İTB Eylül Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer başkanlığında İzQ İnovasyon Merkezi’nde gerçekleştirildi. Seçimden önceki son meclis toplantısında, Işınsu Kestelli, Yönetim Kurulu Başkanı olarak son kez kürsüye çıktı.
Mecliste yaptığı konuşmada, iş dünyası olarak en kritik eşiğin, rekabet gücünü koruyabilmek olduğuna vurgu yapan Kestelli, “Makroekonomik istikrarı ve rekabetçiliği konuşurken, sanayimizin ve toplumsal refahımızın temel taşı olan tarım ve gıda sektörünü bu denklemin tam ortasına almak durumundayız. 2025 yılındaki daralmanın ardından tarım sektörümüz bu yılın ikinci çeyreğinde yüzde 13,3 gibi yüksek bir büyüme oranıyla ekonominin en hızlı gelişen kolu oldu. Keza bitkisel üretimimizin 140 milyon tonu aşarak Cumhuriyet tarihi rekorunu kıracak olması, arz güvenliği açısından kıymetli. Ancak bu üretim artışı hiç kimseyi yanıltmamalı” dedi.
“Yapısal sorunlarımız varlığını tüm görkemiyle koruyor” diyen Kestelli, “Girdi maliyetlerindeki yüksek seyir ve gıda enflasyonundaki katılık hem üretici refahını hem de tüketicinin alım gücünü baskılamaya devam ediyor. İmalat sanayimizin genelinde ciddi bir rekabet gücü kaybı yaşanırken gıda sektörünün sınırlı da olsa bu baskıya direnebildiğini gösteren endeksler teselli veriyor. Şu bir gerçek ki tarım ticareti, artık sadece bir dış ticaret kalemi değil; iklim krizinin, su stresinin ve küresel korumacılık duvarlarının ortasında bir ulusal güvenlik unsurudur. Tarım sanayisini geleneksel döngülerden kurtarıp yüksek katma değerli, teknoloji odaklı ve Avrupa Yeşil Mutabakatı ile uyumlu bir ticaret mimarisine kavuşturamadığımız müddetçe, enflasyonla mücadelemiz de eksik kalacaktır” ifadelerini kullandı.
“41,6 milyon ton tahıl üretimi bekleniyor”
Tarımsal üretim açısından bu yıl Türkiye için genel olarak olumlu bir sezon yaşandığını yineleyen Kestelli, FAO verilerini paylaştı. Kestelli, “Zamanında gelen kış ve ilkbahar yağışları sayesinde, FAO verilerine göre tahıl üretimimizin 41,6 milyon tona ulaşması ve beş yıllık ortalamanın yaklaşık yüzde 12 üzerine çıkması bekleniyor. Buğday ve arpanın yanı sıra bölgemizin gözbebeği olan üzüm, incir, zeytin ve zeytinyağında da geçen yıla kıyasla çok daha yüksek bir üretim tablosuyla karşı karşıyayız. Ancak bu olumlu tabloyu değerlendirirken dünyanın diğer bölgelerinde yaşanan gelişmeleri de göz ardı etmememiz gerekiyor. Çünkü iklim kaynaklı riskler artık tek bir ülkenin veya bölgenin sorunu olmaktan çıktı. Bir bölgede yaşanan iklim olayı, başka bir bölgedeki üretimi, oradaki üretim kaybı ise küresel emtia piyasalarını etkileyebiliyor” diye konuştu.
İklim değişikliğinin artık yalnızca “kuraklık” değil; üreticinin alışık olduğu dengelerin bütünüyle bozulması olduğuna dikkat çeken Kestelli, “Tarladaki kayıp küresel arzı, arzdaki değişim ticaret akışlarını, nihayetinde ise raflardaki tüketici fiyatlarını vuruyor. Geçtiğimiz sene birçok tarımsal üründe bu durumu çok derinden yaşadık. En azından bu yıl ülkemiz açısından ortaya çıkan yüksek üretim miktarını; gıda arzının güvenliği, ithalat ihtiyacının azaltılması ve tarımsal ürünlerde rekabet gücünün korunması açısından son derece kıymetli görüyorum” dedi.
“Kadınlar hala eşitsizliklerle karşılaşıyor”
FAO’nun 2023 yılında yayımladığı “Tarım-Gıda Sistemlerinde Kadınların Durumu” raporuna değinen Kestelli, dünya genelinde çalışan kadınların yüzde 36’sının tarım-gıda sistemlerinde yer aldığını buna rağmen kadınların finansmana, teknolojiye ve eğitime erişimde hâlâ önemli eşitsizliklerle karşılaştığını kaydetti. FAO verileri ile sözlerine devam eden Kestelli şu değerlendirmelerde bulundu: “Aynı büyüklükteki tarım işletmelerinde, kadın ve erkekler arasında yüzde 24’lük bir arazi verimliliği farkı bulunuyor. Bu farkın ve tarımsal istihdamdaki ücret eşitsizliğinin giderilmesi halinde küresel ekonomiye yaklaşık 1 trilyon dolarlık katkı sağlanabileceği ve gıda güvencesizliği yaşayan insan sayısının 45 milyon azalabileceği hesaplanıyor. Bu rakamlar bize çok açık bir şey söylüyor: Kadınların güçlenmesi yalnızca sosyal bir mesele değil; aynı zamanda üretim, verimlilik, ekonomik büyüme ve gıda güvenliği meselesidir” dedi.
“Sıfatlar geçicidir”
17 yıldır sürdürdüğü görevinden ayrılan Kestelli, “Bugün, Yönetim Kurulu Başkanınız olarak sizlere son kez seslendim” diyerek, “Her veda bir yanıyla hüzünlüdür, evet. Ama benim hüznüm, görevimi tamamlamış olmanın verdiği, derin huzurla harmanlanıyor. Geriye dönüp baktığımda; güçlü bir kurum ve içinde başı dik, adımları sağlam, yarınlara umutla bakan ve en önemlisi birbirine sevgiyle/saygıyla bağlı bir aile görüyorum. Bu, bir liderin bırakabileceği en büyük mirastır. Başkanlık sıfatım sona erse de, bu kuruma olan sevdam, bu davaya olan inancım ve sizlere olan bağlılığım her zaman devam edecek. Sıfatlar geçicidir, baki kalan kurduğumuz bu sarsılmaz bağlardır. Bayrağı devralacak dostlarımın, bu çıtayı çok daha yukarılara taşıyacağına olan inancım tamdır” ifadelerini kullandı.
Tarımsal atık vurgusu
Ömer Gökhan Tuncer de tarımsal atık konusuna dikkat çekerek, “Tarımsal atık, bugün bir maliyet kalemi olabilir. Fakat doğru teknolojiyle aynı atık, enerjiye, biyogaza, biyokömüre, organik gübreye ve yeni bir gelir modeline daha yoğun şekilde üzerine çalışılarak daha verimli şekilde dönüştürülebilir. Hayvan gübresi, budama artıkları, pirina, çırçır atıkları; bunların hiçbirine yalnızca “atık” gözüyle bakmamalıyız. Bunlar aynı zamanda kırsal ekonominin yeni hammaddeleridir. Burada çok önemli bir paradigma değişikliğine ihtiyacımız var. Tarımda artık yalnızca ürünü değil, üretim sürecinin tamamını ekonomik değere dönüştürmeliyiz. Toprak da bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. Çünkü toprak yalnızca üzerinde üretim yaptığımız bir alan olmanın ötesinde, dünyanın en önemli doğal karbon depolarından biridir” dedi.
“Ege çok güçlü”
Ege Bölgesi’nin çok güçlü avantajları olduğunu vurgulayan Tunver, “Güneşimiz, toprağımız, üretim kültürümüz ve yüzyıllara dayanan tarımsal tecrübemiz var. Şimdi bunların yanına teknoloji ve veriyi koymamız gerekiyor. Ege'nin güneşi ile Ege'nin toprağını birbirinin tamamlayıcısı olarak görmeliyiz. Agrivoltaik sistemler, güneş enerjili sulama, enerjisini kendi üreten soğuk zincir altyapıları, akıllı sulama sistemleri, toprak ve ürün sensörleri, yapay zekâ destekli üretim planlaması, bütün bunlar artık yakın geleceğin teknolojileri ve bugünün rekabet araçlarıdır. Dünyadaki dönüşümü takip ederken, bu dönüşümün standartlarını oluşturmaya katkı veren bir Türkiye tarımı için çok çalışmalıyız” şeklinde konuştu.
Kestelli, İTB Başkanı olarak son kez konuştu
İzmir Ticaret Borsası (İTB) Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, 17 yıllık görev süresinin ardından başkan olarak meclis toplantısında son kez konuştu.
Paylaş: