.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

La Lorraine Bakery Group’tan son 10 yılda Türkiye’ye 100 milyon Euro’nun üzerinde yatırım

Okuma Süresi: 6 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
1939 yılında Belçika’nın Gent kenti yakınlarında kurulan bir un değirmeniyle üretim yolculuğuna başlayan ve ikinci neslin liderliğinde 1970’li yıllarda faaliyet alanını değirmencilikten fırıncılığa taşıyan La Lorraine Bakery, bugün Belçika’dan ABD’ye uzanan geniş üretim ağıyla faaliyet gösteriyor.
La Lorraine Bakery Group’tan son 10 yılda Türkiye’ye 100 milyon Euro’nun üzerinde yatırım
Paylaş:
PELİN MAKTAV
1939 yılında Belçika’nın Gent kenti yakınlarında kurulan bir un değirmeniyle üretim yolculuğuna başlayan ve ikinci neslin liderliğinde 1970’li yıllarda faaliyet alanını değirmencilikten fırıncılığa taşıyan La Lorraine Bakery, bugün Belçika’dan ABD’ye uzanan geniş üretim ağıyla faaliyet gösteriyor. Şirketin CEO’su GuidoVanherpe, Türkiye’de Manisa’da hayata geçirilen yeni artisan ekmek üretim tesisi kapsamında Gözlem’in sorularını yanıtladı.

Kariyerinizden ve La Lorraine BakeryGroup ile yollarınızın nasıl kesiştiğinden bahseder misiniz?
Kariyerime güçlü bir akademik altyapıyla başladım. Antwerp Üniversitesi UFSIA’da Uygulamalı Ekonomi Bilimleri alanında aldığım yüksek lisans derecemin ardından, Fransa’daki UniversitéAix-Marseille’den Uygulamalı Pazarlama alanında DESS diploması, ABD’deki Indiana University Bloomington’dan MBA derecesi aldım.
Profesyonel kariyerime 1988 yılında Procter &Gamble’da Asistan Marka Müdürü olarak başladım, ardından 1989 yılında Unilever Belçika’ya (Hartog) katıldım ve dört yıl boyunca Soğuk Gıdalar Bölümü Satış & Pazarlama Müdürü olarak görev yaptım.1993 yılında La Lorraine Bakery Group’a Pazarlama & Satış Müdürü olarak katıldım. 1995 yılında CEO oldum ve aynı zamanda Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yapıyorum. Bunun yanı sıra farklı sektör kuruluşlarında ve aile şirketleri ağlarında aktif sorumluluklar üstleniyorum.

2025 yılı itibarıyla 1,57 milyar euro ciroya ulaştık

Şirketin kuruluş hikâyesini ve bugün ulaştığı noktayı nasıl özetlersiniz?
Hikâyemiz, kurucumuz büyükbabam Gerard Vanherpe tarafından 1939 yılında Belçika'nın Gent yakınlarında kurulan bir un değirmeniyle başladı.1970’li yıllarda ikinci nesil, faaliyet alanını değirmencilikten fırıncılığa genişletti ve bugün hâlâ grubun genel merkezinin bulunduğu Belçika Ninove’deki ilk taze fırın üretim tesisini satın aldı.1980’lerde, fırıncılık sektöründe yeni bir dönemin kapılarını aralayan “bake-off” (dondurulmuş fırıncılık) teknolojisinin öncülerinden biri olduk. 1990’ların sonlarına gelindiğinde ise “Go East” (doğuya açılım) stratejimizle Belçika sınırlarının ötesine geçerek uluslararası büyümemizi hızlandırdık.
Bugün La Lorraine Bakery Group olarak; Belçika, Polonya, Türkiye, Romanya, Çekya, Macaristan, İtalya, Yunanistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve ABD’de bulunan 18 ileri teknoloji üretim tesisimizle faaliyet gösteriyoruz. Bu güçlü üretim altyapımız ve yerel ticari organizasyonlarımız sayesinde, 40’tan fazla ülkedeki müşterilerimize 1.500’ün üzerinde taze ve dondurulmuş ürün çeşidimizle yüksek kaliteli fırıncılık ürünleri ulaştırıyoruz.2025 yılı itibarıyla 1,57 milyar Euro ciroya ulaştık, bununla birlikte gelirlerimizin %54’ünü Batı Avrupa’dan, %46’sını ise diğer uluslararası pazarlardan elde ediyoruz.

Manisa’daki tesis Ortadoğu’ya açılan kapımız

Türkiye’yi Orta Doğu’ya açılan bir üretim ve dağıtım üssü olarak konumlandırdığınızı ifade ediyorsunuz. Bu stratejiyi biraz daha detaylandırabilir misiniz?
1990’ların sonunda Doğu Avrupa’da (Berlin Duvarı’nın yıkılmasının ardından bölgenin dışa açılmasıyla birlikte) önemli bir fırsat gördük. Bunu nedeni, bu ülkelerde satın alma gücünün ciddi şekilde artması, tazelik, daha iyi tat ve çeşitliliğe yönelik güçlü bir talebin oluşması, modern perakendenin gelişmesi ve açık pazar anlayışına doğru bir dönüşüm yaşanmasıydı.
Bu da La Lorraine Bakery Group için Orta ve Doğu Avrupa’da dondurulmuş bake-off ürünleriyle öncülük etmek adına ideal bir zaman anlamına geliyordu. “Go East” stratejimiz çerçevesinde ilk adımımızı Çek Cumhuriyeti’nde attık, ardından Polonya ve daha sonra Doğu ve Güney Avrupa’daki diğer pazarlar geldi. Genişleme stratejimizde, mevcut bir üretim ülkesinden ihracatla başlıyor, zamanla ürünleri yerel olarak üretme hedefiyle ilerliyoruz.
Uluslararası stratejimiz ve operasyon ağımızın bir sonraki adımı Avrupa dışına açılmak oldu. İlk olarak 2014 yılında Türkiye’ye ihracatla başladık; 2016 yılında ise Manisa’da son teknolojiye sahip yepyeni bir fırın yatırımıyla yerel üretime geçtik. Bu tesis, Türkiye ve Orta Doğu pazarlarına açılan kapımız oldu.
Bununla birlikte Dubai’de bir ofisimiz, Abu Dabi’de ise üretim tesislerimiz bulunuyor. Suudi Arabistan’da da distribütörlük yapılanmamızla faaliyet gösteriyoruz.

10 yılda Türkiye’ye 100 milyon Euro’nun üzerinde yatırım

Türkiye operasyonunuz ve yeni yatırımınız hakkında ne söylersiniz?
İlk olarak 2014 yılında Türkiye’ye ihracatla başladık; 2016 yılında ise Manisa’da son teknolojiye sahip yepyeni bir fırın yatırımıyla yerel üretime geçtik. Geçen 10 yıl içinde ise ekmek, kruvasan ve tuzlu ürün kategorilerinde yaptığımız yatırımlarla üretim kapasitemizi önemli ölçüde artırdık. Türkiye’de baget ekmekler, artisan ekmekler, kruvasan benzeri, mayalı ve tereyağlı hamur işi ürünleri ve tabii ki börek üretiyoruz.
Türkiye’de 11 münhasır distribütörümüzle birlikte toplam 24 depoda operasyonlarımızı sürdürüyoruz. Bunun yanı sıra, Kıbrıs’ta da bir münhasır distribütörümüz bulunuyor. Tüketicinin olduğu her noktada yer almayı hedefliyor, bu doğrultuda direkt satış kanallarında, gıda perakendecilerinde ve ev dışı tüketim pazarında güçlü bir şekilde varlık gösteriyoruz. Aynı zamanda modern satış kanallarının önemli bir parçası olan e-ticarette de güçlü bir konuma sahibiz.
Türkiye genelinde 20’nin üzerinde bölgesel satış ofisimizle güçlü bir dağıtım ağına sahibiz ve bugün distribütör ağımızla birlikte yaklaşık 750 kişiye istihdam yaratıyoruz. Son 10 yılda Türkiye’ye 100 milyon Euro’nun üzerinde yatırım gerçekleştirdik. Tüm bu yatırımlarımızın merkezinde yer alan Manisa tesisimiz ise büyüme stratejimiz açısından kritik bir rol oynamaya devam ediyor.

Manisa’daki üretim tesisi ek kapasite yatırımları ve yeni istihdam olanakları getirecek

Şirketin ciro, üretim ve istikam açısından nasıl bir görünümü var? Türkiye’deki operasyonlarınız genişleyecek mi?
La Lorraine Türkiye, 2025’i güçlü çift haneli büyümeyle kapattı ve son 5 yılda cirosunu ikiye katladı. Önümüzdeki 5 yıl için de aynı hedefimiz bulunuyor; yani 2030’a kadar iş hacmimizi yeniden ikiye katlamayı amaçlıyoruz. İstihdam açısından bakıldığında ise, bugün Türkiye’de La Lorraine bünyesinde 300’den fazla kişiye istihdam yaratıyoruz. Önümüzdeki 5 yılda iş hacmimizi ikiye katlama hedefimiz doğrultusunda bu sayının daha da artacağını öngörüyoruz. Bu büyüme hedefi, Manisa’daki üretim tesisinde ek kapasite yatırımları ve yeni istihdam olanaklarını da beraberinde getirecektir.

Tazeden daha taze

Son yıllarda tüketici tercihlerinde nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz? Özellikle artisan ve sağlıklı ürünlere yönelik artan talebi ürün geliştirme süreçlerinize nasıl yansıtıyorsunuz?
Türkiye, dünyada kişi başına ekmek tüketimi yüksek, ekmek ve fırıncılık ürünlerinde yeni çeşitler ve inovasyonlar keşfetmeyi seven son derece dinamik bir tüketici profiline sahip. Tüketici trendlerini yakından takip ediyoruz ve bu trendler inovasyon süreçlerimizi besliyor. Başlıca trendler ise tüketicilerin sağlık odaklı ürünlere (lifli, tam tahıllı ürünler gibi), farklılaştırılmış lezzetlere (ekşi mayalı ürünler gibi) ve tazeliğe yönelmesi diyebilirim. Biz de bunu bake-off yöntemiyle, “tazeden daha taze” ürünler sunarak sağlayabiliyoruz. Son dönemde, sürdürülebilirlik de öne çıkan trendlerden biri hâline geldi.

Sürdürülebilirlik, La Lorraine Bakery Group’un DNA’sının ayrılmaz bir parçası

Sürdürülebilirlik alanında yürüttüğünüz çalışmalar hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu alanda önceliklendirdiğiniz başlıklar neler?
Sürdürülebilirlik, La Lorraine Bakery Group’un DNA’sının ayrılmaz bir parçası. 85 yılı aşkın süredir, yani kuruluşumuzdan bu yana, güçlü aile ve şirket değerlerimiz doğrultusunda hareket ediyoruz. Ürünlere, gezegene ve insanlara duyduğumuz saygı, en temel değerlerimizden biri olarak, en başından itibaren çevreye ve topluma karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmemizi sağladı. 2022 yılında sürdürülebilirliği önümüzdeki beş yıllık stratejimizin merkezine yerleştirdik ve 2027 yılı için net ve iddialı hedefler belirledik. Uzun vadeli vizyonumuz doğrultusunda ise 2039 yılında, yani şirketimizin 100. yılında, kendi operasyonlarımızdan kaynaklanan emisyonlarda (Scope 1 ve Scope 2) net sıfır seviyesine ulaşmayı hedefliyoruz.
Ayrıca, Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTi) tarafından onaylanmış hedefler belirledik ve bu doğrultuda, buğdayın sürdürülebilir tarıma geçişini aktif olarak destekliyoruz. Bu kapsamda, 2030 yılına kadar buğday ve unun karbon ayak izini %30 oranında azaltmayı hedefleyen fırıncılık sektörü girişimi Sustainable WheatInitiative Europe’a katıldık. Sürdürülebilirliği ürün liderliği stratejimizin merkezine yerleştirerek; fırıncılık ürünlerimizin besin değerini artırmaya ve çevresel etkisini azaltmaya odaklanırken, dünya genelinde milyonlarca tüketiciyi memnun etmeye devam ediyoruz.
Sürdürülebilirlik, yalnızca gıda israfı ve enerji tüketiminin azaltılması açısından değil; aynı zamanda daha sürdürülebilir buğday tedariki ve ürün portföyünün besin değerinin artırılması açısından da öncelikli gündem olmaya devam ediyor. Örneğin ekmeklerde daha fazla lif kullanımı buna örnek gösterilebilir.
Türkiye’yi yalnızca önemli bir pazar olarak değil, aynı zamanda bir yetenek havuzu, üretim üssü ve ihracat merkezi

Önümüzdeki dönemde Türkiye operasyonunuzda büyüme, ihracat ve ürün çeşitliliği açısından nasıl bir yol haritası öngörüyorsunuz?
Ham maddelerimizi ağırlıklı şekilde Türkiye’den yerel olarak tedarik ediyoruz. Gezegene saygılı tedarik anlayışı, tedarikçi etik kurallarımızın bir parçasını oluşturuyor. Buna; Avrupa genelindeki sürdürülebilir buğday girişimleri (2030 yılına kadar buğday ve unun karbon ayak izini %30 azaltma hedefiyle), RSPO palm yağı, RFA çikolata ve daha birçok uygulama da dâhil.
Türkiye’de hayata geçirdiğimiz üçüncü ekmek hattı yatırımıyla birlikte, özellikle artisan ekmek kategorisindeki üretim kapasitemizi iki katına çıkardık. Türkiye’yi yalnızca önemli bir pazar olarak değil, aynı zamanda bir yetenek havuzu, üretim üssü ve ihracat merkezi olarak konumlandırıyoruz. İstanbul merkezimiz üzerinden Orta Doğu operasyonlarımızı da yönetirken, Türkiye’nin bölgesel büyüme stratejimizdeki rolü her geçen gün daha da güçleniyor. Bu doğrultuda, üretim kapasitemizi ve operasyonel yetkinliklerimizi geliştirmeye yönelik yatırımlarımıza kararlılıkla devam edeceğiz.