ENGİN TATLIBAL
İzmir Özel Türk Koleji, eğitimde yüksek standartlara sahip bir okul olmakla kalmıyor; o, söz konusu standartların belirleyicisi de olan bir kurum. Azınlıkların ve yabancı devletlerin himayesindeki özel okulların yanında, ilk kez vizyoner bir Türk eğitimcisinin “Türk Koleji” adını verdiği İTK, 1950 yılında Bahattin Tatış tarafından kuruldu ve bugün ülkemizin gurur duyduğu pek çok ismi yetiştirdi. 76’ıncı yaşına girmiş bulunan İzmir Özel Türk Koleji’nin Yönetim Kurulu Başkanı Oğuz Tatış ile buluştuk ve okulu, eğitimi ve Bahattin Tatış’ı konuştuk...
Okulun kurucusu ve babanız Bahattin Tatış, belirli bir süreden daha uzun zamandır İzmir’de yaşayan herkesin tanıdığı bir eğitimci. İzmir Özel Türk Koleji de ülkemizin en ünlü okulları arasında yer alıyor. İTK’yı ve Bahattin Tatış’ı birkaç cümleyle anlatmanızı istesem, yanıtınız ne olurdu?
Milli Eğitim Bakanlığı, 1950 senesinde iki özel okulun kurulmasına izin verdi ve bunlardan biri Bursa’da, biri İzmir’deydi. İzmir’de babam Bahattin Tatış tarafından bu tarihte kurulan İzmir Özel Türk Koleji, bu şekilde Türkiye’de bir şahıs tarafından kurulmuş, üstelik bir Türk eğitimci tarafından kurulmuş ilk özel okul oluyor. O döneme dek azınlıkların özel okulları ve yabancı devletlerin himayesindeki özel okullar vardı; ancak Türklerin, bir Türk eğitimci tarafından kurulmuş özel okulu yoktu. 1950’de kurulan İTK, bu anlamda Türkiye’de bir ilki gerçekleştirmiştir. Ve tabi ki İTK ile bu ilki gerçekleştiren kişi de Bahattin Tatış’tır. Babam Bahattin Tatış, Gazi Terbiye Enstitüsü’nü bitirdikten sonra çeşitli kurumlarda öğretmenlik yapıyor ve az evvel ifade ettiğim şekilde İzmir Özel Türk Koleji’ni kuruyor. Bugün Göztepe, Bornova, Çiğli, Manisa ve Marmaris’te olmak üzere beş kampüs, Mavişehir ve Çiğli’de de iki büyük anaokulu ile Türk eğitimine 76 yıldır verdiği hizmeti sürdürüyor. Bugün Bahattin Tatış’ın belirlediği vizyon ile, Atatürkçü çizgimizden hiçbir taviz vermeden ve bunu göğsümüzü gere gere söyleyerek eğitim vermeyi sürdürüyoruz. Türk Koleji artık halkın okulu haline gelmiştir, halka mal olmuş bir eğitim kurumudur.
İzmir’in kurtuluşunun ardından Atatürk’ün bir süre kaldığı ve henüz mütareke de imzalanmadığı için kritik bir diplomasi trafiğine sahne olan, devamında da Atatürk ile Latife Hanım’ın nikahlarının kıyıldığı Göztepe Uşakizade Köşkü, İzmir Özel Türk Koleji’nin en önemli kültürel değerleri arasında yer alıyor. Kolej bir yüzük olsa, bu köşk yüzüğün taşı olurdu diyebiliriz. Köşkün mülkiyetinin Türk Koleji’ne geçişi nasıl oldu?
1957 yılında Uşakizade Muammer Bey’in beş evladından biri olan Mehmet Bey babama geliyor ve Türk Kolejinin içinde eğitim vermekte olduğu köşkün kendisine ait olan hissesini satın almasını istiyor. Babam o an itibariyle toplu bir meblağ ödeyerek bu hisseyi satın almasının mümkün olmadığını söyleyince Mehmet Bey, ‘Hocam, sen bana hisseye karşılık bir Desoto araba al yeter’ diyor. Babam taksitli ödemek şartıyla 27 bin liraya bir Desoto alıyor ama içine de bir kurt düşüyor; gayrımenkul fiyatlaması işinden anlayan birini buluyor ve bu kişi, hissenin değerinin 34 bin lira olduğunu söylüyor. Hisse devri yapılmak üzere Mehmet Bey ile buluştuğunda babam arabanın anahtarıyla birlikte, bir zarf içinde 7 bin liralık da senet veriyor ve diyor ki ‘Ben araştırdım, bu hissenin değeri arabadan 7 bin lira fazla, o yüzden buyrun size 7 bin liralık da vadeli senet.’ Bu olay, köşkün hissedarı olan Uşakizade ailesinin diğer kardeşleri tarafından duyulunca babama büyük bir güven beslemeye başlıyorlar ve zaman içerisinde hisselerini babama sattılar. Sadece Latife Hanım ölene dek satmadı, o da köşkün taşıdığı anlama ve kendi şahsi anılarına olan hürmetindendir. 1976’da vefat ettikten sonra, köşkteki hissesinin derhal Türk Koleji’ne satılmasını vasiyet ettiği öğrenildi ve varisler de bu vasiyetin gereğini yerine getirerek hisseyi babama sattılar. Böylece Uşakizade Köşkü İzmir Özel Türk Koleji’nin kalbi haline geldi ve babam Bahattin Tatış, sonrasında da bizler köşkü bir kutsal emanet olarak görüp büyük bir özenle koruduk ve korumaya devam ediyoruz.
Türk Koleji, eğitimdeki seviyesini 75 yıldır belli bir çıtada tutmayı başarmış bir kurum. Buna ilişkin bir standardınız veya öğretmen alınken uyguladığınız bir sisteminiz var mı?
Kurucumuz Bahattin Tatış ve görevi bize devredene dek İzmir Özel Türk Koleji’nde onunla birlikte görev alan isimler, çok müstesna eğitimcilerdi. Bahaettin Ersoy’dan Pakize Yelen’e, Orhan Edgüer’den Cahit Gürkan’a ve Güven Zeyrek’e kadar pek çok duayen, sözünü ettiğiniz seviyenin temellerini atmışlardır. 1995’te ise biz Özel Türk Koleji’nde çalışacak öğretmenlerimizi seçmek için bir sistem geliştirdik. Öncelikle hangi branşın öğretmeniyse o branşın zümre başkanı, öğretmen adayıyla görüşecek. İkna olursa ilgili müdürüne götürecek. Müdür de ikna olursa insan kaynaklarına götürecek. İnsan kaynakları da ikna olursa genel müdüre götürecek. Genel müdür de adayın İzmir Özel Türk Koleji öğretmeni olabileceğine ikna olmuşsa yönetim kurulu başkanına götürecek. Bu silsilenin sonunda, son halkaya gelindiğinde hala yüzde 10 fire veriyordu adaylar. Bu denli titiz bir elemeden geçerek karar veriyoruz birlikte çalışacağımız eğitimci arkadaşlarımıza. Hatırlı kimselerin yakınları olsalar da her öğretmen bu sisteme girer ve çemberi tamamlayanlar ancak İzmir Özel Türk Koleji öğretmeni olabilir.
İTK’nın geleceği için neler söylemek istersiniz?
İzmir Özel Türk Koleji’nin eğitimde sahip olduğu, hatta çoğu noktada belirlediği standartlar, Atatürkçü ve yurtsever karakteri, bilimsel eğitimin ilkelerini tavizsiz uygulayışı her daim kültürümüzün temelini oluşturacak. Bunun yanında öğrencilerimizin sayısının artmasını istiyoruz, bunun için de çalışma halindeyiz diyebilirim. 76’ıncı yaşına giren okulumuzun geleceğini aslında kurucumuz Bahattin Tatış bize bir görev olarak şu sözleriyle tebliğ etti: ‘İzmir Özel Türk Koleji, ilelebet payidar kalacaktır.’
“İTK halka mal olmuş bir eğitim kurumu”
İzmir Özel Türk Koleji Yönetim Kurulu Başkanı Oğuz Tatış, “Bahattin Tatış’ın belirlediği vizyon ile, Atatürkçü çizgimizden hiçbir taviz vermeden ve bunu göğsümüzü gere gere söyleyerek eğitim vermeyi sürdürüyoruz. Türk Koleji artık halkın okulu haline gelmiştir, halka mal olmuş bir eğitim kurumudur” dedi.
Paylaş: