Bu yazıyı okuyanlardan yüzde biri ancak anlar sanırım. Hâlbuki acilen Kaymakam namzetlerine, beş yıl içinde liselerde ders olarak okutulmasında fayda var.
“Urla İskele Telekom önündeki İZSU çalışmaları esnasında Ocak 2026’da 3 metre derinliğinde bir obruk oluştuğu fark edildi, araç girecek boyutta olduğu keşfedildi. İçine düşen vatandaş Yavuz Yıldız kurtarıldı. Çukur doldurulup üstü asfaltlandı.”
Aferin!
Küresel ısınma bir gerçek. Büyük bir ihtimalle de nüfus artışı ve teknolojik gelişme ile ilgili. Bu obruk da Konya ovasında olanlar gibi. Daha sık göreceğiz.
Ulan obrukların bu küresel ısınma ile ne ilgisi var? Anlatayım:
Urla taşı eriyor ve zemin suyu alta inince Konya’da olduğu gibi obruklar oluşuyor. İlerde korkarım içine ev düşen obrukları da göreceğiz. Zemin suyu son 25 yılda yaklaşık 50 m alçaldı.
Ne yapılmalı? Jeolojik yeraltı haritaları. Ve ana prensip olarak eski dere yataklarının yeraltı suyunu besleyen işlevlerinin küçük göletler ile korunması.
Ne yapıyoruz? Dere yatağını betonlayıp yağmur suyunun direkt denize akmasını sağlıyoruz. Kuyular ile suyu çekiyoruz. Akhisar’da kuyu açıp suyu İzmir’e pompalıyoruz.
Ne yapmalıyız? Genel prensip doğa bilimlerindeki nihil nocere! Zarar vermemek demek. Mümkün olduğu kadar doğaya az müdahale. Çim ekip sulamak örneğin su israfı.
Yaklaşık 20 yıldır dönüp dönüp yazıyorum. Minik yok oluş öyküsü ve çimen neyin göstergesi diye. Makilik buranın örtüsü, kibri, özentiyi bırakın bahçenizde yazın su istemeyen makilik ile uzlaşın. Artık su gereksinimi için, kullanılmayan havalimanları yerine deniz suyunu tuzdan arıtma tesislerine yönelmeliyiz. Gediz, Menderes gibi deltalarda tatlı suyu kullanıp yerine deniz suyunu kontrollü olarak alıp ılıman iklimi Anadolu’nun içine çekmek tartışılması gereken bir fikir.
Nereden mi bir hekim veya çiftçi olarak bu konuda ahkâm kesiyorum? Kuzey Almanya’da öğrenci iken ilkokul sınıf arkadaşım Asaf Pekdeğer ile bir ev paylaştım. O jeoloji okuyordu. Ünlü bir hoca oldu Berlin’de. İTÜ’nün efsanevi Kaya mekaniği hocası Mahir Vardar kadim dostum idi, ikisini de kaybettik. Kalan Cahit Helvacı hoca dostum ve Murat Yapça dostum ile bu yazıyı yazmadan tekrar bilgimi teyit ettim. Umarım obruk kelimesini neden önemsediğimi paylaşabilmişimdir. Bundan yaklaşık 20 yıl önce Halil Nadas, Deniz Şarman ve diğerleri ile Urla Gönüllüleri olarak kurduğumuz grup ile Urla’nın zemin haritasını ve deprem tehlikesi üzerine bir konuşma yapmak üzere Cahit Helvacı’yı Urla’ya davet etmiştik. Kaymakam’lıktan ve Belediye’den kimse gelememişti. Daha iyi duyurmak için yarımada.org internet gazetesini kurduk. 14 yıl bu konuları işledi, bu tür konuşmaları duyurdu. O site de artık hakkın rahmetine kavuştu. Artık Urla’da bu konulara duyarlı çok daha fazla insan var. Hayırlısı! Obruk deyince aklıma gelenleri tekrar yazdım.
Obruk. İzmir ve Manisa’da tehlike!
Obruk. İzmir ve Manisa’da tehlike!
Paylaş: