2027-2029 dönemi Orta Vadeli Program (OVP) yayımlandı. Orta Vadeli Programlar, bir ülkenin program dönemi içinde takip edeceği ekonomik ve mali yol haritasını, temel makroekonomik göstergelerin hedeflerini gösterir. Genellikle üç yıl için hazırlanır. Bu dönem içinde büyüme, enflasyon, işsizlik, ihracat, ithalat ve bütçe gibi temel büyüklükleri, öngörüleri ve hedefleri açıklarlar. Bir anlamda piyasalara, yatırımcılara güven ve öngörülebilirlik sağlanmak amaçlanır. Ancak bizdeki OVP'ler genellikle bir iyi niyet açıklaması olarak değerlendirilir. Zira programlardaki hedeflerle yıl sonu gerçekleşmeleri arasında hep olumsuz sonuçlar çıkar ve hedefler sürekli yukarı yönlü revize edilir. Örneğin; son OVP'de bölgedeki savaş ve jeopolitik riskler ile petrol fiyatlarındaki artışlar gerekçe gösterilerek temel makroekonomik hedeflerden enflasyon hedefi; 2026 için önceki programda %16 iken yeni programda hedef %28,4'e yukarı yönlü revize edildi. 2027 yılı için %9 olan hedef %21'e çıkarıldı. Aynı şekilde 2026 büyümesi için %3,8 olan hedef %3,3'e düşürüldü. Dış ticaret açığı ve enerji ithalatı yukarı yönlü turizm geliri de aşağıya doğru revize edildi.
2025-2027 yılına ait bir önceki OVP'de enflasyon her yıl için yukarı yönlü, büyüme rakamları da aşağıya doğru revizyona tabi tutulmuştu. Özetle son üç yıldır OVP'lerde hedeflerin tutturulmayıp sürekli revize edilmesini görüyoruz. Bu OVP'lerdeki temel hedeflere ait süreklilik arz eden revizyonlar ekonomik programların istenilen hedeflere büyük ölçüde ulaşamadığının bir nevi “itiraf belgesi” gibi. Bu belgelerde tutarlılık sorunları olduğunu görmek durumundayız. Yürütülen dezenflasyon süresi 3 yılı aşmasına rağmen 2026 yılı hedef revizyonu bir yıl içinde %16'dan %28,4'e doğru yukarı yönlü revize edilmiştir. Bu revizyon %77'lik bir sapmayı ifade ediyor. Revizyonlar neden enflasyonda hep yukarı yönlü, büyümede de aşağı yönlü oluyor? Nedeni başlangıçtaki hedeflerin gerçekçi olmayıp iyimser ve siyasi olarak belirlenmesinden kaynaklanıyor. Sürekli revizyonların bir başka olumsuz etkisi de geniş halk kitlelerinde programlara “güven”in olmamasından kaynaklanan beklentilerin bozulması. Bu durum geçmiş enflasyona göre endekslenme alışkanlıklarını değiştirmemektedir. Özetle OVP'ler teknik bir program dokümanı olan özelliklerini kaybedip verilere göre yeniden yazılan “açıklama metinleri”ne dönüyor. Hedeflerin tutturulmayıp sürekli revize etmek kolaylığı OVP politikalarının güvenilirliğini aşındırıyor.
Ekonomi programı yürüten yetkililer bu revizyonları genellikle “jeopolitik koşullar, petrol fiyat artışları ve savaş” ile açıklıyorlar. Ancak 3 yıl hatta daha önceki yıllarda da hep aynı yönde ve genellikle enflasyon ve büyüme gibi iki ana göstergede revizyonlar olunca bu spiralleri sadece dış gerekçelerle izah etmek inandırıcı olmuyor. Başlangıçtaki hedeflerin ve varsayımların gerçekçi tespit edilmemesinin de problemli olduğunu belirtmek gerek. OVP'lerdeki en büyük çelişki “enflasyonu düşüreceğiz ama büyümeyi de yüksek tutacağız” sözündeki tutarsızlık bu revizyonlara neden oluyor. Ekonomi teorisi büyümeden fedakârlık yapmadan dezenflasyon programının başarıya ulaşması mümkün değil. Dezenflasyonun başarısı için sıkılaşma, mali disiplin, beklentilerin yönetimi, sadece talep yönlü değil arz yönlü ekonomik programların bütüncül olması gerekiyor. Özetle enflasyon büyüme ödünleşmesi olmadan dezenflasyonda başarıya ulaşılamıyor. Diğer yandan dezenflasyon programlarının uzaması, gecikmesi dezenflasyon maliyetini arttırıyor. Ör: 2024'te %33 enflasyon hedeflerken %41’e izin verirsen 2026 yılında da %16'ya değil %28,4 de razı olursun, büyümeyi de %3,3'e aşağı yönlü çekmek zorunda kalırsın. Para politikasının sadece sıkı olması yetmez, maliye politikası, arz yönlü üretim önlemleri alamazsan hem büyüme aşağı iner hem de enflasyon yukarı gider. 3 yıldır uygulanan OVP'lerdeki revizyonlar bu gerçekleri göz önüne seriyor.
OVP’lerde “dezenflasyon yükü”nün adil paylaşımı konusunda bir belirlemenin, öngörünün olmayışı da program başarısızlığının en büyük nedenlerinden bir diğeri. Dezenflasyon faturasının maliyeti genellikle ücretli, emekli gibi sabit gelirli kesimler ile KOBİ ve reel sektör üzerinde kalıyor. Ücretli ve emeklilerin gelirleri reel olarak enflasyon oranının çok altında kalıyor ve bu şekilde alım güçleri eriyor. KOBİ ve reel sektör ise baskılanmış döviz kuru ve finansmana erişim zorlukları ile dezenflasyonun yükünü sırlıyorlar. Buna karşın varlık sahibi kesim ise yüksek faiz ortamında varlıklarının değerlerini arttırarak maliyet yüküne katılmıyorlar. Aksine varlıklarının değerlerini arttırıyorlar. Maliyet paylaşımlarındaki bu adaletsizlik OVP’lerde “meşruiyet krizi” yaratıyor. Bu adaletsiz paylaşım söz konusu programlara güveni azalttığında programların inandırıcılığı da ortadan kalkıyor. Sonuç olarak son üç OVP bize iki şey öğretti. Enflasyon-büyüme ödünleşmesi olmadan programlar başarılı sonuçlara ulaşamıyor. Diğer yandan dezenflasyonun maliyeti adaletli dağıtılmıyor. Bu nedenleri ortadan kaldırmazsak OVP’ler bir yol haritasından ziyade “hasar raporu” niteliğinde açıklama metinlerine dönmeye devam eder.
Orta Vadeli Programlarda revizyon spiralleri
Orta Vadeli Programlarda revizyon spiralleri
Paylaş: