.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

“Otomotivde her ay rekor satıştan söz ettiğimiz bir pazar oluştu”

Okuma Süresi: 8 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Toyota Türkiye Pazarlama ve Satış AŞ CEO’su ve Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Haydar Bozkurt, markanın 2025 yılı performansından 2026 yılı stratejilerine, otomotiv sektörünün genel görünümünden elektrikli araçların geleceğine ve sürdürülebilirlik projelerine dair görüşlerini Gözlem Gazetesi ile paylaştı.
“Otomotivde her ay rekor satıştan söz ettiğimiz bir pazar oluştu”
Paylaş:
PELİN MAKTAV
Toyota Türkiye Pazarlama ve Satış AŞ CEO’su ve Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Haydar Bozkurt, markanın 2025 yılı performansından 2026 yılı stratejilerine, otomotiv sektörünün genel görünümünden elektrikli araçların geleceğine ve sürdürülebilirlik projelerine dair görüşlerini Gözlem Gazetesi ile paylaştı. Bozkurt, elektrikli araçlara bakışını, Çinli markalarla artan rekabete karşı izlenecek stratejileri, Toyota’nın geleceğe yönelik planlarını ve sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını anlattı.

Toyota Türkiye2025 yılını nasıl geçirdi? Satış, pazar payı ve karlılık bakımından2025 yılını değerlendirir misiniz?
Toyota açısından heyecan verici bir yılı tamamlıyoruz. 2025 yılı içerisinde birçok yeniliği müşterilerimizle buluşturduk. 5 yıldır dünyanın en çok tercih edilen üreticisi olan Toyota, Türkiye’de de son iki yıldır üst üste rekor adetler elde etmişti. Bu ivmeyi 2025 yılında da artırarak devam ettirdik ve yeni bir rekora ilerliyoruz. Yıla çok iyi bir başlangıç yaparak ilk 11 ayda 80 bin 477 adetlik satış ile geçen yıla göre yüzde 55 artış elde ettik. Şu anda satış adetlerimizin 67 bin 284’ü binek araçlarımızdan ve 13 bin 193’ü hafif ticari araçlarımızdan geldi. Sadece ilk 9 ayda geçtiğimiz sene sonu satış adetlerine ulaştık. Yüksek satış adetleriyle birlikte pazar payımızda da önemli artışlar elde ettik.
2025 yılını hafif ticari araç yılı ilan etmiştik. Müşterilerimizden yoğun talep aldığımız ve farklı segmentlere girmemizi sağlayan birçok yeni hafif ticari araç modeli, kısa zamanda büyük ilgi gördü. Binek araçlarımızla elde ettiğimiz yüksek satış performansı ve hafif ticari araç ailesinde sunduğumuz yeniliklerle birlikte Toyota Türkiye olarak yeni bir rekora doğru ilerliyoruz.
Bu yılı 90 bin adetle tamamlayacağız. Daha fazla alokasyon ile bu adetlerin çok daha üzerinde bir potansiyele sahip olduğumuzu da ifade etmeliyiz. Toyota Türkiye olarak bizim meselemiz aslında satmak değil, araç bulmak. Bildiğiniz gibi Toyota dünyanın en çok satan markası. Her ülkeden yüksek araç talebi devam ediyor. Dolayısıyla her modelden istediğimiz adetleri alamayabiliyoruz.

Türkiye otomotiv pazarı yılı nasıl kapattı? Otomotiv sektöründe 2025 yılında rekor rakamlara ulaştığımız belirtiliyor, pazarın yüksek seyretmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
2025 yılında otomotiv sektörü beklenenden hızlı bir tempo izledi ve ilk 10 ayı geride bırakmışken 1 milyon adetlerin üzerine çıktı. Mobilitenin artan bir ihtiyaç olması, pandemiden bu yana devam eden yüksek araç talebinin henüz tam anlamıyla bitmemesi ve yaşlı araç parkının da yenilenme zamanının gelmesiyle birlikte her ay rekor satış adetlerinden söz ettiğimiz bir pazar oluştu. Aralık ayında da devam eden yüksek tempoyla birlikte 2024’te 1 milyon 238 bin adetlik pazarın 2025’te daha da yukarılara çıkacağını görüyoruz.

