Türkiye’nin İzmir’e bakış açısının hâlâ “deniz, kum, güneş” ekseninde şekillendiğini belirten Ege Savunma Sanayi Havacılık Uzay Kümelenmesi Derneği (ESAS) Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Uçar, bu algının değişmesi gerektiğini vurguladı. İzmir’e yeterli yatırımın gelmemesinde yalnızca merkezi bakış açısının değil, İzmirli iş insanlarının da payı olduğunu ifade eden Uçar, “İzmir insanı bir kapıdan ret alınca ikinci kez zorlamıyor. Oysa bürokraside aynı kapıyı birkaç kez çalmak gerekiyor” dedi.
Uçar’a göre İzmir, sanayi, tarım, hizmet ve ihracat kenti olmasına rağmen çok kimlikli yapısı nedeniyle hiçbir alanda yeterince öne çıkamıyor. Bu durum, savunma sanayi ve havacılık gibi stratejik sektörlerde de İzmir’in potansiyelinin tam olarak değerlendirilememesine yol açıyor.
“Ege Bölgesi denince akla hâlâ tatil geliyor”
Ankara’daki temaslarında Ege Bölgesi’nin hâlâ bir tatil coğrafyası olarak algılandığını belirten Uçar, bu yaklaşımın zaman zaman açık, zaman zaman örtülü biçimde hissedildiğini dile getirdi. İzmir’in bir liman, ihracat ve sanayi şehri olduğunun yeterince anlatılamadığını vurgulayan Uçar, bu durumun iki taraflı bir sorun olduğuna dikkat çekti.
İzmirli sanayicilerin ve iş insanlarının daha dirençli ve sabırlı olması gerektiğini ifade eden Uçar, “Geliştirilen bir projeyi kez anlatıp geri dönmek yerine, beklentileri de öğrenerek ikinci ve üçüncü kez gidip anlatmak gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Savunma sanayinde kümelenme modeli neden önemli?
ESAS’ın İzmir ve Ege Bölgesi’nde savunma sanayi, havacılık ve uzay alanında faaliyet gösteren firma ve kurumların bir araya gelmesiyle kurulduğunu belirten Uçar, derneğin dördüncü yılını tamamladığını, 2026’da beşinci yılına gireceğini söyledi. ESAS’ın Ankara ile İzmir arasında bir köprü kurmayı hedeflediğini dile getiren Uçar, üniversiteler, teknoparklar, kalkınma ajansları ve firmalar arasında bir ekosistem oluşturduklarını aktardı.
Kümelenme derneklerinin sektörel derneklerin bir adım ötesinde konumlandığını belirten Uçar, Savunma Sanayii Başkanlığı, Millî Savunma Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı gibi kurumların, destek ve programlarda kümelenmeleri muhatap aldığının altını özellikle çizdi.
Savunma sanayi sadece silah değil
Savunma sanayinin otomotivden elektroniğe, dökümden makine imalatına kadar birçok sektörle etkileşim içinde olduğuna da dikkat çeken Uçar, “Sivil sektörde kazanılan kabiliyetlerin savunma sanayine, savunma sanayinde kazanılan yetkinlikler ise sivil sektörlere aktarılabiliyor” dedi. Bu dönüşüme İHA’lardan örnek veren Uçar, “Biliyorsunuz üzerine silah eklenince SİHA olarak askeri amaçla kullanılan bir drone, gübreleme ya da ilaçlama işinde kullanılarak ZİHA- zirai drone olarak faydalı olabiliyor.” şeklinde konuştu.
İzmir ve Ege için savunma sanayi ihtisas OSB vurgusu
Türkiye’de İstanbul Teknopark ve Ankara Kahramankazan’daki ihtisas bölgelerini örnek gösteren Uçar, Ege Bölgesi’nde de özellikle havacılığın öne çıktığı bir savunma sanayi ihtisas organize sanayi bölgesine ihtiyaç olduğunu ifade etti. Havacılığın katma değeri yüksek bir alan olduğuna dikkat çeken Uçar, böyle bir yatırımın İzmir, Manisa ve tüm Ege Bölgesi’nin ihracatına önemli katkı sağlayacağını söyledi.
Efes tatbikatları ve fuar potansiyeli
Efes tatbikatlarının yıllardır süren, uluslararası katılıma sahip önemli bir organizasyon olduğunu belirten Uçar, çok sayıda ülkenin askeri ve sivil yetkililerinin bu tatbikatlara katıldığını hatırlattı. Bu potansiyelin ticarete ve ihracata dönüştürülebileceğini ifade eden Uçar, Efes merkezli uluslararası bir savunma sanayi fuarının İzmir için önemli bir fırsat olabileceğini dile getirdi.
