Eşi Prens Charles’ın kendisine sadık kalmadığını ulusal TV kanalında açıkladığı akşam aynı saatlerde, Prenses Diana, Sarayın geleneksel kıyafet kurallarını kökten yıkarak omuzları açık bırakan, vücudunu saran kısa siyah bir elbise ile bir hayır kurumunun gecesine tek başına katılmıştı. Prenses Diana’nın bu jesti, Prens Charles’ın aldatma itirafını bile gölgede bırakmış, dünya medyası aldatılmış bir kadın yerine kendinden emin, neşe dolu bir Prensesle karşılaşmıştı. Diana’nın 29 Haziran 1994’da giydiği ve “İntikam Elbisesi” olarak adlandırılan bu elbise, Aralık 2026’da New York’ta Sotheby’s Müzayede Salonunda satışa sunulacak. Prenses Diana, elbiseyi aslında 1991 yılında satın almış, hiç giymemiş adeta zamanını beklemiş. Aldatma açıklaması üzerine planlanan elbiseden vazgeçerek bu elbiseyi giydiği söylenir. Kaderin garip bir cilvesi diyelim. Elbisenin satış tarihine kadar Londra’da sergileneceği ise medyada açıklandı.
Prenses Diana’nın aynı zamanda arkadaşı olan elbisenin yaratıcısı, modacı Christina Stambolian’ın nereli olduğunu tahmin edebilir misiniz? İstanbullu. Stambolian’lariş çevrelerinde tanınmış, varlıklı, Ermeni kökenli büyük bir aile. Açık kaynaklardan daha geniş bilgi edinmek mümkün.
Moda diplomasisi kavramını yıllar önce ilk kez ben kullandım sayılır. Gastronomi diplomasisini de uygulayan ilk Türk diplomatlarından olmalıyım. İnsanlar, yemekte daha rahat hissedip sırlarını dökebiliyorlar. Moda diplomasisi de öyle; resmi davetlerde giydiğim aileden kalma Bindallı kıyafetlerim sayesinde çok sayıda insanla tanıştım. Kimsenin giremediği çevrelerde bulundum. Christina Stambolian’ın Londra ve New York’da atölyeleri olduğunu bu vesile ile öğrendim. Stambolian’ın İstanbul’da da bir atölye açmasının teşvik edilmesi, dünya sosyetesinin elbiselerini satın almak için sıraya girdiği bir ustanın ailesinin doğduğu şehre bir etkinlik vesilesi ile davet edilmesi güzel bir jest ve tanıtım sayılmaz mı? Hele şu sıralarda milyar Dolar’lık Fon soruşturmaları yabancı basında geniş şekilde takip edilirken.
Diana’nın intikam elbisesi satış aşamasında bile gündemin başına oturdu sayılır. Oysa gündemin başında her yıl Eylül ayında Devlet ve Hükümet Başkanlarının katıldıkları BM Genel Kurulu açılışında verilen önemli mesajlar bulunurdu. Neyse ki Trump’ın şuursuzca yaptığı açıklamalar sayesinde BM Genel Kuruluna yine dikkatler çekildi. Trump, 22 Eylül 2026’da Genel Kurulda yaptığı konuşmada, İran’ı “terörist Devlet” olmakla suçladı. Onunla ticaret yapan, yardım eden Devletlere de yaptırım uygulayacağını açıkladı. Trump’a yanıt gecikmedi; ABD saldırısı olduğu takdirde, Arap ve komşu ülkelerdeki ABD üslerinin vurulacağı açıklandı. Oysa Trump’ın İran Devlet Başkanı Mesut Pezeşkiyan’la Genel Kurul sırasında baş başa görüşmeleri bekleniyordu. ABD Dışişleri Bakanı M. Rubio, görüşme ile ilgili olarak Başkanın “herkesle” görüşmeye açık olduğu konusunda bir beyanı bile var. İran, masaya oturmak için ABD’ne Katar’la ilettiği şartlardan en önemlileri“ABD’nin kendi yarattığı zelzeleden kurtulması için” savaşa son vermesi, İran’a ait dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması ve ABD’nin uyguladığı deniz ablukasının kaldırılması. Pezeşkiyan 24 Eylül 2026’da Genel Kurulda yaptığı konuşmada, esas terörist Devletin ABD olduğunu belirtti.
Aslında sert söylemine karşın Trump’ın İran Devlet başkanı ile görüşecek olması Başkanın daha yumuşak bir diplomasi uyguladığını gösterir. Savaş nedeniyle Amerikan ekonomisinin zor durumda olması, çoğu Amerikalının bu gidişattan memnuniyetsizliği, Başkan ve ailesinin olağanüstü zenginleşmeleri Trump’ın tutumunun değişmesinin nedenleri başında geldiği açık kaynaklarda kayıtlı. Görüşme büyük bir olasılıkla bu yazının baskıya verildiği önümüzdeki günlerde gerçekleşebilir. Zira Trump’ın mensubu olduğu Cumhuriyetçilerin Trump’ın savaş sevdası nedeniyle oy kaybettiklerini, 3 Kasımda yapılacak kısmi Senato ve Temsilciler Meclisi seçimlerinde Demokratların çoğunluğu ele geçireceklerini, hatta şimdiden Başkan adayı arama girişimlerinin başladığını Washington Post gibi ciddi gazeteler yazmaya başladılar bile.
Türkiye’nin iç politika gelişmelerini takip etmek, dünyadaki olayları takipten daha zor. Televizyon kanallarını ne zaman açsak farklı konularda skandallar, Partilerden istifalar, Fonların nasıl el değiştirerek milyar Dolarlarla ifade edilen servetlere neden olduğu haberlerin başında geliyor. