P&L Use Gıda Turizm ve Danışmanlık Hizmetleri Ticari Direktörü Sedat Gürken, yaş meyve sebze ihracatında Avrupa pazarındaki talep daralmasına ve artan fiyat rekabetine dikkat çekerek, sektörün ciddi bir maliyet baskısı altında olduğunu söyledi.
İzmir merkezli firmanın Muğla, Antalya, Burdur, Bursa, Niğde, Manisa, Salihli, Alaşehir ve Aydın başta olmak üzere Türkiye’nin güneybatısının geniş bölümünden ürün tedarik ettiğini belirten Gürken, Balkan ülkeleri başta olmak üzere Bosna Hersek, Sırbistan, Karadağ, Bulgaristan, Ukrayna, Belarus, Letonya ve Fransa gibi pazarlara ihracat yaptıklarını söyledi.
Avrupa’daki mevcut pazar koşullarının iyi olmadığını belirten Gürken, dünya genelindeki sıkı para politikaları, talep daralması ve arz fazlasının aynı anda yaşandığını ifade etti. “Avrupa’da pazar şu aşamada hiç iyi durumda değil” diyen Gürken, mevsimsel etkilerle ürün arzının arttığını, buna karşılık talebin zayıfladığını ve maliyetlerin sabit kaldığını söyledi.
“Bizi Mısır, Arjantin, Güney Afrika fiyatla zorluyor”
Avrupa ülkelerinin öncelikle kendi iç pazarlarına yöneldiğini belirten Gürken, fırsat oluştuğunda Türkiye yerine Mısır, Arjantin ve Güney Afrika gibi ülkelerin tercih edilebildiğini söyledi. Bunun temel nedeninin fiyat olduğunu vurgulayan Gürken, “Bariz şekilde fiyat. Onun dışında kalite vesaire değil. Bizim kalitemiz, bizim ürünlerimizin kalitesi çok daha iyi” dedi.
Yaş meyve sebze ihracatında maliyet yapısının da önemli bir sorun olduğunu belirten Gürken, toplam birim sipariş maliyetinin yaklaşık yüzde 75’inin operasyonel maliyetlerden, yüzde 25’inin ise üründen oluştuğunu söyledi. “Ürünlerin operasyonel maliyetleri toplam bizim birim siparişi, müşterinin adresi, yaklaşık yüzde 75’ini operasyonel maliyet oluşturuyor. Yüzde 25’ini mal oluşturuyor” diyen Gürken, yakıt, nakliye, paketleme, işçilik ve toplama gibi maliyetlerin ürün satılmadığında da ortadan kalkmadığını belirtti.
Bu nedenle yüzde 5-10 seviyesindeki bir ürün kaybının bile ihracatçı açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu ifade eden Gürken, arz fazlası bulunan bir ortamda açık fiyatla yapılan satışlardan yüksek marj beklemenin de gerçekçi olmadığını söyledi.
“Bir dengenin bulunması lazım”
Sektörün kendi finansal kaynaklarını önemli ölçüde kullandığını belirten Gürken, üreticiden ihracatçıya kadar yeni destek mekanizmalarına ihtiyaç olduğunu söyledi. Enflasyonla mücadeleyi desteklediğini belirten Gürken, üretici ve ihracatçının da korunacağı bir dengenin oluşturulması gerektiğini ifade etti. Bu noktada mevcut döviz dönüşüm desteğinin artırılmasının sektör açısından önemli bir araç olabileceğini belirten Gürken, “Döviz dönüşüm desteğini yüzde 3’ten yüzde 10’a mı çıkartsın? Çünkü hammadde ihtiyacından dolayı kuru da tutması gerekiyor. İthalata dayalı ihracattan dolayı anlayabiliyorum hepsini ama onu tutuyorken aynı zamanda bizi de tutuyor” diye konuştu.
Bunun yalnızca tek bir araçla çözülmesinin şart olmadığını belirten Gürken, “İllaki bizden daha iyi biliyorlar” dedi. Devletin farklı kesimlerin ihtiyaçlarını aynı anda gözetmek zorunda olduğunun farkında olduğunu vurgulayan Gürken, “Bu ülkede yaşıyoruz. Etrafımızda emekli insanlar var. Asgari ücretli insanlar, herkes var. Bizi kurtarsın, kim ne yaparsa yapsın diyemeyiz. O zaman buralı olmayız. Ama bir şekilde bir dengenin bulunması lazım” ifadelerini kullandı.
İhracatçıların artık yalnızca kredi ve teminat üzerinden desteklenmesinin yeterli olmadığını savunan Gürken, “Biz iş yapıyoruz. Pazar buluyoruz. Yatırım yapıyoruz. Geçmişten beri yapıyoruz. Bu saatten sonrasında siz bize yaptığımız işin üzerinden bir şeyler verin. Adı ne olursa olsun” diye konuştu. Rakip ülkelerin ürün grubuna göre değiştiğini belirten Gürken, narenciyede Mısır’ın, sebzede bazı dönemlerde Orta Doğu ülkelerinin, domateste Hollanda ve İspanya’nın, şeftali ve nektarinde ise Yunanistan’ın rekabette öne çıkabildiğini söyledi.
“Maliyetlerin yüzde 75’i operasyon, yüzde 25’i mal”
Sedat Gürken, Avrupa pazarında bize rakip olan Mısır, Arjantin ve Güney Afrika gibi ülkelerin fiyat sebebiyle tercih edilebildiğine dikkat çekti.
Paylaş: