.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Mutlak butlan kararı siyaseti nasıl değiştirir?

Okuma Süresi: 2 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Mutlak butlan kararı siyaseti nasıl değiştirir?
Mutlak butlan kararı siyaseti nasıl değiştirir?
Paylaş:
Mutlak butlan kararı, muhalefet siyasetinde uzun süre konuşulacak yeni bir dönemin kapısını aralayabilir. Çünkü bu kararın anlamı, Özgür Özel ve ekibinin aldığı birçok kararın hukuken “hiç olmamış” sayılmasının mümkün olabilmesidir.
Yargıtay süreci devam edecek olsa da, tedbir kararı nedeniyle bugün itibarıyla CHP’nin siyasi mührünün yeniden Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibine geçtiği söylenebilir.
Siyasette böyle dönemlerde en önemli şey güç dengesidir. Ve şu anda o denge yeniden eski yönetime dönmüş görünüyor.
Bundan sonra parti içinde hızlı saf değişiklikleri yaşanırsa kimse şaşırmamalı. Çünkü siyasetin doğasında güç merkezine yönelmek vardır. Bugün Özgür Özel’e yakın duran bazı isimlerin kısa süre içinde yeniden eski yönetimle hareket etmeye başlaması sürpriz olmayacaktır.
Asıl önemli mesele ise kurultay tartışmalarının burada bitmeyecek olmasıdır. Tam tersine, bundan sonra süreç daha da sertleşebilir. Kurultay sürecinde “irade fesadı” olup olmadığı, yani delegelerin karar süreçlerinin etkilenip etkilenmediği daha yüksek sesle tartışılacaktır. Bazı belediye başkanlarının açıklamalarıyla başlayan süreç yeni isimlerin de dâhil olmasıyla büyüyebilir. Bu nedenle mesele artık sadece siyasi değil, hukuki bir dosya haline de dönüşebilir. Önümüzdeki dönemde soruşturmalar, dokunulmazlık tartışmaları ve yeni hukuki süreçler gündeme gelebilir. Bu da doğal olarak Özgür Özel ve ekibi açısından oldukça zor bir dönemin başlangıcı anlamına gelir.
Dış dünyanın bu sürece nasıl yaklaşacağı da ayrı bir tartışma konusu. 1990’ların dünyasında Avrupa ve Amerika, Türkiye’deki siyasi gelişmelere çok daha sert tepki verirdi. Ancak bugün dünya bambaşka bir siyasi iklimin içinde. Trump sonrası Amerika’nın da eski Avrupa siyasetinin de Türkiye’deki demokrasi tartışmalarını eskisi kadar öncelikli görmediği açık bir gerçek. Bu yüzden birkaç diplomatik açıklama dışında güçlü bir uluslararası baskı oluşması zor görünüyor. Rusya ve Çin gibi ülkelerin zaten demokrasi konusunda eleştirel bir pozisyon alması beklenmiyor. Dolayısıyla dünya kamuoyunda kısa süreli tepkiler olsa bile bunun kalıcı bir sonuç doğurması düşük ihtimal olarak değerlendiriliyor.
Türkiye içinde ise siyasetin daha da sertleşeceği beklenebilir.
Kimileri bu süreci “Kılıçdaroğlu’nun haklı çıkması” olarak görüyor. Kimileri ise Özgür Özel’in önünün kesildiğini düşünüyor. İktidar cephesinde ise oluşan tabloyu avantaja çevirecek hamlelerin gelebileceği konuşuluyor. Bu nedenle erken seçim ihtimali yeniden gündeme taşınabilir.
Belediyeler üzerinden yeni tartışmaların başlaması da sürpriz olmayacaktır. Özellikle büyükşehir belediyeleri ve ilçe belediyeleri üzerindeki siyasi baskının artabileceği yorumları yapılıyor.
Ekonomi tarafında ise ilk tepkinin sert olması beklenebilir. Borsa düşebilir, döviz yükselebilir. Ancak piyasaların bu tür siyasi krizlere artık daha alışkın olduğu da bir gerçek. Bu nedenle yaşanacak dalgalanmaların kalıcı bir ekonomik kırılmaya dönüşmeyeceği düşünülüyor. Hatta bazı yatırımcılar bu süreçleri “alım fırsatı” olarak bile görebilir. Devletin ve ekonomi yönetiminin de piyasaları sakinleştirmek için güçlü mesajlar vereceği tahmin ediliyor.
Önümüzdeki günlerde Türkiye’nin en sıcak gündemi yine siyaset olacak gibi görünüyor.