.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

JMS’nin lojistikteki en büyük sermayesi güven

Okuma Süresi: 5 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Jale Yılmaz, lojistik sektörünün pandemi öncesi dönemi yakalamaya çalıştığına dikkat çekerek gerçekçi hedefler koymanın önemine dikkat çekti.
JMS’nin lojistikteki en büyük sermayesi güven
Paylaş:
ZEYNEP GÜREL
Pandemi sonrası küresel ticarette yaşanan dalgalanmalar lojistik sektörünü de derinden etkiledi. JMS Lojistik Kurucu Ortağı Jale Yılmaz, Gözlem Gazetesi’ne yaptığı değerlendirmelerde sektörün hâlâ pandemi öncesi seviyeleri yakalamaya çalıştığını belirterek, bu dönemde gerçekçi hedefler koymanın ve şirket içi süreçleri ölçülebilir hale getirmenin önemine dikkat çekti. Parsiyel taşımacılıkta güvenin en büyük sermaye olduğunu vurgulayan Yılmaz, dijitalleşmeden veri analizine, şirket içi çalışma kültüründen uluslararası rekabete kadar birçok konuda görüşlerini açıkladı.
  • Pandemiden sonra lojistik sektöründe talep ve maliyet dengesi hızla değişti. Siz bu değişimi nasıl okudunuz ve JMS olarak bu süreci nasıl yönettiniz?
Pandemi olağanüstü bir dönemdi. Bugünkü koşulları pandemi ile kıyaslamak mümkün değil. Hatta bana göre sektörün önemli bir kısmı henüz pandemi öncesi seviyelere bile ulaşabilmiş değil. Biz kendi adımıza çok rahatlıkla söyleyebiliriz ki şu anda sektörün temel hedefi pandemi öncesi performansı yakalamak olmalı. Bunun dışındaki hedefler bana göre çok gerçekçi değil. Önce o seviyeye ulaşmak gerekiyor. Biz de stratejilerimizi bu gerçekliği kabul ederek oluşturduk. Hedeflerinizi akılcı ve ulaşılabilir noktalara koymanız gerekiyor.
Finansal anlamda ilk refleksimiz riskleri azaltmak oldu. Bu dönemde büyük yatırımlar yapılabilecek bir dönem olmadığını gördük. O nedenle yatırım ivmemizi yavaşlattık ve finansal gücümüzü korumaya odaklandık.
Bunun yanında şirket içinde yaptığımız en önemli değişimlerden biri de iş süreçlerini ölçülebilir hale getirmek oldu. Çünkü lojistikte herkes “çok yoğunuz” ya da “iş az” gibi ifadeler kullanır ama bunlar çoğu zaman ölçülmüş veriler değildir. Biz son birkaç yıldır yaptığımız işi veriyle ölçmeye başladık. Bir işi ölçebilirseniz analiz edebilirsiniz, analiz edebilirseniz de geliştirebilirsiniz.
  • JMS’nin kendi yazılım altyapısını geliştirme tercihi operasyon verimliliği açısından ne gibi farklar yarattı? Dijitalleşme sürecinde en büyük zorluk ne oldu?
Dijitalleşmenin en zor tarafı aslında teknoloji değil, insan faktörü. Özellikle bizim jenerasyonumuz bir geçiş dönemini yaşıyor. Bir yanda eski alışkanlıklar var, diğer yanda yeni sistemler.
Biz yazılım sistemimizi devreye aldığımızda bazı müşteriler hâlâ mail bekliyordu. Oysa sistemde tek bir linke tıklayarak yükün depoya girişinden fotoğraflarına kadar her detayı görmek mümkündü. İlk başta bu alışkanlıkları değiştirmek zaman aldı ama bir yıl içinde herkes sisteme alıştı.
Dijitalleşmenin bir başka yönü de işleri çok görünür hale getirmesi. Gün içinde kaç teklif verildi, ne kadar sürede geri dönüş alındı gibi birçok şeyi artık net şekilde görebiliyorsunuz. Bu da doğal olarak bazı dirençler yaratabiliyor. Çünkü herkes yaptığı işin bu kadar şeffaf olmasına hazır olmayabiliyor. Ama veri olmadan ilerlemek mümkün değil. En basit araçları kullansanız bile size önemli bir bakış açısı kazandırıyor.
“Birçok firma müşterisini bize gönül rahatlığıyla yönlendirebiliyor.”
  • Parsiyel taşımacılık JMS’nin rekabet gücünü nasıl etkiliyor?
Bizim ana iş kolumuz parsiyel taşımacılık. Yani tek bir firmanın yükünü değil, birden fazla firmanın yükünü aynı konteyner içinde taşıdığımız bir model. Bu işi tercih eden firma sayısı aslında çok fazla değil. Çünkü ciddi bir operasyonel altyapı ve organizasyon gerektiriyor. Örneğin başka bir forwarder 10–12 kişiyle yaptığı işi biz 28 kişiyle yürütüyoruz. Dolayısıyla bu model hem ciddi bir sorumluluk hem de önemli bir rekabet avantajı getiriyor.
Bir başka önemli konu da güven. Biz çoğu zaman başka lojistik firmalarının da tedarikçisi konumundayız. Onlar kendi müşterilerinin parsiyel yüklerini bize emanet ediyor. Biz o müşteriyi görüyoruz ama hiçbir şekilde doğrudan ilişki kurmuyoruz. Bu güven piyasada bizim için çok önemli bir itibar oluşturdu. Birçok firma müşterisini bize gönül rahatlığıyla yönlendirebiliyor. Çünkü müşterisine zarar verecek bir davranışta bulunmayacağımızı biliyorlar. Ticarette etik kurallar bizim için vazgeçilmez.
  • Forwarder şirketlerin finansal yükü son dönemde oldukça arttı. JMS bu süreci nasıl yönetiyor?
Aslında bu konuda çok farklı bir formül yok. Herkes gibi biz de daha dikkatli hareket ediyoruz. Çalıştığımız firmaları daha titizlikle seçiyoruz. Parsiyel taşımacılığın bir avantajı da sürekli bir iş akışının olması. Bir firmayla tek seferlik değil, sürekli çalıştığınız için tahsilât konusunda da belirli bir güvenlik oluşuyor.
Biz ayrıca finansal disipline odaklandık. Kredilerden mümkün olduğunca uzak durmaya çalışıyoruz ve yatırımlar konusunda daha temkinli davranıyoruz. Bu dönemde en önemli şey finansal sağlamlığı koruyabilmek.
“Türkiye’nin çalışma biçimi dikkat çekti”
  • Türkiye merkezli bir lojistik firması olmanın uluslararası alanda avantajları ve dezavantajları neler?
Ben daha çok avantajını gördüm. Türk lojistik sektörü operasyonel anlamda dünyada oldukça güçlü. Çalışma temposu, pratiklik ve iş takibi açısından gerçekten iyi bir seviyedeyiz. Uluslararası toplantılarda da bunu çok net görüyoruz. Geçtiğimiz aylarda Belçika’da katıldığımız bir toplantıda ABD’den ÇİN’e kadar dünyanın her yerinden, farklı ülkelerden birçok firma vardı ve Türkiye’nin çalışma biçimi burada özellikle dikkat çekti. Hatta toplantıda bizlere çalışma biçimimizi örnek teşkil etmesi için diğer firmalara bir sunum ile anlatmamızı istediler. Tabii ki bu çok gurur verici bir durum. Türk ekipleri hızlı geri dönüş yapar, işi bırakmaz ve çözüm üretir. Bu da uluslararası iş birliklerinde önemli bir avantaj sağlıyor.
Tabii dezavantaj tarafında finansal güç konusu var. Global şirketlerle karşılaştırıldığında kaynaklarımız daha sınırlı olabiliyor. Ama buna rağmen çalışma kültürümüz sayesinde güçlü bir konum elde edebiliyoruz.
  • Lojistik sektöründe bir kadın yönetici olarak iş hayatında ne gibi zorluklar yaşadınız?
Açık konuşmak gerekirse ben bu konuda çok şanslı olduğumu düşünüyorum. İş hayatım boyunca kadın olduğum için ciddi bir dezavantaj yaşamadım. Arkas’ta çalıştığım dönemden itibaren çok iyi yöneticilerle çalıştım. Bu sektörde kadınların çalışamayacağı yönünde bir algı hiç hissetmedim.
Belki tek fark, limanda gece yapılan bir operasyon olduğunda erkek arkadaşların gidip kontrol etmesiydi. Ama bu da bir dezavantaj olarak görülmedi. Ben her zaman işimi yapmaya odaklandım. Bu sektörde çalışmak isteyen kadınlara da sektörü gönül rahatlığıyla öneririm.

Aynı geminin dümeninde
  • Önümüzdeki beş yıl için JMS’yi nerede görüyorsunuz?
Bu sorunun cevabı biraz da birlikte çalıştığım eşim Özgür Yılmaz’ın vizyonuyla ilgili. Biz eşimle birlikte çalışıyoruz ve iş bölümü de aslında çok doğal bir şekilde oluştu.
Ben daha doğaçlama hareket eden bir insanım. Ben daha çok insan ilişkileri, müşteri tarafı ve ekip yönetimiyle ilgileniyorum. Sosyal çevre ve network tarafında aktifim. Özgür ise daha stratejik düşünen biri ve çok güçlü bir bakış açısı var. Şirketin uzun vadeli planları, veri analizleri ölçümlemeler ve işin stratejik kısmı daha çok onun alanı. Bu sayede birbirimizi tamamlıyoruz.
Örneğin iş süreçlerinin ölçülmesi yaklaşımının arkasında eşim Özgür’ün bakış açısı etkili oldu. Son dönemde özellikle veri analizine çok ağırlık veriyoruz. Türkiye’de birçok şirkette yoğunluk konuşuluyor ama çoğu zaman bunun ölçümü yapılmıyor. Biz ise yaptığımız işi detaylı şekilde ölçmeye başladık. Bir işi ölçebilirseniz görebilirsiniz. Görebilirseniz de hataları düzeltme şansınız olur. Biz de şirket içinde buna göre bir çalışma kültürü oluşturmaya çalışıyoruz. Bizim inancımız bu yönde. Bu emeğin karşılığını alacağımıza inanıyoruz.