.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Maliyet bazlı rekabet gücümüz geriliyor

Okuma Süresi: 3 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Maliyet bazlı rekabet gücümüz geriliyor
Maliyet bazlı rekabet gücümüz geriliyor
Paylaş:
TÜSİAD,“Maliyet Bazlı Rekabet Gücü Endeksi”ni ülkemizde 10 ihracatçı imalat sanayi sektörü özelinde rakip ülkelere kıyasla üretim maliyetlerindeki (aramalı, enerji, iş gücü, finansman) gelişmelerini takip etmek amacıyla çeyreklik bazda hesaplayarak yayınlamaktadır. Bu sektörler; gıda, tekstil, giyim, deri, kimya, plastik ve kauçuk, diğer metalik olmayan mineraller, ana metal, fabrikasyon metal, elektrikli teçhizat, makine imalat ve motorlu kara taşıtları sektörleridir. Bu kapsamda her bir sektör için 15, sektörler genelinde ise 35 rakip ülke belirlenmiştir. Hesaplama özelinde ülkeler arası karşılaştırma yapabilmek için yerel paraya göre hesaplanan endeks değerleri ilgili ülkeye ait ABD dolar kuruna bölünmüştür. Rakip ülkelerin toplulaştırılmış endeksi Türkiye maliyet endeksine bölünmesi ile de TÜSİAD-RGE endeksi elde edilmektedir.
Söz konusu Endeks en son 2026 ikinci çeyrek itibariyle açıklanmış bulunmaktadır. TÜSİAD başkanı Ozan Diren açıklamasında “rekabet gücümüzün önceki çeyreğe göre %1.3, geçen yılın aynı dönemine göre %2.9 gerilediğini” ifade etmiş bulunmaktadır. Endeks, ikinci çeyrekte %1.3 düşüşle 86.1 seviyesine inmiş durumda. Aynı açıklamada “son beş yıllık süreçte tüm sektörlerin ciddi rekabet kaybıyla karşı karşıya olduğu” ifade edilmiş ve bu tablonun rekabetçiliğin yalnız döviz kurundan ya da faizden ibaret olmadığı hususu vurgulanmış bulunmaktadır. İncelenen 10 sektörün 9’unda rekabet gücü kaybı görülürken sadece gıda sektöründe sınırlı artış kaydedilmiştir. Sayın başkanın ifadelerinde belirttiği gibi rekabetçilik yalnız maliyetten değil teknoloji, inovasyon, enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve nitelikli istihdam problemlerinden de etkileniyor. Bu endeks hesaplamalarında TÜSİADile beraber çalışan Prof. Dr. Hakan Kara yaptığı açıklamada “üretici firmalarımızın dış pazarlardaki fiyat rekabetinin yakın tarihin (son on yılın) en zayıf konumunda” olduğunu belirtiyor. Aynı şekilde Prof. Dr. Erinç Yeldan’da Twitter'da yayınlanan grafikle imalat sanayi ihracatının içinde yüksek teknolojili mallar paylarının rakiplerimize (yüksek, orta gelirli ülkeler, Avrupa/Orta Asya, Latin Amerika, Karayipler, düşük orta gelirli ülkeler) göre en düşük durumda olduğumuzu Dünya Bankası verilerini karşılaştırarak ifade ediyor. Bir anlamda rekabet gücümüzün neden zayıfladığı konusuna ışık tutuyor.
Türkiye,“Dünya Bankası Rekabet Gücü Sıralaması” raporuna göre 70 ülke arasında 57. sırada yer alıyor. 2024 yılında 53., 2025 yılında ise 66. sırada yer almıştı. Bu sıralama hesaplanırken ekonomik performans alanında 46., kamu yönetimi etkinliğinde ise 64.sırada. Türkiye ekonomisindeki ana güç sanayi kan kaybediyor. Sanayileşmemizi çağın gereklerine göre bir üst seviyeye çıkarmayı amaçlarken sanayisizleşme sorunu ile baş başa kalmak oldukça üzüntü verici. İstanbul Sanayi Odası Başkanı Sn. Erdal Bahçıvan “Türkiye'nin genel olarak sanayisizleşme riski ile karşı karşıya olduğunu, erken sanayisizleşmenin Türk ekonomisindeki birikimlerin kaybı anlamına geldiğini” söylerken MÜSİAD Başkanı Burhan Özdemir de “üretimi canlandırmak için faiz indiriminin tek başına yeterli olmayacağını, mesele yalnızca paranın maliyeti değil, ekonomide kaynakların nereye aktığı”nın önemli olduğunu belirtiyorlar. Dezenflasyonu başarıya ulaştırmak fiyat istikrarını tesis etmek kuşkusuz önemli, ancak bunun yanında üretim kapasitemizi geliştirmek, yeni yatırımları çoğaltmak, sanayinin teknolojik verimlilik kapasitesini artırarak yeniden milli gelir içindeki payını yükseltmemiz gerekiyor.
Unutmayalım Türk sanayisi 2015'te %60 yerli katma değerle ihracat yaparken bugün özellikle kimya ve elektrikli teçhizatta bu oran %35-40’lara indi. Ara malını Euro ile alıp TL ile işleyip tekrar Euro ile satmaya çalıştığında kur baskılandığı için kar marjı eriyor. Diğer taraftan rakip ülkelere göre finansman maliyeti de ülkemizde çok yüksek ve finansmana erişim sorunu da mevcut. Verimliliği artırmak için otomasyonlu makine-tesisat yatırımı gerekli. Herkese aynı oranda faiz vermek yerine “seçici kredi” yöntemiyle petrokimya, çip, robotik ve yeşil dönüşüm sanayi kolları için daha düşük faizli kredi uygulamasının yararlı olacağını düşünüyoruz. Sanayinin enerji girdileri için de uzun vadeli sabit fiyatlı uygulamalar düşünülebilir. Gümrük Birliği revizyonu da ihmal edilmemeli. Rakiplerimizden bazılarının AB'ye avantajlı koşullarla mal sattığını da dikkate alacak olursak söz konusu revizyonun neden önemli olduğunu görürüz.