“Yeni nesil RAV4 geliyor”

2026 yılındaki hedef ve stratejilerinizden söz eder misiniz?
2025’i rekor satışlarla kapattıktan sonra, 2026 için projeksiyonumuzu da bu ivmeyi sürdürecek şekilde kurguluyoruz. Türkiye’de hem binek hem ticari araç segmentinde elde ettiğimiz güçlü konum, önümüzdeki yıl için sağlam bir zemin oluşturuyor. Özellikle ticari araç tarafında ürün gamımızın tamamlanmasıyla artık çok daha geniş bir müşteri kitlesine hitap ediyoruz. Bu segmentin önümüzdeki yılda da toplam satışlarımız içinde %20–25 oranında pay almasını bekliyoruz.
2015 yılında 8 model varken adım adım ürün gamımızı genişleterek 2025’te 17 model sunmaya başladık. Genişleyen binek araç ürün gamımızla birlikte farklı segmentlerde sedan, hatchback, SUV ve hafif ticari araçlar sunarak şu anda Türkiye’de en kapsayıcı ilk 3 markadan biriyiz.
Elbette yeni yılda müşterilerimize önemli yenilikler de sunacağız. Bunların en başında ise yeni nesil RAV4 modelimiz geliyor. Önümüzdeki yıl genel pazarın nasıl şekilleneceğini konuşmak için çok erken ancak mobilite bir ihtiyaç ve artık Türkiye pazarının 1 milyon adetlerin altına düşmeyeceğini görüyoruz. Toyota olarak bulunurluğa bağlı olarak her zaman yüzde 10 civarında pazar payı potansiyelimiz olduğunu ifade ediyoruz.

“Hibrit modeller yoğun ilgi görüyor”

Tüketici Toyota’nın daha çok hangi otomobillerine ilgi gösteriyor, tercihleri nasıl şekilleniyor?
Müşterilerimiz ürün gamımızda bu yıl da, tam hibrit modellerimize yoğun talep gösterdi. Toplam binek araç satışlarımızın önemli bir bölümü tam hibrit modellerden oluştu. Çünkü binek araç segmentinin neredeyse tamamında hibrit versiyona sahibiz ve bu da her beklentiye ve beğeniye uygun bir model sunduğumuz anlamına geliyor. Tam hibrit araçlar, tamamen elektrikliye geçişte, menzil veya şarj kaygısı olmadan kendi kendilerini şarj etmeleri sayesinde gittikçe artan role sahipler. İlk 11 ay verilerine göre markamız, hafif hibritler ve şarj edilebilir hibritlerin dahil olduğu hibrit pazarda yüzde 18.5 pazar payı ile lider konumda. Diğer yandan tam hibrit segmentinde ise yüzde 71 pay ile açık ara lider olarak öne çıkıyoruz.
Bunun yanı sıra müşterilerin araç tipi, yani karoser tercihleri de büyük bir değişim içerisinde. Avrupa ve global trendlere paralel olarak Türkiye’de de artık SUV modellerin payı yüzde 60’ların üzerine çıktı. Toyotada, uzun yıllardan bu yana sedan modelleriyle tüm Türkiye’de çok güçlü bir konum elde etti. Son yıllarda ise müşteri talepleri ve segmentteki trendlerle birlikte Toyota’nın çok geniş bir SUV ürün yelpazesi sunmaya başladı. Yaris Cross Hybrid, Toyota C-HR Hybrid, Corolla Cross Hybrid, RAV4 ve Land CruiserPrado olmak üzere çok farklı ve segmentindeki en iddialı SUV’lara sahibiz. 2024 yıl sonunda binek araçlarımızdaki SUV satış oranımız %37 iken, 2025 yılı sonunda 52’ye yükseldi. Genişleyen ve yenilenen SUV ürün gamı ve ticari araçlarımızla çeşitliliğimizi artırarak rekor satış adetlerine gidiyoruz.

“Çinli markalar sınavdan geçecek”

Global pazarlarda Çin’in durumu, pazardaki hakimiyetini hem rekabethem de fiyat maliyet açısından nasıl yorumlarsınız?
Çinli markalar bugün otomotiv sektöründeki rekabet dinamiklerini kökten değiştiriyor. Özellikle üretim maliyetlerinin düşüklüğü, güçlü devlet destekleri ve yeni nesil üretim tesisleri sayesinde oldukça iddialı fiyat seviyelerine ulaşabiliyorlar. Bu durum hem Avrupa’da hem de Türkiye’de pazar dengelerini ciddi biçimde etkiliyor.
Türkiye pazarı açısından bakıldığında, Çinli markaların hızlı girişi bir yandan tüketicilere daha fazla seçenek sunarken, diğer yandan yerli üreticiler ve distribütörler açısından yeni bir denge ihtiyacını gündeme getiriyor. Bizim açımızdan önemli olan, bu markaların ülkemize sadece satış kanalı olarak değil, üretim, Ar-Ge veya istihdam yatırımlarıyla kalıcı şekilde gelmeleri. Türkiye’nin güçlü bir üretim altyapısı ve stratejik konumu, bu yatırımlar için önemli bir fırsat oluşturuyor.
Tüketici tarafında da önemli bir dönüşüm yaşanıyor. Artık müşteriler sadece markaya değil, teknolojiye, donanıma ve fiyat-performans dengesine de dikkat ediyor. Çinli markalar bu noktada hızlı bir şekilde fark yaratıyor; ancak uzun vadede asıl sınavları satış sonrası hizmetlerde, yedek parça erişiminde ve ikinci el değerinde olacak.

“Ağaçlandırmada süreklilik istiyoruz”

Geçtiğimiz Kasım ayında İzmir’de ALJ Türkiye olarak Ağaçlandırma Seferberliği’nin ilk büyük adımını attınız ve proje kapsamında dikilecek 1.4 milyon fidanın ilk aşamasının dikimini tamamladınız. Sürdürülebilirlik alanındaki yaklaşımınızdan ve projelerinizden söz eder misiniz?
ALJ Türkiye olarak kapsamlı ve büyük bir ağaçlandırma seferberliği başlattık. İklim değişikliğiyle mücadelede en etkili yollardan biri ağaçlandırma ve ALJ Türkiye olarak satılan her araç için 10 ağaç bağışı yaparak 1 yılda 1.4 milyon fidan dikmeyi hedefliyoruz. İlk büyük ekim ise, ifade ettiğiniz gibi Kasım ayının sonunda 310 bin fidan ile İzmir, Buca’da tamamlandı.
Burada en önemli konuların başında farklı sektörlerin, farklı firmaların bu seferberliğe katılması ve aynı zamanda bunun sürdürülebilir olması. Biz ALJ Türkiye olarak bunu sadece bu yıl değil, her yıl devam ettirmeyi amaçlıyoruz. Biz bu duyuruyu yaptıktan sonra birçok farklı yerden çok olumlu tepkiler aldık.
Castrol Türkiye, ReysaşLojistik gibi farklı firmaların, bireylerin ve hatta Rumeli Üniversitesi başta olmak üniversitelerin bizi desteklemeye başladığını, “Biz ne yapabiliriz?” diye bizlere ulaştığını gördük. Bu süreçte Burcu Biricik, Ağaçlandırma Seferberliği’nin kampanya elçisi oldu.
Farklı firmalar, STK’lar, sektörler böyle bir seferberliğe dahil olduklarında, belki de yıllık 50-100 milyon fidan gibi rakamlara erişmemize önemli katkılar yapabilirler. Biz ağaçlandırma seferberliğini sadece şimdi değil, her zaman gündemde tutarak süreklilik kazandırmak istiyoruz. Bu vesileyle tüm sektörleri harekete geçmeye davet ediyoruz.
Biz bu seferberliği sadece kırsal alanlarda veya yangın sonrası bölgelerde ağaçlandırmayla sınırlı görmüyoruz. Şehirlerde oluşturulacak yeşil alanlar da en az o kadar önemli. Çünkü insanlar hayatlarının büyük bölümünü şehirlerde geçiriyor ve bu nedenle en çok şehir içindeki ağaçlı alanlara ihtiyaç duyuyoruz. Türkiye’nin dört bir yanında bayilerimiz var. Toyota, Lexus ve BYD markalarımızla birlikte çok güçlü bir teşkilata sahibiz. Her bir bayimizle bulundukları şehirlerde bir yeşil alan oluşturmak üzere hareket geçiyoruz. Kentteki yeşil alanların depresyonu azalttığını, mutluluk seviyesini artırdığını, hatta hastalık ve ölüm oranlarını düşürdüğünü gösteren bilimsel veriler var. Kırsalda büyük bir dikim planımız var ve bunu sürdüreceğiz. Ama şehirlerde de önemli adımlar atılması gerek. Türkiye’nin kaybettiği orman varlığını geri kazanmasını, hepimizin aynı sorumluluğu üstlenmesiyle mümkün olabilir.

“Elektrikli modeller teşvik edilmeli”

Türkiye elektrikli araç pazarının neresinde, dönüşüm ne hızla gerçekleşiyor? Pazardaki gelişimin önündeki avantajlar ve dezavantajları nasıl tanımlarsınız?
Tüm dünyada olduğu gibi elektrikli araçların yaygınlaşması için teşvik edilmesi önem taşıyor. Bugün de ülkemizdeki araçlar, belirli teşviklerle sunuluyor ve tüketiciler de bu tür araçlara yönelmeye başlıyor. Elektrikli araç pazarı geçen yıla göre %111 büyüdü ve toplamda 165 bin satış ile binek araçlarda %17.6 paya ulaştı.
Otomotiv 100 yıldır süregelen bir dönüşüm içerisinde. Elektrikli, hibrit, plug-in hibrit ve hidrojenli araçlar bu dönüşümün sadece bir parçası. Aslında üretim sistemlerinden müşteri davranışlarına kadar 360 derecelik bir değişim yaşanıyor. Türkiye’de elektrikli araç geçişinin zamana ihtiyaç duyduğunu da belirtmek gerek. Norveç gibi ülkeler hariç, büyük pazarlarda bu dönüşümün 2035’e kadar olgunlaşacağını öngörüyorum. Vergi yapısı ve tüketici alışkanlıkları da bu süreçte belirleyici olacak. Tüketicilerin yaşam tarzlarını ve ihtiyaçlarını gerçekçi biçimde değerlendirmesi gerekiyor.

“Mobilite bir lüks değil, bir ihtiyaç”

Uluslararası pazarları takip ettiğinizde Türkiye’deki otomotivdeki vergi oranlarına dair ne söylemek istersiniz?
Bizim sektör olarak talebimiz ve çalışmalarımız her zaman otomobilin daha ulaşılabilir hale gelmesi üzerine. Mobilite bir lüks değil, bir ihtiyaç. Dolayısıyla tüketicilerin otomobile ulaşması bu kadar zor olmamalı. Türkiye olarak şu anda ulaştığımız rekor pazar adedi seviyelerinden çok daha yukarılara çıkabilecek yüksek bir potansiyele sahibiz. Uluslararası pazarları takip ettiğimizde, birçok ülkede vergilendirmenin daha sade, öngörülebilir ve kademeli yapılarla tüketiciyi desteklediğini görüyoruz. Şu anda otomobilin üzerinde çok yüksek bir vergi yükü bulunuyor. Vergi sisteminin de yeni teknolojileri yansıtacak şekilde tamamen değiştirilmesi gerekiyor. Yüksek vergilendirme politikaları ve krediye erişim zorlukları satışları sınırlandırmaya devam ediyor. Sektör temsilcileri olarak otomobile ulaşmayı kolaylaştıran, vergi yükünü azaltan çağdaş, yepyeni bir vergi sisteminin oluşturulmasını öneriyoruz. Devletin toplam gelirlerinin azalmadığı, araçlar üzerindeki vergi yükünün daha adil dağıtıldığı ve modern araç kullanımını teşvik eden bir vergi sistemini savunuyoruz. Şu anda ülkemizin çok yaşlı bir araç parkı var ve bunun gençleşmesi çok büyük önem taşıyor.
******
Ali Hayda Bozkurt kimdir?

Çukurova Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İngilizce İşletme Bölümü mezunu olan Ali Haydar Bozkurt, profesyonel çalışma hayatına demir-çelik sektöründe başladı. Otomotiv sektöründe çeşitli kademelerde görevler üstlenen Bozkurt, 2003 senesinde ALJ Grup'a transfer oldu ve Daihatsu Türkiye’nin Genel Müdürü olarak atandı. 2006 senesinde, Daihatsu Türkiye Genel Müdürlüğü görevine ilave olarak Alj Grup’unun Avrupa Direktörlüğü’nü üstlendi. Alj Grup'un 2009 senesinde Toyotasa'daki Sabancı hisselerini satın almasını müteakip, yeni yapılanma çerçevesinde kurulan Toyota Türkiye’ye CEO ve Yönetim Kurulu üyesi olarak atandı. Bozkurt, halen Toyota Türkiye CEO ve Yönetim Kurulu başkanı görevini üstlenmenin yanı sıra Alj Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su olarak görev yapıyor. Bozkurt ayrıca Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği’nin Yönetim Kurulu Başkanlığını yürütüyor.