Türkiye’de kadınların çalışma hayatına katılımı son yıllarda artsa da bu artışın niteliği en az sayısal büyüklüğü kadar önemli. Çünkü bir kadının çalışıyor olması, onun mutlaka güvenceli ve adil koşullarda çalıştığı anlamına gelmiyor. Özellikle kayıt dışı istihdamın yüksek olduğu sektörlerde çalışan kadınlar; düşük ücret, sosyal güvenlikten yoksunluk, düzensiz çalışma saatleri ve iş güvencesinin zayıflığı gibi birçok sorunla karşı karşıya kalabiliyor.
TÜİK verilerine göre 2026 yılının ilk çeyreğinde kadınların işgücüne katılma oranı yüzde 35,2, istihdam oranı ise yüzde 31,3 oldu. Kadın işsizliği yüzde 11,1 olarak gerçekleşti. Bu rakamlar, kadınların işgücü piyasasında hâlâ erkeklerin gerisinde olduğunu gösteriyor. Sorunun önemli bir boyutu ise kayıt dışı çalışma. 2026 yılının ilk çeyreğinde toplam kayıt dışı istihdam oranı yüzde 23,4'e gerilerken, kadınlarda bu oran yüzde 27,3 olarak ölçüldü. Tarımda kayıt dışılık ise yüzde 80,6 gibi son derece yüksek bir seviyede bulunuyor.
Tarımda kadın emeği görünmezleşiyor
Kayıt dışı istihdam denildiğinde ilk akla gelen alanlardan biri tarım sektörü. Tarlada, serada, bahçede, hayvancılıkta ve mevsimlik tarım işlerinde çalışan kadınların önemli bir bölümü sosyal güvenlik sisteminin dışında kalabiliyor.
Buradaki en büyük sorunlardan biri, kadın emeğinin çoğu zaman “aile işi” olarak görülmesi. Kadın tarlada erkeklerle aynı saatlerde çalışıyor, ürünün ekiminden hasadına kadar üretimin her aşamasına katkı sağlıyor ancak yaptığı işin ekonomik ve sosyal karşılığı yeterince görünür olmayabiliyor.
TEPAV'ın çalışmaları da kadın istihdamının niteliği açısından tarımdaki kayıt dışılığın özel bir sorun oluşturduğuna dikkat çekiyor. Çalışmada, kadın istihdamının yüzde 17,8'inin tarım sektöründeki kayıt dışı ve tam zamanlı işlerden oluştuğu belirtiliyor.Bu tablo, “çalışan kadın” kavramının yalnızca işyerinde ücret alan kadınlardan ibaret olmadığını gösteriyor. Tarlada çalışan, ailesinin işletmesine katkı sağlayan veya mevsimlik işlerde çalışan kadınların emeği de ekonomik değer yaratıyor.
Ev hizmetlerinde güvence sorunu
Kadınların yoğun olarak çalıştığı bir başka alan ise ev hizmetleri. Temizlik, çocuk bakımı, yaşlı bakımı ve hasta bakımı gibi işler toplum açısından son derece önemli olmasına rağmen, bu alan uzun yıllar boyunca kayıt dışı çalışmanın yoğun olduğu sektörlerden biri oldu.
SGK'nın çalışmalarında ev hizmetlerinin özellikle düşük eğitimli ve başka iş bulmakta zorlanan kadınlar açısından önemli bir istihdam alanı olduğu belirtiliyor. Aynı zamanda ev hizmetlerinde çalışanların sigortalı hale getirilmesi için özel düzenlemeler ve projeler yürütülüyor.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Bir kadın başkasının evinde çalışıyorsa yaptığı iş de gerçek bir iştir. Temizlik yapmak, çocuk büyütmek veya yaşlı bakımını üstlenmek ekonomik değer üretir. Bu emeğin karşılığının sosyal güvenceyle desteklenmesi ise hem çalışan kadın hem de toplum açısından önem taşır.
Kayıt dışılık sadece bugünü değil, geleceği de etkiliyor
Kayıt dışı çalışan kadın açısından sorun yalnızca bugünkü ücretin düşük olması değildir. Asıl büyük sorun gelecekte ortaya çıkıyor. Sigortasız çalışan bir kadın emeklilik hakkı bakımından kayba uğrayabilir. İş kazası, hastalık, doğum, işsizlik veya çalışma gücünün kaybedilmesi gibi durumlarda sosyal güvenlik sisteminin sağladığı korumalardan yeterince yararlanamayabilir.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da kayıtlı çalışmanın sosyal güvenlik sisteminden yararlanmanın temel şartlarından biri olduğunu vurguluyor. Bakanlığın verilerine göre 2024 yılının son çeyreğinde kadınlarda tarım dışı kayıt dışı istihdam oranı yüzde 19,8 seviyesindeydi. Dolayısıyla kayıt dışı istihdam, aslında bugünün gelir sorununu geleceğin sosyal güvenlik sorununa dönüştürüyor.
Kadın istihdamı sadece sayıyla ölçülmemeli
Türkiye'nin kadın istihdamını artırması elbette önemli. Ancak hedef yalnızca daha fazla kadının çalışması olmamalı. Asıl hedef, kadınların kayıtlı, güvenceli, insan onuruna yakışır ve sürdürülebilir işlerde çalışmasını sağlamak olmalı.
Bunun için özellikle tarım, ev hizmetleri, tekstil, küçük işletmeler, mevsimlik işler, bakım hizmetleri ve bazı hizmet sektörlerinde kayıtlı çalışmayı teşvik eden politikalar güçlendirilmeli. İşveren açısından sosyal güvenlik primlerinin maliyeti azaltılabilir, kadın istihdamına yönelik teşvikler daha etkin hale getirilebilir. Çalışan kadın açısından ise sigortalılığın avantajları konusunda bilgilendirme yapılmalıdır.
Çocuk bakım hizmetlerinin yaygınlaştırılması da kadınların kayıtlı istihdamda kalabilmesi açısından büyük önem taşıyor. Nitekim SGK'nın yürüttüğü EDU-CARE II projesinde küçük çocuğu olan annelerin kayıtlı istihdamda kalmalarının desteklenmesi ve çocuk bakıcılığının eğitimli, sertifikalı ve sigortalı bir meslek haline getirilmesi hedefleniyor.
Sonuç olarak kayıt dışı istihdamla mücadele yalnızca devletin vergi ve prim kaybını azaltma meselesi değildir. Bu mücadele aynı zamanda kadınların emeğinin değerini koruma, ailelerin geleceğini güvence altına alma ve toplumsal adaleti güçlendirme meselesidir.
Bir kadın çalışıyorsa onun emeği görünür olmalıdır. Ücreti zamanında ödenmeli, sigortası yatırılmalı, çalışma koşulları denetlenmeli ve geleceği güvence altında olmalıdır. Çünkü kadın emeğini kayıt altına almak yalnızca istihdamı kayıt altına almak değildir; kadının geleceğini, ailesinin güvencesini ve toplumun refahını kayıt altına almaktır.
Kayıt dışı istihdamın yüksek olduğu sektörlerde çalışan kadınlar
Kayıt dışı istihdamın yüksek olduğu sektörlerde çalışan kadınlar
Paylaş: