ZEYNEP GÜREL
O dönem Doğru Yol Partisi’nde siyaset yapan Dr. Burhan Özfatura’nın 1999 yılında yapılan yerel seçimleri DSP’nin adayı Ahmet Piriştina’ya kaybetmesinden beri İzmir, merkez solda yer alan büyükşehir belediye başkanları tarafından yönetiliyor. 27 yıl önceki seçimde rahmetli Ahmet Piriştina yüzde 40 oy alarak seçilmişti; 2024 yerel seçimlerinde ise AK Parti’nin adayı Avukat Hamza Dağ, yüzde 37 gibi bir oy aldı. Yani aslında 2024’te kabaca her üç İzmirliden biri AK Parti adayına oy verdi ve Dağ, Piriştina’ya çok yakın bir oranda oy aldı. Buna rağmen CHP’nin adayı Dr. Cemil Tugay, yüzde 49’a yakın bir oyla seçilerek İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin merkez sol tarafından yönetilmesi geleneğini sürdürdü. 1999 ile 2024’ü kıyaslarken elbette 25 yılda çok fazla değişen politik konjonktürü dikkate almak gerekiyor. Ancak sözünü ettiğimiz dönemde AK Parti’nin aralıksız sürdürdüğü iktidarındaki söylem ve icraatı, pek çok kişiye göre İzmirli seçmenin merkez solda pozisyon almasının en önemli sebebini oluşturuyor. Peki İzmir’in bugün temel sıkıntıları neler? Kenti yönetenlerin temel öncelikleri neler olmalı? 25’inci yılında Türkiye’yi yönetmeye devam eden AK Parti’nin edindiği tecrübe ne noktada? Bu soruları dört dönem İzmir Milletvekilliği ve ayrıca AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı yapan, 2024 yerel seçimlerinde ise partisinin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak her üç İzmirliden birinin oyunu alan Hamza Dağ’a sorduk.
Siyasetin kazandırdığı deneyim
Siyasete partinizin gençlik kollarında başladınız ve önemli görevler üstlendiniz. Bugünkü Hamza Dağ, siyasete ilk başladığı günkü Hamza Dağ'dan hangi yönleriyle farklı?
Yıllar içinde insan ciddi bir tecrübe ediniyor ve olaylar karşısında daha serinkanlı, daha makul davranmayı öğreniyor. Dünyayı ve Türkiye'yi genel çerçevede görüp okuyabilmeyi öğreniyorsunuz. Yıllar bizi de hem milletvekilliği, genel başkan yardımcılığı, genel ve yerel siyaset anlamında bizi de yetiştirdi. Siyaset, genel çerçevede baktığınızda sıkıntılara çözüm üretme sanatıdır ve bu konuda siyasetin içinde geçen yıllar size inanılmaz bir deneyim kazandırıyor. Bu anlamda şehre ve ülkeye hizmet etme noktasında da çok ciddi anlamda bilgi, birikim ve deneyim kazandığımı söyleyebilirim.
“İnsanlar olan biteni görüyor”
Politik bağlamlardan bağımsız olarak soruyorum; yabancı bir gazeteci size gelse ve İzmir’i artılarıyla, eksileriyle, yapılanlarıyla, yapılamayanlarıyla, taşıdığı potansiyeliyle, kültürüyle, ekonomisiyle anlatın dese neler söylerdiniz?
Ona derim ki bir kere İzmir, dünyanın en güzel şehirlerinden biri. Bir insan yaratılmış ve oluşturulmuş bir şehirden ne ister ve beklerse İzmir bunlara sahip. Örneğin tabiat deseniz İzmir'de var. Metropolün hemen dışına çıktığınızda her yerde yeşilin ve mavinin her tonuyla karşı karşıya kalırsınız. İzmir'de tarih var mı? Var. Efes'inden Bergama'sına, Urla’sından Kemeraltı'sına kadar büyük bir tarihsel mirasa sahip. İzmir'in iklimi yaşamaya müsait mi? Evet. Peki sıkıntımız ne? Bireyin, insanın günlük hayatında karşılaştığı problemleri çözmek konusunda sıkıntımız var. Yüzyıllardır içinde yaşadığımız bu şehirde, bana göre özellikle son 25 yıldır bunlara çözüm üretmiyoruz. Üstelik bu sıkıntılara her gün yenileri ekleniyor. Buna trafik de diyebilirsiniz; yayaları yürüyeceği kaldırımlarda diyebilirsiniz. Bunların da ötesinde kentsel dönüşüm ve güvenli konutlarda yaşamak çok önemli. Dolayısıyla aslında gerçekten çok güzel bir şehirde yaşıyoruz, ancak sorunlara çözüm üretme konusunda problemimiz var. İzmir’de günlük hayatımızı kolaylaştırmak çok da zor değil. Ancak tabii ki dört buçuk milyon nüfuslu bir kentten söz ediyoruz ve demografik olarak baktığınızda hayatlarını belki değişik şehirlerde memuriyette geçirmiş, sonunda da emeklilik veya yaşam için belli bir noktada İzmir'i tercih etmiş bir kitle var. Belki de bu kitle, değişimi çok da fazla arzulamıyor olabilir. İnsanlarımızın olan biteni, yaşamakta olduğumuz her şeyi gördüğünü, bildiğini düşünüyorum.
Buna bir tür ideolojik konfor alanı diyebilir miyiz?
Bazen hızlı değişimler insanların yaşam pratiklerini zorlayabilir. Şehirlerin değişimi ve dönüşümü için de bu geçerli. Bu da bir kaygı unsuru olabilir, ancak ben böyle bir kaygı da gördüğümü söyleyemem açıkçası. Her zaman söylediğim şe şu; evet, değişmek lazım, gelişmek lazım, İzmir'in de gelişmesi lazım. Ama kontrolü gelişmek lazım. İleri yönlü bir değişim, bir dönüşüm yaşandığında orada konfor alanınız artacaktır, gelirler artacaktır, bir ekonomi, bir ekosistem kurulacaktır. Ama o ekosisteme sizin dahil olabilmeniz için aynı oranda sizin de o gelişimi sağlamanız gerekir kendi hayatınızda. Belirli bir yaşı ve kariyeri geride bırakmış insanlar bunu istemeyebilir, böyle bir yarışın içine girmek istemiyor olabilir. Aslında hep yapılan hayat tarzı tartışmasının da bu minvalde değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum.
“İzmir yerinde saysa diye dua ediyoruz”
Yerel seçim sonrasını kapsayan iki buçuk yılı düşündüğünüzde, bugün İzmir'de çözülmesi gereken en önemli üç sorun sizce nedir?
Aslında seçimden önce ve sonra aynı sorunları yaşıyoruz. Seçimde biz başlıklar halinde vaatlerimizi açıklamıştık ve şehrin önceliklerini yedi başlık halinde anlatmıştık. İlk sırada trafik vardı. Devamında kentsel dönüşümü ifade etmiştik, Körfez temizliğini ifade etmiştik. Burada ufkumuzun çok daha geniş olması gerekiyor. Mavişehir'den başlayan ve ta İnciraltı'na, Güzelbahçe'ye kadar uzanan bir yürüyüş yolu neden olmasın? Böyle bir yolu kesen iki üç nokta var ve onları da halletmek mümkün. Ya da Alsancak Limanı'na inen bir turistin Basmane, Kapılar, Çankaya güzergahında kullanabileceği bir yürüyüş yolu neden olmasın? Sözünü ettiğiniz yerel seçimde bizim ortaya koyduğumuz sıkıntılar aynen duruyor. Ben bu yerel seçimde ‘İzmir'in bir beş yıl daha yerinde sayma hakkı kalmadı’ demiştim. Ama şimdi şehir yerinde saysın diye dua ediyoruz açıkçası.
“Erdoğan’ın tecrübesi çok önemli”
Bugün dünyanın her yerinden tanınan, bilinen kaç lider var? Trump, Putin, Xi Jinping ve Recep Tayyip Erdoğan. Bunu kabul etmek lazım. Böyle çok net bir gerçeklik var.Kolay değil, 25 yıllık bir devlet tecrübesinden söz ediyoruz. Tecrübeyle katlaya katlaya ilerliyorsunuz. Bugün siyaseten Recep Tayyip Erdoğan’ın makamına namzet kişilerin 25 yıllık bir tecrübeleri olsa belki onlar da bu noktada olabilirlerdi. Biz bugün iki savaşın tam ortasındayız coğrafi olarak. Onların dışında da birçok örtülü savaş devam ediyor. İsrail gibi soykırımcı bir devlet var. Böyle bir coğrafyada yaşarken tabii ki Recep Tayyip Erdoğan'ın bu liderliği, deneyimi çok önemli.
“İzmirlilerin kent yaşamında karşılaştığı gündelik sıkıntılar çözülemiyor”
Dört dönem İzmir Milletvekilliği ve ayrıca AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı yapan, 2024 yerel seçimlerinde ise partisinin İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olan Hamza Dağ, Zeynep Gürel’e İzmir’in kentsel ve ekonomik konuları hakkında açıklamalarda bulundu.
Paylaş: