NATO üzerine yapılan tartışmalarda; kimileri NATO'yu vazgeçilmez bir güvenlik örgütü olarak görmekte, kimileri ise bütün küresel sorunların kaynağı olarak değerlendirmektedir.
Kanaatimizce her iki yaklaşım da eksiktir. Çünkü NATO, tek başına açıklanabilecek bir kurum değildir. Devletler gibi NATO da; kendilerini doğuran medeniyetlerin ürünüdür. Bu nedenle NATO'yu anlayabilmek için önce NATO'yu doğuran güvenlik anlayışını anlamak gerekir.
Zaten bu yazının temel tezi de şudur: NATO; son yüz yıldır dünyaya yön veren Diyalektik Medeniyetin güvenlik kurumudur. Dolayısıyla bugün tartışılması gereken yalnız NATO değildir. Onu doğuran medeniyetin güvenlik anlayışı tartışılmalıdır.
1. Diyalektik medeniyet ve güvenlik
Her medeniyet kendi kurumlarını üretir. Kendi ekonomisini, kendi hukukunu, kendi devlet modelini, kendi eğitim sistemini ve sonunda kendi güvenlik sistemini üretir. NATO da diyalektik batı medeniyetinin güvenlik sistemi olarak üretilmiştir.
Diyalektik güvenlik, güvenliği; karşıtlık, rekabet ve güç dengesi üzerinden tanımlayan anlayıştır. Bu anlayışta güvenlik; daha güçlü ordu, daha büyük ittifak, daha fazla caydırıcılık, daha büyük silahlanma ile sağlanmaya çalışılır.
Bu nedenle diyalektik güvenlik sürekli yeni rakipler üretir. Yeni rakipler yeni ittifaklar doğurur. Yeni ittifaklar yeni silahlanma yarışlarını başlatır. Sonuçta güvenlik, sürekli büyüyen askerî rekabet hâline gelir. NATO işte bu diyalektik güvenlik anlayışın kurumsallaşmış biçimidir.
2. Önce finans, sonra güvenlik
NATO'nun doğuşu incelendiğinde dikkat çekici bir tarih sıralaması görülmektedir.
1944 yılında Bretton Woods sistemi kurulmuştur. Uluslararası finans sisteminin merkezine dolar yerleştirilmiştir.1945 yılında IMF ve Dünya Bankası oluşturulmuştur. NATO ise ancak 1949 yılında kurulmuştur.
Bu tarih sıralaması tesadüf değildir. Önce finans sistemi oluşturulmuş, ardından onu koruyacak güvenlik sistemi kurulmuştur. İşte bu nedenle NATO'yu yalnız askerî bir örgüt olarak değerlendirmek eksik olacaktır.
Çünkü NATO, Bretton Woods sonrasında kurulan Atlantik sisteminin askerî kurumudur. Dolar bu düzenin dolaşım sistemi ise NATO da onun güvenlik sistemidir. Bu bakımdan NATO ile Bretton Woods birbirinden bağımsız iki yapı değildir. Aynı medeniyet mimarisinin iki farklı organıdır.
3. Dolar neden güvenliğin parçasıdır?
Bugün merkez bankalarının uluslararası rezervlerinin yaklaşık yüzde 57'si dolar, yaklaşık yüzde 20'si ise euro cinsindedir. Bu veri yalnız ekonomik değildir. Jeopolitik bir veridir. Çünkü rezerv para yalnız ticareti değil; üretimi, enerjiyi, teknolojiyi, savunma sanayini, uluslararası yatırımları, dolayısıyla güvenliği de etkilemektedir.
Finans sistemi ile güvenlik sistemi birbirinden bağımsız değildir. Birinin değişmesi diğerini de değiştirmektedir. İşte bu nedenle NATO'nun geleceğini anlamak isteyenlerin yalnız askerî gelişmeleri değil, rezerv para sistemini de dikkatle izlemesi gerekir. Belki de NATO'nun geleceğini Rusya kadar doların geleceği de belirleyecektir. NATO ile Avrupa Birliği ilişkilerini de rezerv para olarak euronun doları ne kadar zorlayacağı belirleyecektir.
4. Diyalektik medeniyet kendi güç merkezlerini üretiyor
Bugün dünya yeni bir dönüşüm yaşamaktadır. EURO; rezerv para olarak yükselmektedir. BRICS ülkeleri ulusal paralarla ticareti geliştirmeye çabalamaktadır. Alternatif ödeme sistemleri ve dijital para teknolojileri kurulmaya çalışılmaktadır.
Bütün bunlar mevcut sistemin değişmeye ve kendi içinde yeni güç merkezleri üretmeye başladığını göstermektedir. Burada önemli olan nokta şudur.Bu gelişmeler henüz yeni bir medeniyet doğduğu anlamına gelmemektedir.Ancak mevcut medeniyetin kendi içinde yeni güç merkezleri ve çatışmalar üretmeye başladığını ve bu çatışmaların NATO güvenlik sistemini zorladığını göstermektedir.
Diyalektik sistem kendi doğası gereği rekabet üretmektedir. Bugün bu rekabet yalnız devletler arasında değil; aynı sistemin kendi içinde de ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle NATO'nun geleceği; yalnız askerî gelişmelere değil, onu doğuran finansal ve teknolojik sistemlerin geleceğine de bağlıdır.
5. NATO'nun geçmiş karnesi
NATO; II. Dünya Savaşı sonrasında Sovyetler Birliği'nin genişleme ihtimaline karşı Batı dünyasının ortak savunma örgütü olarak kurulmuştur. Kuruluş döneminin şartları dikkate alındığında bu tercih tarihsel bağlamı içinde anlaşılabilir görünmektedir. Ancak kurumlar da tıpkı medeniyetler gibi zaman içinde değişir.
Soğuk Savaş'ın ilk yıllarında bir Sovyet işgaline karşı ortak savunma amacıyla kurulan NATO içinde “stay-behind” olarak bilinen gizli direniş yapılanmaları oluşturuldu. İtalya'da Gladio, Türkiye'de Seferberlik Tetkik Kurulu ve daha sonra Özel Harp Dairesi olarak bilinen bu yapılar zaman içinde bazı ülkelerde yalnız dış tehditlerle ilgilenmediler, iç siyaseti etkileyen faaliyetlerde de bulundular.
İtalya'da Gladio'nun varlığının resmen kabul edilmesi ve Avrupa Parlamentosu'nun 1990 yılında bu tür yapılanmaların araştırılmasını isteyen kararı, konunun ciddiyetini göstermektedir. Bu yüzden Türkiye’nin NATO üyeliği de yalnız uluslararası bir ittifak olmaktan uzaklaşmıştır ve Türkiye’nin güvenlik öncelikleriyle, ABD+İsrail gibi bazı müttefiklerin niyetleri çoğu zaman örtüşmemiştir.
1974 Kıbrıs Harekâtı sonrasında uygulanan silah ambargosu, ABD+İsrail ittifakının Türkiye’de terörü destekleyen tutumları, Doğu Akdeniz’de oluşan yeni enerji rekabeti ve Yunanistan ile yaşanan krizler Türkiye’nin NATO üyeliğini yalnız askerî bir ittifak ilişkisi olarak değerlendiremeyeceğini göstermiştir.
NATO'nun kurumsal yapısı da bu tartışmayı güçlendirmektedir. Kuruluşundan bu yana Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanlığı'nın (SACEUR) geleneksel ve sürekli olarak ABD'li generaller tarafından yürütülmesi, ittifak içindeki güç dağılımının önemli bir göstergesidir.
Sonuç olarak; ABD’nin ittifak içindeki belirleyici ağırlığı ve ABD’nin yanında İsrail’in örtülü ağırlığı NATO’daki güç dağılımını bozmuştur. Dolayısıyla Türkiye'nin NATO tecrübesi; yalnız askerî başarılar veya başarısızlıklar üzerinden değil, güvenlik öncelikleri, stratejik çıkarlar ve değişen jeopolitik dengeler üzerinden yeniden değerlendirilmelidir.
Özellikle Doğu Akdeniz; enerji alanı, jeopolitik alan, finans alanı ve teknoloji alanı olarak kritik bir konumdadır. Bu yüzden Doğu Akdeniz’de; ABD, İsrail, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Kesimi(GKRY), Avrupa Birliği ve Türkiye'nin güvenlik ve enerji çıkarları aynı coğrafyada kesişmektedir. Türkiye bu bölgede NATO’ya değil, kendi ulusal çıkarlarını ve medeniyet perspektifine dayanmak zorundadır.
6. Yeni medeniyet perspektifi: Holistik güvenlik
Diyalektik Güvenlik; güvenliği karşıtlık üzerine kurar. Holistik Güvenlik ise güvenliği bütünlük üzerine kurar. Diyalektik Güvenlik için esas olan caydırıcılıktır. Holistik Güvenlik için esas olan dayanıklılıktır.
Diyalektik Güvenlik daha büyük ordu arar. Holistik Güvenlik daha güçlü toplum inşa etmeye çalışır. Diyalektik Güvenlik karşıt bloklar üretir. Holistik Güvenlik iş birliği alanları üretir. Holistik Güvenlik askeri gücü reddetmez, ancak bu gücü; üretim, teknoloji, enerji, finansal bağımsızlık, eğitim, kültür, çevre ve toplumsal bütünlükten bağımsız düşünmez.
7. Sonuç
İnsanlık yeni bir güvenlik medeniyetinin eşiğindedir. NATO; eski diyalektik medeniyetin kurumlarından biridir. Bugün ise güvenlik sistemiyle birlikte finans sistemi, teknoloji, enerji, üretim ve jeopolitik dengeler aynı anda değişmektedir. Temel soru şudur: Diyalektik Güvenlikten sonra insanlık nasıl bir güvenlik medeniyeti kuracaktır?
Türkiye'nin tarihî görevi; bu soruyu yalnız NATO ekseninden değil, kendi medeniyet perspektifinden cevaplayabilmektir. Türkiye, Türk Dünyası ile birlikte; üretim, bilim, teknoloji, enerji, kültür ve ortak gelecek üzerine kurulu yeni bir güvenlik anlayışı geliştirebilirse, yalnız yeni dünyanın dengelerini okumakla kalmayacak; aynı zamanda yeni güvenlik medeniyetinin kurucuları arasında yer alacaktır.
Bu nedenle Ankara'da yapılacak NATO Zirvesinde, bazılarının amacı; Türkiye’ye yeni paketler sunarak, onu yeni bir yola sürüklemek olabilir. Ama Türkiye; NATO’nun eskimiş bir güvenlik iş birliği anlaşması olduğunu görerek ve geçmişte kendisine zararlar veren bir ittifak olduğunu değerlendirerek, kendi holistik güvenliğine doğru yol almalıdır.
NATO'yu ve sonrasını doğru okumak
NATO'yu ve sonrasını doğru okumak
Paylaş: