İzmir'de kent merkezinde İç körfez boyunca acaba ne kadar tarihi bina kaldı?Sayıları bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az.
Hele bunlardan denize doğru bir çıkıntı yapmış sadece iki tane tarihi binamız var.
Birincisi Konak Pier, diğeri ise Pasaport İskelesi.
Aşağıda Pasaport İskelesi’nin son halinin fotoğrafını görüyorsunuz.
Bu bina şu anda geçmiş yüzyıl öncesine yönelik olarak İzmir'in hafızasını temsil eden son derece önemli bir tarihi kimliğe sahip.
Yaklaşık 25 yıl önce bir vesileyle Yunanistan’dan Türkiye’ye gelen ve vaktiyle mübadelede İzmir’den Yunanistan’a gitmek zorunda kalmış yaşlı bir kadını gezdirirken, ona Kordon boyu hiçbir anlam ifade etmemişti.
Adeta sayıklayarak “tamamen buralar değişmiş” diyordu.
Derken Pasaport İskelesi’ni gördü ve birden ağlamaya başladı.
Anıları muhtemelen zihninde canlanmıştı.
Aradığı, belleğinde yer eden yapı bu binaydı.
Bakın, bu denli kentin tarihi kimliğini yansıtan ve hafızasında sembol olan bir binaya bizim reva gördüğümüz muamele aşağıdaki resimde yer alıyor.
Tarihi bina iki kesimden oluşuyor.
İlk kesimin fotoğrafı burada, diğeri de bundan farklı değil.
Bakımsızlıktan adeta çürümüş, çökmek üzere.
Bir kentin ilgili resmî kurumları, başta Büyükşehir Belediyesi olmak üzere diğer kamu kuruluşları nasıl böyle bir duyarsızlık içerisinde olabilirler?
Bunun akıl, mantık, tarih bilinci ve kent sevgisinden ne kadar uzak olduğunun açık bir göstergesi bu.
Dram sadece bununla sınırlı değil.
Yine resme baktığınızda, ikinci tarihi binaya geçişi sağlayan eklenti, binaların tarihi niteliğiyle asla uyuşmayacak şekilde yapılmış.
En sıradan malzemelerle, en ufak bir estetik denge kaygısı taşımadan, tarihi kimliğe saygı göstermeden, baştan savma ve neredeyse vandalizm denilebilecek bir hoyratlıkla inşa edilmiş.
İzmir, İzmirliler…
Eğer buna da ses çıkarmıyorsak, dışarıdan bize yöneltilecek her türlü eleştiriyi hak ediyoruz.
Ha, buna ilave olarak, söz konusu binaların zeminini oluşturan körfezin o bir metre aşağısının bile görünmediği ve adeta bir lağım çukuruna dönmüş hali zaten hepimizin bildiği bir gerçek.
Bu haller çok üzücü ve vahim bir tablo.
Akla gelen soru şu;
Acaba biz İzmir’i hak ediyor muyuz?