyici unsurun kurdan ziyade, özellikle Avrupa başta olmak üzere ana pazarlardaki talep koşulları olduğunu gösteriyor.” ifadelerini kullandı.
Karbon ayak izi hesaplayan ilk oda
Konuşmasının sonunda İzmir Ticaret Odası’nın karbon ayak izi çalışmaları hakkında bilgi veren Özgener, İZTO’nun geçtiğimiz yıl kurumsal karbon ayak izini hesaplayan ilk ticaret odası olduğunu hatırlattı. 2025 yılında çalışmaların detaylandırılarak sürdürüldüğünü belirten Özgener, yılsonunda gerçekleştirilen denetimle Oda’nın “Kurumsal Karbon Ayak İzi” hesabının ISO 14064 Standardı’na uygunluğunun TOBB MEYBEM tarafından doğrulandığını söyledi.
Özgener: Gümrük Birliği acilen yenilenmeli
İzmir Ticaret Odası (İZTO) Ocak ayı olağan meclis toplantısında konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, Avrupa Birliği (AB) ile Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın Türkiye açısından ciddi rekabet riskleri barındırdığının altını çizdi.
Paylaş: