Okuyucularımız bileceklerdir, zaman zaman ekonomi ve maliye konusunda Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) gerek para politikaları gerekse kamu maliyesi konuları üzerindeki değerlendirmelerini özetlemeye çalışıyoruz. Bu rapor ülkemizde titizlikle hazırlanan raporların başında gelenlerden. Bu nedenle okuyucularımıza iletmeyi bir görev addediyoruz. Bu defa 22 Ekim 2026 tarihinde vakıfça “Kamu Maliyesi Değerlendirme Notu” yayınlandı. 2027 yılı bütçesi TBMM ilgili komisyonunda kabul edildi. Önümüzdeki günlerde genel kurulda görüşmeleri başlayacak. Bütçe kesinleştikten sonra o konuda da bir değerlendirmeyi ayrı bir yazı konusu yapacağız.
Söz konusu değerlendirme notunu özetlemeye çalışırsak; 2025 yılında ilk üç çeyrek itibariyle 1.2 trilyon TL olan merkezi yönetim bütçe açığı 2026 yılında aynı dönem itibariyle %51.2 artışla 1.8 trilyon TL’ye ulaşmıştır. Faiz dışı fazla ise %7.7 oranında azalarak 410 milyar TL’ye inmiştir. 2026 yılı eylül ayı itibariyle bütçe açığı 2.4 trilyon TL, faiz dışı fazla ise 221 milyar TL’dir. Orta Vadeli Programdaki GSYH’ye oranla % 3.5 olarak hedeflenen bütçe açığına karşılık 12 aylık gerçekleşme oranı %3.1 olup faiz dış denge fazla vermiş bulunmaktadır. Faiz dışı harcamaların %37’sini oluşturan personel (sosyal güvenlik primleri dahil) giderleri bir önceki yıla göre enflasyonun üzerinde %40.7 artmıştır. Ocak-Eylül itibariyle cari transferler %37 oranında artmıştır. 2.25 trilyon TL’ye ulaşan faiz ödemelerinin artış oranı %35.4’tür. Bu artışta etkili olan hususlar; yüksek enflasyon ve borç portföyünün risk yapısıdır. Vergi gelirlerinin artış oranı ise%34.2’dir. ÖTV tahsilatında, petrol fiyatlarının artışında uygulanan eşel-mobil sistemi nedeniyle düşüş kaydedilmiştir. Yıl sonu bu kaybın 450 milyar TL’ye ulaşacağı tahmin edilmektedir. Sıkı mali duruşun korunması ihtiyacı, enflasyon yüksekliği nedeniyle hala devam ediyor. 2025 yılında 2.1 trilyon TL olan net iç borç kullanımı 2026 yılında 1.5 trilyon TL’ye gerilemiştir. Merkezi yönetimin borç stoku 3. çeyrek itibariyle 16.2 trilyon TL’ye ulaşmıştır. Borç stokunun GSYH’ye yüzdesi düşük kalmakla birlikte portföyün sadece %32’sinin TL ve sabit faizli olması, diğer kısmın altın, döviz kuru, faiz’e dayalı olması enflasyon şoklarına karşı kırılganlığı arttırıyor, bu da mali alanın kısıtlanmasına yol açıyor. Merkezi yönetim borç stokunun dışında Türkiye Varlık Fonu, Hazine garantili, garantisiz borçları, SGK açıkları ve KİT’lerden kaynaklanan borç bilgilerinin kesinliğinin bilinmemesi borç stokunun genel değerlendirmesini mümkün kılmamaktadır.
