Sık sık duyduğumuz kullanışlı aptal (useful idiot) kavramını İngiliz yazar George Orwell gibi ben de kabul etmem. Orwell, Hayvan Çiftliği ve 1984 gibi siyasi içerikli romanlarında, otoriter rejimleri eleştirir ancak kimseyi “kullanışlı aptal” olmakla suçlamaz. Bu konuda açık kaynaklarda içlerinde Orwell’in de bulunduğu tartışmaları okumak mümkün. Zira 1984 adlı romanındaki herkes görevinin bilincindedir. Bu kavramı en çok kullanan Lenin olmuştur. Ancak Lenin’den sonra bu siyasi kavram gündemden çıkmış. Kavramın ilk kez 1864’de kullanıldığı düşünülürse epey eski bir kavram.
1984’ü okuduğum 1970’li yıllarda, 1984 yılının bu kadar çabuk gelip geçeceğini düşünmemiştim. Bu eserinde Orwell’in en etkileyici cümlesini “Tarih kaybolmaz ve geleceği belirler” olarak görmüştüm. “Tarihine ve kültürüne sahip çıkan geleceği de garantiler” sözünü de unutmamak gerek. Bayramda kitabı tekrar okudum ve okunmasını öneririm. 77 yıl önce 8 Haziran 1949’da basılan kitap içeriği itibarıyla hala geçerliliğini korumakta. Orijinal el yazması versiyonu, ABD’de, Brown Üniversitesinin John Hay Kütüphanesinde. Açık kaynaklarda bu el yazmasının resmini görmek mümkün. Kitabın ilk baskısı ise Londra’da. Dolmakalemle yazdığı okunaklı yazısı kitabın konusu gibi etkileyici. Dolmakalem, çabuk biten mürekkebi nedeniyle kullanışlı olmamakla birlikte el yazmalarının kalıcılığını sağlaması bakımından da önemli. Resmi belge ve antlaşmalarda dolmakalem kullanılması da bu nedenle.
Bugün içinde yaşadığımız zor zamanları yazmak için artık dolmakaleme gerek kalmadı. Bilgisayar ve taşınır bellek yazım işlerini kolaylaştırdı. İletişim de malum küreselleşme ile birlikte çok gelişti. Türk iç politikasındaki gelişmeler yurt dışında çok yakından takip edilmekte. İç politika artık dünyamızda dış politikanın öznesi oldu. Bu bakımdan 24 Mayıs 2026, Türk siyasi tarihi bakımından önemli bir dönüm noktası olarak tarihe geçti. Mülkiye’de, Türk siyasi tarihi derslerine genç bir asistan olarak İlber Ortaylı gelirdi. Onun ilk öğrencileri olmuştuk. Onun sayesinde ve yaptığı yorumlarla tarihi sevdik. Bu vesile ile hocayı burada rahmetle ve saygı ile anmak isterim. Hoca hayatta olsaydı bu durumlara ne derdi diye düşünüyorum.
13 seçim kaybetmiş CHP eski Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, başvurduğu polislerin eşliğinde, 24 Mayıs 2026’da, CHP Merkez binasına giderek halkın büyük desteğini almış olan seçilmiş Başkan Özgür Özel’in makamına oturdu. Bilim kurgu film senaryolarına taş çıkartan olaylar silsilesi ancak böyle olur. Kılıçdaroğlu, bir mahkemenin aldığı 38. Kurultay ile ilgili “mutlak butlan” kararına dayanarak binaya girdi. Halbuki onun artık kıdemli bir politikacı olarak anılarını yazmasını beklerdik. Olmadı. 24 Mayıs 2026’da seçilmiş Başkan Özgür Özel’in CHP Merkezinden TBMM’ye yürüyüşü dünyada da ikonik bir toplu yürüyüş olarak tanımlandı. 30 Mayıs 2026’daki görkemli Bayramlaşma Mitinginin arkasından seçilmiş Genel Başkan Özel’in Anıtkabir’e yürüyüşü ve ona refakat eden yüzbinler yine tarih yazdılar.
Gelelim artık kronikleşen Orta Doğu meselesine: ABD ve İsrail’in İran’a saldırıları, Hürmüz Boğazının kısıtlı kullanımı nedeniyle petrol fiyatlarının artışı diğer ülkeler gibi ekonomisi tartışılan Türkiye’yi kötü yakaladı.
ABD’nin “Destansı Öfke Operasyonu” (Epic Fury Operation) adı ile İran’a ve Hürmüz Boğazına yaptığı askeri girişimler başarısız kaldı. ABD’nin Hürmüz Boğazındaki mücadelesi bana İngiltere Arjantin arasında Falkland Adaları için yapılan savaşı hatırlattı. Muhafazakar Parti lideri Başbakan Margaret Thatcher zamanında Arjantin’deki cunta yönetimi 1982’de Falkland Adalarını almış ancak Başbakan Thatcher’in verdiği kararla 74 günlük savaş sonrasında Adalar Arjantin’den geri alınmıştı. Thatcher’ın bu zaferi 1983’te seçimleri kazanmasına ve itibarının yükselmesine neden olmuştu. Hürmüz Boğazı ise ABD için bir hezimet oldu. İranlıların hızlı ve hareket kabiliyeti yüksek teknelerinden atılan füzelerin ABD donanmasında büyük zaiyatlara neden olduğu yabancı basında belirtildi. İran hezimeti nedeniyle Kasım 2026’da yapılacak kısmi seçimlerde Trump’ın Cumhuriyetçi Partisinin kaybedeceği uzmanlarca ifade ediliyor.
İsrail ise Lübnan’la ateşkes yapmasına karşın hala bu ülkeyi bombalamakta. Lübnan’la yakın tarihsel bağları bulunan Fransa, BM Güvenlik Konseyi ve BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’e başvurdu. Ancak buradan bir sonuç alacağını tahmin etmiyorum.
İsrail ve ABD’nin Orta Doğudaki saldırılarını ağır şekilde kınayan İspanya’nın Sosyalist Başbakanı Sanchez’in ofisine yapılan saldırı ve kardeşleriyle ilgili olarak alınan mahkeme kararları arkasında Trump mı var sorusunu akla getiriyor. Tüm bu gelişmeler ABD yapımı “Görevimiz Tehlike” (Mission Impossible) dizisindeki senaryolara ne kadar da benziyor.
Eskiden savaş sırasında Bayramlarda özellikle de dini Bayramlarda gerek Müslüman gerek Hristiyan olsun taraflar belli bir süre ateşkes ilan ederlerdi. Artık bu teamül de kalktı. Bayramda savaşlar özellikle de İsrail, Lübnan saldırılarına devam etti.
24 Mayıs 2026’da tam da Kurban Bayramı öncesi ana Muhalefet Partisi Merkezine el konulması ve eski Başkanın “mutlak butlan” kararına dayanılarak atanması, üzerinde çalışılmış bir siyaset mühendisliği. Bu koşullar çerçevesinde bu işlerin devam edeceği anlaşılıyor. Bütün bu olan bitene bakınca çok özel tarihi bir zaman diliminden geçmekte olduğumuzu anlıyoruz. Dünya tarihi içinde bu olaylar mutlaka layık olduğu yeri alacak. Ancak bildiğimiz gibi değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. Yeter ki enseyi ve yüreği karartmayalım.
Kullanışlı aptal
Kullanışlı aptal
Paylaş: