.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast
Folkart Orion

Karadeniz ucuzluğu

Okuma Süresi: 4 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Karadeniz ucuzluğu
Karadeniz ucuzluğu
Paylaş:
Avrupa bizi kıskanmaz ama yeşiliyle övünen İsviçrelinin Karadeniz bölgemizi gördükten sonra kıskanacağına kalıbımı basarım.
O nasıl bir yeşil öyle? Bu rengin her tonuna her yerde rastlamak mümkün. Git git bitmiyor, dağıyla taşıyla yemyeşil Karadeniz. Son 10 yılda çok yapılaşmasına rağmen, yeşil değil beton yenik durumda hala. Yeşil, beton yapılardan çok daha fazla ve çok daha hızlı ürüyor. Karadeniz yağmuru ve nemi hemen yeşertiyor çevreyi, çabuk büyütüyor toprağa düşen fidanı. Gür ormanlarda kayın, ladin, köknar, kestane, meşe, gürgen, ıhlamur, çam, çınar, sedir, ardıç ağaçlarından geçilmiyor. Bol yağış ve ılıman iklim, orman ve bitki cennetine çevirmiş Karadeniz’i. 675 bitki çeşidinin yaşadığı bölgede sarı ve beyaz orman gülü kaplıyor çevreyi.
Hani sopayı dikseniz yeşerir derler ya, öylesine verimli topraklara sahip. Meyvenin neredeyse her çeşidi yetişiyor burada. Kestane, ceviz, dut, hünnap, armut, Trabzon hurması, limon, mandalina, kızılcık, kivi ne ararsanız var. Tabii fındık ve çayı söylememe gerek yok artık. Ege ve Akdeniz bölgemiz orman yangınlarıyla boğuşurken, çok şükür Doğu Karadeniz’in nemli havası ve bol yağışı koruyor ormanları. Bu yüzden yangına pek rastlanmıyor. Bildiğimiz kiraz nadir yetişiyormuş ama şeker hastalığına da iyi gelen karayemiş, Karadeniz’in kirazı sanki. Biz nasıl Ege’de zeytinyağı ile pişiriyorsak yemekleri, Karadeniz’de tereyağı ile yapıyor. Tereyağı dedim de, Karadeniz’in dışında biz çakma tereyağı yiyoruz galiba. Buranınki farklı, mis gibi kokuyor ve ağızda kaymak tadı bırakıyor. Şimdi marketlerden aldığımız yağlar gibi değil, çocukluğumuzda yediğimiz yağlar gibi… Gerçek tereyağı ile pişen yemeğin tadı da bir başka oluyor. Bu yüzden Karadeniz’in yemekleri çok meşhur.
Muhlama ya da kuymağın tadına doyulmuyor. Aslında ikisi de aynı malzemeyle, tereyağı,özel peynir ve mısır unuyla yapılıyor ama Rizeliler muhlama Trabzonlular ise kuymak diyorlar ekmeği banıp yedikleri bu çok lezzetli yiyeceğe. Karalahana, ısırgan ve mısır çorbası, sarma, hamsili pilav, hamsi tava yada hamsi kuşu, kuru fasulye, kaygana, turşu kavurması milli yemek sayılıyor. Tatlılarda ise sütlaç başı çekiyor. Laz böreği ve siyah üzüm şırasıyla yapılan pepeçura ise harika. Bir başka harika ise lokantalarda ödediğiniz hesapların ucuzluğu. Belki inanmayacaksınız ama iki kişi döner dahil çeşitli ve çok lezzetli yemekleri yiyip, Marmara-Ege ve Akdeniz’de ödediğiniz hesabın dörtte birini veriyorsunuz. Şaka gibi bir şey. Karadeniz gerçekten çok ucuz. Çarşısıyla, pazarıyla, giyimiyle inceledim, haydi abartmayayım ama her şey yarı yarıya daha ucuz.
Karadeniz’de bir emekli, asgari ücret alan bir işçi eğer ev sahibiyse ki (burada çoğunun yaylada veya şehirde evi var) büyük şehirlerdeki gibi geçim sıkıntısı çekmez. Hükümet galiba Karadeniz’i örnek alarak, ülke genelindeki emekli ve çalışan kesime verileni uygun görüyor. Büyük şehirlerin emekli ya da asgari ücreti ile Karadeniz’inki bir mi? Alım gücü diğer bölgelerden iki üç misli kuvvetli buranın. Laf aramızda Karadeniz’de hayat çok renkli ve rahat. Ayrıca Karadenizli de değişik diğer yerlerden. Hani (Karadeniz’in havası sert, adamı mert) diyorlar ya, farklı bir duruşu var uşakların. Özgüveni bol, bileğine ve yüreğine kuvvetli, çok çalışkan insanlar. Hele kadınları, çok fedakar, çok üretici, çok anaç. Hala sırtında küfeyle dağlardan çay indirenleri var. Evet, çaya teleferik yapmışlar ama dağ köylerinde 80 kiloyu sırtına vurup (bana mısın) demeyenleri de görüyorsunuz hala.
Her yer güzel ama Of’un yaylalarını da çok beğendim. Cana yakın insanıyla, konukseverliği ve nüktedan yapısıyla, mertliği ve sertliğiyle Oflu ilk bakışta farklı bir karakter yaratıyor. Hani (adamın adı çıkacağına canı çıksın) derler ya, Oflu ürkütmüş herkesi, kafası bozuldu mu topuğuna sıkar adamın sanılıyor. Eskiden öyleymiş, vurdulu kırdılı Oflu ekmek davasına göçmüş büyük şehirlere, çalışmış zengin olmuş, şöhret olmuş, hepsi de muvaffak olmuş. Adlarını saymayayım ama siyaset-ticaret ve sanat hayatımızda, iş dünyamızda çok sayıda Oflu var. Kendine has kültüre sahip Oflu, direk Allah’a bağlı olduğunu söyler. Tutucudur, dindardır, Trabzonluyum demez. Oflu dur o, dedim ya Ofluluk farklı bir şey. Oflu çevresini korkutmuş, (Ofludan uzak dur) dedirtmiş de, Sürmeneli daha mı değişik sanki? Aynı çizginin, aynı duruş ve karakterin delikanlıları. Çarşıda çay içtiğimiz benle yaşıt ihtiyar bir laz, şöyle tarif etti Ofluyla Sürmeneli’yi.
-Ha biri topuğundan vurur silahla, öteki karnını deşer bıçakla…’’ Silahlı Oflu, bıçaklı Sürmeneli yani. Sürmene bir bıçak cenneti. Her 10 dükkandan 7’si, hepsi de birer sanat eseri olan bıçak satıyor. Bu arada Yomra’ya da dikkat çekenler var. Orada eceliyle ölen insanın olmadığını anlatıyorlar gülerek. Şaka bir yana, Trabzon’da, Of’ta, Sürmene’de, Yomra da suç oranı Anadolu’nun diğer bölgelerinden çok daha az. Karadeniz’de biri topuktan vuruyor, diğeri karından deşiyor hikayesi lafta kalmış anlayacağınız. Sürmene’nin tersanelerini, Uzungöl’ü, Arap turizmini ve futbol tutkusunu bir sonraki yazımda anlatacağım.