.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Kadın tarımın kalbinde ama kayıtların dışında

Okuma Süresi: 7 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Kadınlar tarladan sofraya her safhada, tarımın kalbinde yer alıyorlar. Fakat büyük bir kısmı ya kayıt dışı ya da ücretsiz aile işçisi olarak çalışıyor.
Kadın tarımın kalbinde ama kayıtların dışında
Paylaş:
SELİN TEKİN
Kadınlar tarladan sofraya her safhada, tarımın kalbinde yer alıyorlar. Fakat büyük bir kısmı ya kayıt dışı ya da ücretsiz aile işçisi olarak çalışıyor.  Başka bir deyişle tohumu toprakla buluşturan; sofralara kadar uzanan bu eller, görünmezler. Veriler tablonun vahametini daha net açıklıyor: Türkiye’de tarım sektöründe çalışanların yüzde 20,6’sını kadınlar oluşturuyor ve bu kadınların yüzde 90’ı kayıt dışı çalışıyor. Kadınların tarım alanında emeğinin görünür olmaması, hem sosyal hem de ekonomik açıdan zincirleme olumsuz etkiler yaratıyor.

Kayıt dışılık, kadınların sosyal haklardan yaralanmasının önüne geçiyor, sigorta ve emeklilik haklarından mahrum bırakıyor. Ekonomik bağımsızlıklarına ket vuruyor, tarımsal araziye sahip olmasını engelliyor. Kadınlar, eğitim, kredi ve devlet desteklerinden yararlanamıyor; karar alma mekanizmalarında yer alamıyor. Bu eşitsizlik, topluma kaybettiriyor.

Tarımda kadının üzerindeki bu görünmezlik pelerini, Türkiye ekonomisinin güçlenmesinin önünü kapatıyor. Kadınların görünmezliği ekonomide domino taşı etkisi yaratıyor. Son halkada, ülkenin ihracat ve rekabet gücünü zayıflatıyor. Kadın emeğinin görünür olduğu senaryoya baktığımızda; verimlilik artışı, kaliteli üretim, güçlü veri altyapısı ve sürdürülebilirlik birleşiyor ve bu birliktelik, ülke tarımının küresel pazarlardaki rekabet gücünü ciddi oranda artırıyor. Özetle kadın görününce, Türkiye ekonomisi güçleniyor. Kadının emeği tarım alanında görünür kılınırsa, pek çok örnek gösteriyor ki farkındalık da ciddi oranda artıyor. Toprağın sağlıklı olması ve gıda israfını en aza indirmek için mücadele yoğunlaşıyor. Yani kadın görününce, toprak kazanıyor.

“Eşitlik yoksa verimlilik de yok”

İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, tarım alanında çalışan kadınlar için özel teşvikler, destek programları ve ayrıcalıklı uygulamalar gerektiğini savunuyor. 
Kestelli, kadın emeğinin görünür ve nitelikli olmamasının sadece sosyal değil, ekonomik açıdan da büyük sorunlar yarattığını vurguluyor. Bu eşitsizliğin, doğrudan tarım ekonomisinin verimliliğini ve sürdürülebilirliğini etkileyen yapısal bir problem olduğunu söyleyen Kestelli,
“Üretim maliyetlerinin eksik hesaplanmasına yol açıyor. Bu da ürün fiyatlarının gerçek maliyetleri yansıtmamasına neden oluyor. Bu durum hem kayıtlı üreticiler aleyhine haksız rekabet yaratır hem de tarımsal verilerin sağlıksız olmasına sebep olur. Maliyetlerin tam ve doğru biçimde ölçülememesi piyasa şeffaflığını zayıflatır, fiyat dalgalanmalarını artırır ve tarım ekonomisinin sağlıklı işlemesini engeller” diyor.

Kestelli’ye göre, kadın emeğinin, tarım değer zincirinde en çok hasat, bakım ve özellikle hasat sonrası işleme aşamalarında görünmez kalıyor. Bu noktaların kritik olduğuna dikkat çeken Kestelli, “Dünya Bankası ve kalkınma raporlarında da özellikle vurgulandığı gibi bu aşamalar ürünün pazarlanabilir hale geldiği ve katma değerin oluştuğu kritik noktalardır” diyor.

“Rekabet gücünü zayıflatıyor"

Kadın emeğinin hesaba katılamamasının, tarımın ürettiği katma değerin olduğundan düşük görünmesine neden olduğunu belirtiyor Kestelli ve sözlerini şöyle sürdürüyor: “Kadın emeğinin kayıt dışı kalması; bu katma değerin ölçülememesi, verimlilik ve kalite artışının sınırlı kalması ve kadınların değer zincirinin daha kârlı aşamalarına geçememesi gibi sonuçlar doğuruyor. Bu nedenle üretilen toplam katma değer düşük görünürken, gelir adaletsizliği artıyor ve sektörün rekabet gücü zayıflıyor. OECD analizlerine göre kadınlar eğitim, teknoloji ve finansmana erişemediğinde ürün işleme kalitesi ve standardizasyon gelişemiyor, ihracat değeri düşüyor, markalaşma zorlaşıyor.”

Kadın görünürse ne olur?

Kadınların kayıtlı olduğu bir tarım sisteminin, Türkiye’nin ihracatını ve rekabet gücünü çok yönlü biçimde güçlendireceğini vurguluyor Kestelli. Peki neler olur bu başarılırsa? İşte Kestelli şu resmi çiziyor: “Öncelikle, kayıtlı ve ölçülebilir emek sayesinde üretim maliyetleri ve verimlilik doğru hesaplanır; bu sayede fiyat istikrarı ve güvenilir bir piyasa yapısı oluşur. Kadınların eğitim, teknoloji ve finansmana erişiminin artmasıyla üretimde kalite, standardizasyon ve izlenebilirlik yükselir; bu da özellikle Avrupa gibi yüksek standartlı pazarlarda rekabet avantajı sağlar. Ayrıca kayıtlı yapı, sertifikasyon (organik, iyi tarım vb.) ve markalaşmayı kolaylaştırarak ürünlerin daha yüksek katma değerle ihraç edilmesine imkân verir. Kadınların sadece iş gücü değil, aynı zamanda üretici ve girişimci aktörler hâline gelmesi; değer zincirinin daha üst basamaklarına çıkılmasını sağlayacaktır. Kısaca, kadın emeğinin görünür hâle gelmesi; verimlilik artışı, kaliteli üretim, güçlü veri altyapısı ve sürdürülebilirlikle birleşerek ülke tarımının küresel pazarlardaki rekabet gücünü belirgin şekilde artırır.”

Reçete: Destek

Kadınların tarım ekosistemine daha güçlü şekilde entegre edilmesinin, sadece bir eşitlik meselesi değil; aynı zamanda bir sürdürülebilirlik meselesi olduğunu vurguluyor Kestelli, gıda güvenliğini garanti altına almak ve küresel ekonomik kırılganlıklara karşı dayanıklılığı artırmak için kadınların üretimde daha görünür olduğu, gençlerin teknolojiyle entegre biçimde tarımın içinde yer aldığı ve kurumların bu dönüşümü aktif şekilde desteklediği bütüncül bir yapıya ihtiyaç olduğunu söylüyor.
Tarım alanındaki kadınlar için özel teşvikler, destek programları ve ayrıcalıklı uygulamalar gerektiğini savunan Kestelli, “Bu kapsamda kadınların resmi üretici olarak tanınmasını sağlayacak kayıt sistemlerinin güçlendirilmesi, sosyal güvenceye erişimlerinin kolaylaştırılması ve eğitim ile teknolojiye erişimlerinin artırılması temel bir gerekliliktir” diyerek sözlerini noktalıyor.

Appa: İlle de eğitim

Turuncu Eller Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Gürsel Appa da, kooperatifleşmenin, kadın emeğinin görünür kılınması noktasında öneminin altını çiziyor. Appa, tarım emekçisi kadınların görünürlüğünün artması, farkındalık ve toprağın geleceği için ‘ille de eğitim’ diyor.
Appa, ‘Toprakla bütünleşen kadının’ eğer farkındalık kazanırsa, kullanılan ilaçlarla, pestisitlerle erkeklere nazaran daha fazla mücadele edeceğini, tarımsal üretim sırasında ortaya çıkan atıkları azaltmak için daha yoğun bir çaba harcayacağını vurguluyor. Appa, “Eğer eğitim verilirse, farkındalık artarsa kadının emeği görünür de olur, kayıt dışılık da azalır, gıda israfının da önüne geçilir, toprak onu hasta eden ilaçlardan da kurtulur, ürün katma değer de kazanır” diyor.

“Yevmiyeli eğitim verilebilir”

Appa, kırsalda tarım alanında çalışan kadınlar için özel eğitimler verilmesi gerektiğini bunun da yevmiyeli eğitim sistemi ile yapılabileceğini savunuyor.  Sağlık eğitim merkezlerinde verilen yevmiyeli eğitim sistemlerini örnekleyen Appa, “Kadınlar oraya gittiğinde hem işi öğrenirler hem de günlük masrafını çıkarırlar. Benzer bir eğitimin tarımda ‘aile işi’ adı altında çalışan kadına da verilmesi gerekiyor. Kadın biliyor ki o eğitime gittiğinde o günlük masrafı çıkacak ve toprağa döndüğünde toprakla daha bilinçli haşır neşir olacak. Ve aldığı o yevmiye onu eğitime gitmesi için teşvik edecek. Eşine karşı bir savunma mekanizması oluşturacak. Kayıtlı olması için bir alan açacak” ifadelerini kullanıyor.


“Her bölgede güçlü bir kooperatif olmalı”

Koopetifçiliğin ise ‘dayanışma’, ‘bilinçlenme’, ‘cesaret’ açısından çok büyük önem taşıdığını aktarıyor Appa ve “Her bölgede güçlü bir kadın kooperatifi olmalı” diyor. Şanlıurfa’da yer alan Ahtamara Kooperatifi’nden; bu kooperatifi büyük bir cesaretle kuran 10 kız kardeşten söz ediyor Appa: “Kendini ifade etmekten çekinen o kadınlar, şimdi panellerde konuşma yapıyorlar, sosyal medyalarını yönetiyorlar. Bu kadınlar kabuklarından çıktılar.” Bunda kadın kooperatiflerinin birbiri ile etkileşiminin, dayanışmanın da çok büyük rolü olduğunu söyleyen Appa, “Başarılı kadın kooperatiflerle diğer kadın kooperatiflerinin de bir araya getirilmesi gerekiyor. Kooperatifler arası iş ilişkilerinin geliştirmesi için yönetimlerin, kurumların destek olması gerekiyor” diyor.

Kooperatiflerin kadınları güçlendirdiğini, cesaretlendirdiğini söyleyen Appa, desteklerin yetersizliğine dikkat çekiyor. Appa, “Ticaret Bakanlığının KOOP-DES destekleri var. Orada da sermayesiz kurulan bir kooperatife KDV haricinde yüzde 75 hibe veriliyor. Yeterli destekler değil. Çünkü yüzde 50’sini ödemek zorunda kalıyorsunuz. Altyapıyı hazırlayabilmek için desteklerde hibe oranının artırılması gerekiyor.  Çünkü üretim hane olmadan hiçbir kadın kooperatifi yol alamaz. Bu konuda mevzuatın biraz daha esnetilmesi gerekiyor. Kadın kooperatiflerine kurumlar vergisinde pozitif ayrımcılık yapılması gerekiyor. Kazancın yüzde 25’ini kurumlar vergisi olarak vermek zorundayız.  Kadının kooperatife ortak olabilmesi için kooperatifin makine ve teçhizatla altyapıyla güçlendirilmesi gerekiyor, bunun için de destek gerekiyor” diyor. 


3 KADIN, 3 FARKLI HİKÂYE

Fatma Turhan, Sevilay Feyizoğlu ve Tijen Saygın, hepsi birer kadın tarım emekçisi ve hepsinin hikayesi apayrı. Biri yıllardır kayıt dışı çalışıyor, birisi kayıtlı, bir diğeri ise kayıt dışı çalıştığı yılların ardından kendi markasını kuruyor. Hepsinin ortak bir konusu: Toprak. Hem bahçelerinde çalışmışlar hem ev işlerini yapmışlar hem de çocuklarını büyütmüşler. Hepsi toprağa değer katmış. İşte toprakla hemhal olan bu kadınların hikayeleri!

“Şimdiye 2 kez emekli olurdum”

12 yaşından beri toprağa emeği dokunuyor Fatma Turhan’ın, Urla’da ailesinin tarlasında tütüncülük ile başlayan hikayesi, evlendikten sonra da toprağın yanı başında sürüyor. Kendi ifadesine göre yaklaşık 50 senedir toprakla hemhal. Ama kayıtlarda adı yok. Enginar, börülce, bamya ve daha birçok tarımsal ürün yetiştiriyorlar eşiyle tarlalarında, hem 2 çocuğuna bakıyor, hem toprağına, hem evine. Tarla işleri bir yana, bunlarla birlikte çocuklar, yemek, bulaşık, temizlik hepsiyle o ilgileniyor. Ev içi işçi olarak görüldüğü için kendini çiftçi olarak tanımlamıyor.  Hiç sigorta başlangıcı yok, başlarda akla gelmemiş, gerekli görülmemiş, yıllar sonra gelse de primler yüksek, tarım sektörü de dertli olduğu için kayıt dışı kalmış Fatma Turhan. Çok sayıda kadın tarım emekçisi gibi. Turhan, “Eğer sigortam olsaydı şimdiye 2 kere emekli olurdum” diyor.

Ürettiği mandalinalar dünyaya yayılıyor

Çiftçi Tijen Saygın, Gümüldür’de mandalina üreticisi. 58 yaşındaki Tijen Saygın, 1999 yılında çiftçi olan annelerini kaybettikten sonra miras kalan tarlalarında ablasıyla birlikte kiftçiliğe başlamış. Ablasıyla hikayelerini şöyle anlatıyor: ‘Birimizin yetişemediği yerde diğerimiz yetişir’ diye yola çıktık. Birbirimize destek olarak ilerledik. Ablamla birlikte annemi rol model aldık. Bugüne de sağlam adımlarla geldik.’ Özellikle babalarının avukat olması sebebiyle annelerinin kaydı yapılmış tüm sistemlere. Onlar da bu yolda ilerlemişler. Bugün bu iki kız kardeşin ürettiği mandalinalar dünyaya yayılıyor. Ve birçok kadına istihdam sağlıyorlar.

Sirke, dönüm noktası oldu

Yıllarca ‘ev içi işçi’ olan tarım emekçisi Sevilay Feyizoğlu 5 yıl önce kurduğu sirke markası ile emeğini görünür kıldı. Gümüldür’deki mandalina bahçelerinin her metrekaresinde izi var, ama emeği görünür değil. Çünkü kayıtlarda eşi var, gelir eşin cebinde. Kendine çiftçi demiyor, ona göre o ‘yardımcı.’ Feyizoğlu, evde hep sirke denemeleri yapıyor; satmak için değil; eşe dosta hediye etmek için. Mandalinalarının değer kaybının önüne geçmek amacıyla kurucu ortak olduğu kooperatifle birlikte hikayesi yön değiştiriyor. Kooperatifte atık mandalinaları değerlendirmek için mandalina sirkesi yapmaya başlıyor. En iyisini yapabilmek için çok eğitim alıyor Feyizoğlu. Hal böyle olunca kendini epey geliştiriyor. Mandalina’dan sonra çeşitlendiriyor sirkelerini: Enginar, zeytin yaprağı derken işini büyütüyor. Sevilay’ın Sirke Dünyası markası ile sofralarımıza ulaşıyor. Sevilay Feyizoğlu, ayrıca İzmir Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerde sirke eğitimleri de veriyor. Şöyle diyor Feyizoğlu: “Ben ilkokul mezunuyum. Küçük yaşta evlendim, çocuklarımla ilgilendim. Hep iş kadını olmak isterdim. Bu marka benim için bir dönüm noktası oldu.”