.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Mavi Vatan ve Kabotaj Bayramı

Okuma Süresi: 3 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Mavi Vatan ve Kabotaj Bayramı
Mavi Vatan ve Kabotaj Bayramı
Paylaş:
Temmuz’un ilk günü genç Cumhuriyetimizin kabul ettiği Kabotaj Kanununun 100. yıldönümünü kutladık. Eğer Fransa Kralı 1. François, 1525 yılında Kutsal Roma-Germen İmparatoru Şarlken’e tutsak düşmeseydi bugün Kabotaj kavramını başka türlü algılayacaktık. Kanuni Sultan Süleyman’ın, “Fransız Vilayetinin Kralı”na Osmanlı İmparatorluğunun üstünlüğünü vurgulayan destek mektubundaki ‘kapitülasyon’ ayrıcalığı söz konusu olmayacaktı.
1535 kapitülasyonları ile Fransız tüccarlarına Osmanlı limanlarında geniş ticari ve hukuki ayrıcalıklar sağlandı. Zamanla bu ayrıcalıklar tüm yabancı gemilere tanınınca Osmanlı’nın limanlardaki ticaret ve taşımacılık konusundaki egemenliği ortadan kalktı. Ta ki Türkiye Cumhuriyeti Lozan Barış Antlaşmasında büyük mücadeleler vererek kapitülasyonları kaldırana kadar… 
Cumhuriyetin ilanından sonra 1 Temmuz 1926 tarihinde yürürlüğe giren 815 Sayılı Kabotaj Kanunu ile ülkemizin deniz yetki alanlarında, kendi limanları arasında deniz ticareti yapma, yolcu ve yük taşıma hakkı yalnızca Türk bayrağını taşıyan gemilere ve Türk vatandaşlarına tanındı; yabancı bandıralı gemilere bu haklar kısıtlandı.
Kabotaj hakkı egemenliktir
Mavi Vatan savunucularının başında gelen e. Amiral Cem Gürdeniz’in belirttiği gibi Kabotaj Kanunu bu tanımla sınırlı değildir. Bu kanun “Cumhuriyetin denizlerde ilan ettiği ekonomik bağımsızlık manifestosudur; Mavi Vatan’ın omurgasıdır.”
Devamla şunları belirtiyor Gürdeniz: “Bir yarımada devleti olan Türkiye neden hâlâ gerçek anlamda bir denizci devlet olamadı? Neden son 24 yılda 300 milyar dolarlık ulaştırma ve alt yapı yatırımlarının yalnızca yüzde biri denizciliğe ayrıldı? Neden dış ticaretimizin yaklaşık yüzde 90'ı denizden yapılırken yüklerimizin sadece yaklaşık yüzde 8'i Türk bayraklı gemilerle taşınıyor? Neden Türk sahipli deniz ticaret filomuzun tonajı 50 milyon DWT, gemi sayısı 2000’i geçerken bu gemilerin yüzde 95’i Türk bayrağı yerine yabancı bayrak taşır? Neden 750 yolcu uçağımız varken tek bir yolcu gemimiz yok?”
Bu soruların cevabını Atatürk öldükten sonraki uygulamalarda, özellikle de 24 Ocak kararlarıyla yaygınlaşan Atlantikçi neo-liberal siyasetlerde, AKP iktidarıyla artan özelleştirmelerde aramak gerek. İkinci Dünya Savaşı ertesi ABD’nin Marshall yardımı zorlamalarına boyun eğen Demokrat Parti iktidarı, deniz yollarıyla ulaşımı terk ederek Karayolu ulaşımına ağırlık verdi. Ülke içi ulaşım ve taşımacılıkta karayolunun payı yüzde 90’lara varırken deniz yolunun payı yüzde 4’lere düştü. “Bugün bayram olarak kutladığımız kabotaj denizciliği zaman içinde, endüstriyel medeniyetin ve vahşi kapitalizmin yarattığı en büyük doğa düşmanı, kara yolu taşımacılığına yenik düştü”.
Limanlar, hatta Boğazlar dışında kılavuz kaptanlık bile özelleştirildi. Ne tuhaftır ki, sözüm ona demokrasi havariliğiyle özelleştirmeleri göklere çıkaran ABD yönetimleri, kendi ülkelerine gelince kabotaj haklarına sıkı sıkıya sarılıyor, limanlarının başka bir devlet tarafından özelleştirilmesine kesinlikle izin vermiyor.

Deniz kuvvetlerinin öncülüğü
Neyse 1990’lı yıllarda Deniz Kuvvetleri komutanları büyük bir öngörüyle ülkede esen bu olumsuz havaya direnerek kabotaj haklarına, mavi vatana sahip çıktı. Rahmetli Oramiral Özden Örnek’in başını çektiği planlamalarla deniz gücümüzde büyük atılımlar gerçekleşti. Deniz kuvvetlerimiz dünya çapında ilk sıralarda yer almaya başladı. Tersanelerimizde üretilen savaş gemileri yalnızca deniz kuvvetleri bünyesinde yer almıyor, çok sayıda ülkeye de ihraç ediliyor artık.
Ne var ki deniz kuvvetlerinde görülen bu heyecanı kabotaj kutlamalarında göremiyoruz. Urla’da ise “Denizci Köklerimizden Geleceğe” mottosuyla bugüne kadar çok önemli girişimler gerçekleştiren ‘360 Derece Araştırma Grubu’nun öncülüğünde canlı bir şekilde kutlandı. Kaymakamlık, Belediye, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Müze Gemiler Müdürlüğü vd. yetkililerinin katıldıkları toplantılar gelecek için umut vericiydi. Bunlardan en heyecan verici olanı 360 derece deneysel arkeoloji grubunun elleriyle yaptıkları tekneyi 4000 yıl sonra “aynı dalgaların üzerinde” denize açılırken görmekti.
Umarım gelecek yıllarda daha geniş katılımla, daha anlam yüklü kutlanır Kabotaj ve Denizcilik Bayramımız.