TEPAV raporu “Ne yapmalı” bölümüyle sona eriyor. Bu bölümdeki öneriler:
Bu dönemde maliye politikasının amacı sadece toplam talebin gerilemesi olmamalı. Bununla beraber başta istihdam olmak üzere kaynakları enflasyon yaratmadan üretkenliği arttıracak olanlara ve eşitsizliği azaltacak sosyal programlara kanalize etmelidir. Kamunun verimsiz tüketim harcamaları sınırlandırılmalı, yatırım program rasyonalizasyonu yapılmalıdır. Enerji başta olmak üzere ithalat bağımlılığını azaltacak yatırımlara yönelinmelidir. Teşvik ve sübvansiyonlar kalkınma hedeflerine uygun olarak belirlenmelidir. Dolaylı vergiler (KDV ve ÖTV) ağırlığı azaltılmalı, vergi istisna ve muafiyetleri sadeleştirilmeli, vergi tabanı genişletilmeli. Kapsamlı bir vergi reformu ekonomik ve sosyal kesimler ile tartışmaya açılmalı. Sosyal yardımlar konusunda negatif gelir vergisi uygulanmalı., sosyal yardımların istihdam odaklı olması sağlanmalıdır. Vergi denetimleri yapay zeka destekli izleme araçlarıyla daha etkin hale getirilmeli, kayıt dışı ekonomiyle mücadele güçlendirilerek vergi tabanı genişletilmeli ve tek rekabet ortamı iyileştirilmeli. Yönetilen, yönlendirilen fiyatlara ilişkin olarak öngörülebilirlik ve enflasyonla mücadeleye uyumluluk olmalı. Yeniden değerleme oranı ve ÖTV gibi uygulamaların enflasyonla uyumlu olması sağlanmalı. Hisse senedi ve fon piyasasındaki krizin sistemik hale dönmemesi için önlemler alınmalı. Piyasalarda “GÜVEN” ortamına bir an önce geçilmesine yönelik düzenlemeler arttırılmalı. Mali şeffaflık güçlendirilmeli. Kamu Özel İşbirliği projelerine ilişkin sağlanan garantiler için detaylı envanter ve stres testleri yapılmalı. Bütçe dışı yükümlülükler bütçe üzerine muhtemel yükleri içerecek şekilde raporlanmalıdır. Bütçe dışındaki bütün fonlar, döner sermayeler bütçe içine alınmalı. Türkiye Varlık Fonu, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı, Afet Yeniden İmar Fonu gibi kurumların borçlanma yetkileri kaldırılmalı. Mali politika için kamuoyunun kolaylıkla izleyebileceği ve hesap sorulabilirliği sağlayan “mali kural” bazlı bir izleme ve değerlendirme yapısı geliştirilmeli, kamu mali yönetim yapılanması oluşturulmalı, parlamentonun bütçe hazırlık denetim süreçlerinde rolü arttırılmalıdır.
Bu tespitlerin ve değerlendirmelerin tümüne katılmamak mümkün değil ancak en önemlisi bizce “şeffaflık.” Nitekim İMF Türkiye ye ilişkin “Mali Şeffaflık” değerlendirmesi kapsamında raporunu yayınladı. Ülkemiz, bu rapora göre program bütçesine geçilmesi, tahakkuk esaslı kamu sektörü muhasebe standartlarının uygulanmaya başlanması, devlet mali istatistiklerinin raporlanmasının iyileştirilmesi konularında oldukça mesafe almıştır. Bu alınan mesafe mali şeffaflık ilkelerinin yaklaşık üçte ikisinde iyi veya ileri düzeyde karşılanmıştır. IMF kalan bölümlere ilişkin sorunların giderilmesi amacıyla 4 öncelikli öneri sundu. Bunlar sırasıyla; geleceğe dönük yük tespitleri(alt yapı, enerji, otoyol, şehir hastaneleri) gibi projelerde uzun vadeli mali etkiler simüle edilmeli ve şeffaf bütçeleme ilkelerine dahil edilmeli. KKM gibi zararlar, devlet garantileri gibi harcamalar merkezi yönetim bütçesi içinde simüle edilmeli, Türkiye Varlık Fonu (GSYH’nın %29’ubüyüklüğünde) bütçeye dahil edilmeli ve nihayet devlet harcamaları da gerçekleşme zamanlarına (Time-Matching) göre ilgili bütçelerde yer almalıdır. Uzun vadeli riskleri kapsayan “Mali Risk Raporu” düzenlenmesi IMF tarafından istendi. Bunların yapılması halinde bütçe daha şeffaf olacaktır. Bu durumda mali risk yönetiminde sınırlı olan ilerleme daha öteye taşınabilecektir.
Kamu maliyesi ve şeffaflık
Kamu maliyesi ve şeffaflık
Paylaş: