.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

İSO Yeşil Dönüşüm Ödülleri sahiplerini buldu

Okuma Süresi: 4 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından uluslararası rekabetin en önemli gündem konularından olan yeşil dönüşümdeki iyi uygulama örnekleri konusunda farkındalığı artırmak ve sanayi firmalarını dönüşüm yolculuğunda yüreklendirmek amacıyla düzenlenen 20. İSO Yeşil Dönüşüm Ödülleri sahiplerini buldu.
İSO Yeşil Dönüşüm Ödülleri sahiplerini buldu
Paylaş:
“Sanayinin geleceği yeşil dönüşümde” yaklaşımıyla üretimlerinin her kademesinde “Çevre ve Sürdürülebilirliği” odağına alan sanayi firmalarının taçlandırıldığı törende Çevre Dostu Proje kategorisinde birincilik ödülüne Borçelik, Çevre Dostu Ürün kategorisinde birincilik ödülüne Kastamonu Entegre, Enerji Verimli Proje kategorisinde birinciliğe Ford Otomotiv, Enerji Verimli Ürün kategorisinde birinciliğe WAT Motor, Sürdürülebilirlik Stratejisi kategorisinde birinciliğe Ülker Bisküvi ve Sürdürülebilirlikte İş birliği kategorisinde de birinciliğe TUSAŞ layık görüldü.

“İklim Kanunu” doğrultusundaki çalışmalar başta olmak üzere ülkemizin “COP31 Zirvesi Dönem Başkanlığı ve Ev Sahipliği” sürecindeki iklim diplomasisine yönelik değerli katkıları için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına İSO Yeşil Dönüşüm Özel Ödülü de verildi. Ödülü, İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank’a takdim etti.

“İyi uygulama örnekleri, dönüşümün en güçlü itici gücü”
İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, törende yaptığı konuşmada İSO Yeşil Dönüşüm Ödüllerinin İSO’nun Sürdürülebilirlik ve Yeşil dönüşüme verdiği önemin en güçlü sembollerinden biri olduğunu vurguladı. Bahçıvan “Bu ödüllerle; üretim süreçlerinde olumsuz çevresel etkiyi azaltan, enerji ve kaynak verimliliğini artıran, döngüsel ekonomiye somut katkı sağlayan, yenilikçi ve öncü uygulamaları hayata geçiren firmalarımızı görünür kılıyoruz. Çünkü biliyoruz ki iyi uygulama örnekleri, dönüşümün en güçlü itici gücüdür. Bugün ödül alacak proje ve ürünler de dönüşümün mümkün olduğunu bizlere gösteriyor.

Sanayimizin geleceğine duyduğumuz güveni pekiştiren bu ilham verici örnekler, iklim değişikliğiyle mücadelede yalnızca uyum sağlayan değil, çözüm üreten bir rol üstlendiğimizi de açıkça gösteriyor. Bu vesileyle; çevre dostu ürün ve projeleri hayata geçiren, enerji verimliliğini stratejik bir öncelik olarak benimseyen, sürdürülebilirliği kurumsal kültürün ayrılmaz bir parçası hâline getiren tüm sanayi kuruluşlarımızı ortaya koydukları değerli çalışmalar ve sektörlerimize verdikleri ilham için yürekten tebrik ederim” dedi.
Günümüz dünyasında birçok çevresel riski dikkate alan bir yaklaşım olarak yeşil dönüşümün; sanayi politikalarını, yatırım kararlarını ve rekabet gücünü doğrudan belirleyen stratejik bir süreç olarak öne çıktığını da söyleyen Bahçıvan “Günümüzde rekabet gücü; üretim kapasitesinin ötesinde karbon ayak izini azaltabilme, enerji ve kaynak verimliliğini artırabilme ve döngüsel ekonomi ilkelerini iş modellerine entegre edebilme becerisiyle ölçülüyor. Böylesi bir dönüşüm için yenilikçi teknolojilerin üretimde kullanılması stratejik öneme sahip. Bu nedenle dijital dönüşümün yeşil dönüşümün tamamlayıcı unsuru olarak ele alınması gerektiğini de özellikle belirtmek isterim” dedi.

En önemli ticaret partnerimiz olan Avrupa Birliği’nin de iklim hedeflerini ekonomik dayanıklılık ve rekabetçilik konularıyla birlikte ele aldığı bir dönemde olduğumuzu belirten Bahçıvan “Enerji yoğun sektörlerin dönüşümü teşvik edilerek enerji maliyetlerinin azaltılması ve temiz teknoloji yatırımlarının artırılması hedefleniyor. Yaşanan gelişmeler ile sanayi için küresel ölçekte yeni bir oyun alanı tanımlandığına tanık oluyoruz. Önümüzdeki dönemin, uyum kapasitesini güçlendiren, geçiş sürecini destekleyen ülkeler için fırsatlar içeren bir süreç olacağı görülüyor. Dönüşüm, beraberinde kritik yatırım ihtiyaçlarını da getiriyor. Bu noktada yeşil tahviller, yeşil krediler ve yeşil yatırım fonları gibi finansal araçların, yeşil finansmanın temel yapı taşları olarak öne çıktığını görüyoruz. Güncel verilere göre, 2025 üçüncü çeyrek sonu itibarıyla küresel yeşil tahvil hacminin yaklaşık 4 trilyon dolara ulaşması, COP30 kapsamında iklim uyum finansmanının 2035 yılına kadar 3 katına çıkarılmasının hedeflenmesi küresel piyasaların konuya verdiği önemin bir göstergesi” dedi.

COP 31’de Türkiye’nin dönem başkanı olmasından mutluluk duyuyoruz
Konuşmasında iklim değişikliği ile mücadelede küresel iş birliğinin en güçlü şekilde ifade edildiği COP süreçlerine de bir parantez açan Bahçıvan, şunları söyledi: “Sanayinin yeşil dönüşüm odağındaki teknoloji geliştirme, uygulama kapasitesi ve ölçekleme gücü ekonomik büyümeyi de destekleyen stratejik bir unsur olarak öne çıkıyor. COP30’un ülkemiz adına en önemli sonucu ise 2026’da düzenlenecek COP31’de Türkiye’nin dönem başkanlığı ve ev sahipliği yapacak olmasıdır. İklim değişikliği odağındaki en büyük küresel buluşmanın ülkemizde gerçekleştirilecek olmasından gurur ve mutluluk duyuyoruz. Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadelesine ilişkin yaklaşım ve çalışmalarının uluslararası paydaşlara ulaşmasında çok değerli bir platform olan COP toplantılarını biz sanayiciler de küresel gelişmeleri takip etmek adına değerli bir fırsat olarak görüyoruz.”

Törende kısa bir konuşma yaparak ödül alan şirketleri kutlayan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank özetle şunları söyledi: “Bugün burada yalnızca başarılı projeleri ödüllendirmek için değil, Türkiye sanayisinin geleceğini dönüştüren güçlü bir iradeyi görünür kılmak için bir aradayız. Artık sanayimizin rekabet gücü yalnızca üretim kapasitesiyle ölçülmüyor. Çevresel performans, karbon ayak izinin azaltılması ve döngüsel ekonomi uygulamaları küresel değer zincirlerinde kalıcı bir yer edinmenin temel koşulu haline geliyor. Bu alanlar bir tercih olmaktan çıkarak açıkça bir zorunluluk haline geldi. Bugün ödüllendirilen projeler, yeşil dönüşümün sanayide nasıl somutlaştığını açık biçimde ortaya koyuyor. Atık oluşumunu azaltan, döngüsel ekonomi süreçlerini üretime entegre eden, çevresel etkileri azaltan, enerji talebini yöneten ve geri kazanım ilkelerini benimseyen çalışmalar; sanayimizin dönüşüm kapasitesini net biçimde gösteriyor. Yeşil dönüşüm yalnızca bir çevre politikası değil, geleceğe karşı ortak bir sorumluluktur. Bu dönüşümü ancak birlikte hareket ederek, sanayimizi güçlendirerek ve kimseyi geride bırakmadan başarabiliriz. Daha çevreci ve daha rekabetçi bir Türkiye hedefiyle tüm paydaşlarımızla çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz.”