Türkiye savunma sanayinde güçlü bir aşamada
Küresel ölçekte artan jeopolitik risklere de dikkat çeken Uçar, savunma sanayinin barış için bir caydırıcılık unsuru olduğunu vurguladı. Türkiye’nin son 20 yılda savunma sanayinde önemli bir atılım gerçekleştirdiğini belirten Uçar, insansız hava araçlarından uçaklara, tanklardan mühimmat sistemlerine kadar birçok alanda büyük ilerleme kaydedildiğini ifade etti.
EKA Global: Savunma sanayine yol arkadaşlığı
EKA Global Group’un teknoloji, savunma sanayi, fuar organizasyonu, belgelendirme ve danışmanlık alanlarında faaliyet gösterdiğini belirten Uçar, savunma sanayine girmek isteyen ya da bu alanda ilerlemek isteyen firmalara yol arkadaşlığı yaptıklarını söyledi. Sertifikasyon, akreditasyon, güvenlik belgeleri ve devlet destekleri konusunda firmalara rehberlik ettiklerini aktaran Uçar, start-up düzeyinden binlerce çalışanı olan firmalara kadar geniş bir yelpazede hizmet verdiklerini ifade etti.
Ülkemizin insan kaynağı açısından da verimli olduğunun altını çizen Uçar, özellikle bölgemiz için “Damarlarında zeytinyağı, zihinlerinde incirin verdiği enerji ile çok çalışkan ve yetenekli gençlerimiz var.” ifadelerini kullandı. Bu gençlerin ister yazılımcı, ister mühendis olsun mesleklerinde çok iyi olmalarına rağmen hayatın olağan akışı içerisinde genel işletme bilgisine sahip olmadıkları için bir takım start-up projelerini gerçekleştiremediklerine de değinen Uçar, “Bu gençlerimizin bazı konularda onlara mentörlük yapacak, yol gösterecek insanlara ihtiyaçları var. Bu bazen üniversiteden bir hoca olabiliyor ya da bizim gibi profesyonel firmalar olabiliyor. Biz profesyonel anlamda o arkadaşlarımızın neredeyse şirket kuruluşundan bahsettiğiniz işte markaların alınması, patentin alınması ya da sertifikasyon gibi tüm süreçlerinde kendilerine destek oluyoruz. O konuda doğru iş yapmalarını ve bir defa da yapmalarını. Bakın bir defa da diyorum çünkü bazen öyle oluyor ki aynı işi birkaç defa yapmak hem maliyet hem zaman hem emek kaybı söz konusu oluyor. Bir defa da yapmalarını sağlıyoruz. Bu bir. İkincisi tabii bununla ilgili bahsettiğiniz işlerle ilgili devletimizin verdiği çok güzel destekler var. Ticaret Bakanlığı'nın, Sanayi Teknoloji Bakanlığı'nın, KOSGEB'in hatta eğer artık bir savunma sanayisini ilgilendiren bir noktada Millî Savunma Bakanlığı'nın ve özellikle Savunma Sanayi Başkanlığımızın çok güzel destekleri var. Bu desteklerden yararlanmasını, o destekleri hak edici hale gelmesini ya da hak ediyorsa başvuru yapmasını sağlıyoruz. Bunlar hibe olabiliyor, kredi olabiliyor, teşvik olabiliyor. Hatta üçü birden de olabiliyor. Bu konuda onlara doğru yol göstermek gerekiyor. Biz de bu işi yapıyoruz. Tabii yalnızca gençlerle de kalmıyor kendi alanlarında belli bir düzeye ulaşmış başarı sağlamış büyük firmaların da savunma sanayisine geçiş süreçlerinde onlara da destek sağlıyoruz. Bu yetkinliğe sahip kişiler ve firmalar, bizlerin de sağladığı bu destek ile bir uçakta, bir tankta, bir İHA’da kendi ürettikleri ürünlerin yer almasını gururla görebilir.” değerlendirmesinde bulundu.
“İzmir deniz-kum-güneşten ibaret değil; mücadele de şart”
Kadir Uçar, İzmir denince hâlâ akla ilk olarak deniz kum ve güneşin geldiğini, aslında İzmir ve Ege Bölgesi’nin yeterli yatırımla havacılık alanında önemli bir ihracat merkezi olabileceğini söyledi.
Paylaş: