.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Özgener: Ekonomi politikası revizyonu kaçınılmaz

Okuma Süresi: 4 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, mevcut ekonomik programın gözden geçirilmesi ve gerekli güncellemelerin yapılması gerektiğini söyledi.
Özgener: Ekonomi politikası revizyonu kaçınılmaz
Paylaş:
İZTO Nisan Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Selami Özpoyraz yönetiminde İZTO Meclis Salonu'nda gerçekleştirildi. 

Toplantıda konuşan Özgener, mevcut ekonomik programa ilişkin değerlendirmelerde bulundu.  Özgener, "Ekonomik program, savaşın kısa vadeli etkilerini 'negatif ama yönetilebilir' bir çerçevede tutarak, özellikle enerji arz güvenliğinin korunması ve şokların sınırlanması açısından önemli bir tampon görevi üstleniyor. Maliye politikası tarafında kullanılan yakıt fiyatlama mekanizması ve mevcut mali alan, petrol şokunun enflasyona geçişini sınırlayarak ekonomik oynaklığı absorbe eden bir denge unsuru oluşturuyor. Program kapsamında rezerv birikimi, kamunun görece düşük borcu ve azalan dış finansman ihtiyacı gibi makro tamponların güçlendirilmesi, ülkemizin dış şoklara karşı dayanıklılığı noktasında önemli bir avantaj sağlıyor. Bunlarla beraber, dezenflasyon sürecine bağlı kalınması ve kural bazlı politika çerçevesinin sürdürülmesi, hem finansal piyasaların hem de yatırımcı algısının kriz döneminde daha istikrarlı kalmasını sağlıyor. Ancak, enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan değerli TL politikası ile birlikte savaşın etkisiyle artan faizler ve maliyetler, reel sektör üzerinde ciddi bir baskı yaratmaya devam ediyor" dedi.

Ekonomi politikalarına ilişkin yaşanan zorlukların temelinde yanlış tercihlerden ziyade uygulama kapasitesine ve yeterliliğe dair sınırlılıkların etkili olduğunu belirten Özgener, "Son dönemde programa yönelik farklı değerlendirmeleri ve bunların dayandığı gerekçeleri takip ediyoruz. Bildiğiniz gibi, sanayi sektöründeki ivme kaybına daha önce biz de dikkat çekmiştik. Bununla birlikte, reel sektörün hem üretim hem de finansman tarafında giderek artan bir baskı altında olduğunu, maliyet artışları, talepteki zayıflama ve finansmana erişimde yaşanan sıkılaşmanın belirli alanlarda belirgin sıkıntılar yarattığını gözlemliyoruz" ifadelerine yer verdi. 

“Güçlü program yoksa enflasyonla mücadele edemeyiz”

"Güçlü bir ekonomik program olmadığı takdirde enflasyonla mücadelede yol alamayız" diyen Özgener, "Programda başarı yakalanmadığı sürece ülkemiz ekonomisinde kalıcı istikrarın sağlanması mümkün değil. Fiyatlar genel seviyesi kontrol altına alınmadan, ekonomide kalıcı bir denge sağlanamaz ve herhangi bir alanda verimliliği tam anlamıyla artıramayız" diye konuştu.  Gelinen noktada; programın hedeflerine ulaşma sürecinde beklenen hızın gerisinde kalındığını söyleyen Özgener, "Dış ticaret, altın ve başta petrol olmak üzere enerji arz ve talep dengelerinin kararsız seyrinin ve bozulmasının işimizi zorlaştırdığının farkındayız. Ancak ne yazık ki enflasyonu dizginlemek ve fiyatlar genel seviyesinde istikrarı yeniden yakalamak için sıfırdan bir başka alternatif politika üretme şansımız yok" şeklinde konuştu. 

“Enflasyon düşmeden çözüm yok”

Enflasyonun düşüşe geçtiğini ancak istenilen seviyede olmadığını vurgulayan Özgener, "Bu gelişmeler, daraltıcı para politikasını gerekli kılıyor ve bu durum da ekonomiye dair kararları zorlaştırıyor. İş dünyamızın bu süreçte dile getirdiği konularda haklı olduğunun altını özellikle çiziyorum. Ancak, enflasyonu kalıcı biçimde düşürmeden, sanayide yaşanan sıkıntıların sürdürülebilir şekilde çözülmesinin mümkün olmadığını da bir kez daha vurgulamak istiyorum" dedi. 

“Programda güncellemeler yapılmalı”

Özgener, "Önümüzdeki dönemde daha etkin ve sonuç odaklı adımlarla ilerleyebilmek adına, Ekonomik Programın gözden geçirilmesi ve gerekli güncellemelerin yapılması büyük önem arz ediyor. Elbette, Ekonomik Programı uygulayarak elde ettiğimiz kazanımlarımızı yok sayamayız. Ancak değişen koşulları ve iş dünyasının beklentilerini de dikkate alarak, finans ağırlıklı, rezerv ağırlıklı, baskılanmış kur ağırlıklı sürdürülen politikada güncelleme yapılması gerekiyor. Enflasyonla mücadeleyi odağımızda tutarak, programdaki kur politikasını, ihracat ve ithalat rejimini yeniden kurgulayıp hızlı bir şekilde harekete geçmemiz gerektiğine inanıyorum" dedi.  

Öncelikle; programın, petrol fiyatlarının güncellenmesiyle birlikte enflasyon, bütçe açığı, cari açık ve büyüme hedeflerinin tekrar gözden geçirilmesi gerektiğine dikkat çeken Özgener, reel sektör özelinde ise; kısa vadede finansmana erişim, ihracat teşvikleri, orta ve uzun vadede sektörel dönüşüm planları, teknoloji odaklı hibrit dönüşüm modelleri, Orta Koridor kapsamında atılacak adımların sektörel ve bölgesel teşvikleri kapsayacak şekilde hedeflerin revize edilmesinin büyük önem taşıdığını kaydetti. Özgener ayrıca, günlük 4,5 milyar lira olan ihracat reeskont kredi limitlerinin artırılmasının da beklentiler arasında yer aldığını dile getirdi. 

“Savaş bitse bile düzelmesi 6 ay”

Savaş hemen bitse bile enerji piyasalarının savaş öncesine dönmesinin en az 6 ay süreceğini kaydeden Özgener, "Ekonomide mevcut güveni bozmak çok kolay ama işlerin tamiri aynı oranda ve zamanda mümkün değil. Faiz oranlarının maalesef 8 ay öncesine dönüş yaptığını görüyoruz. Yüzde 50’nin üzerinde bir kredi faiz oranı ve yüzde 30 enflasyon: Ekonomi politikası revizyonunu kaçınılmaz kılıyor" diye konuştu. 

Ülkemizde emek, sermaye, toprak ve girişimcilik gibi üretim faktörlerinin en az girdiyle en yüksek çıktıyı sağlayacak biçimde kullanılması ile üretimden yönetime, finanstan zaman ve kaynak kullanımına kadar tüm alanlarda verimliliğin artırılmasının öncelikli hedef olması gerektiğini kaydeden Özgener, "Bu hedef doğrultusunda; sektörleri dönüştürecek politikaların daha stratejik bir çerçevede ele alınması gerektiğine inanıyoruz. Dezenflasyon hedefinin yanısıra, üretim kapasitesinin korunması ve kalıcı hasar oluşmasının önlenmesinin de kısa vadede en az fiyat istikrarı kadar kritik bir öncelik haline geldi” şeklinde konuştu. 

“Döviz dönüşüm desteği artarak sürdürülmeli”

Programın üçüncü aşamasına geçildiğini, küresel ve bölgesel gelişmeler dikkate alındığında, bu aşamanın yapısal dönüşüm ve finansmana erişim boyutlarıyla birlikte hızlandırılması için önemli bir fırsat penceresi oluştuğunu söyleyen Özgener, bu süreçte, ihracata yönelik finansman imkanlarının geliştirilmesi gerektiğini belirtti.  Merkez Bankası’nın döviz dönüşüm desteği uygulamasının sona erdiğini kaydeden Özgener, ihracatçının sermayesinin eridiği bu devirde baskılanan kur dolayısıyla firmaların yurtdışı kaynaklı dövizlerinin Türk Lirası’na dönüşüm desteğinin en az bir yıl daha devam etmesi ve yüzde 3 yerine yüzde 5 olarak uygulanması gerektiğini söyledi. 

“Orta Koridor, stratejik bir zemin”

Orta Koridor projesi ile Çin ve Asya ile Avrupa arasındaki ticaretin daha hızlı ve güvenli bir şekilde ülkemiz üzerinden yönlendirilmesi, tedarik zincirinin yeniden konumlanmasını destekleyen stratejik bir zemin oluşturduğunu belirten Özgener, “Orta Koridor’un bütüncül bir yaklaşımla geliştirilmesinin; ülkemizin küresel ticaret ağlarındaki stratejik konumunu güçlendirirken, bölgesel entegrasyonu derinleştireceğine ve sürdürülebilir büyümeye katkı sağlayacağına inanıyoruz. Ancak bu potansiyelin tam anlamıyla hayata geçirilebilmesi için, makroekonomik istikrarın sağlanmasının yanı sıra, reel sektörün mevcut baskı koşullarında kapasite kaybı yaşamadan üretimini sürdürebilmesi, finansmana erişimin etkin şekilde desteklenmesi ve verimlilik artışlarını sağlayacak yapısal adımların gecikmeden hayata geçirilmesi gerekiyor” dedi.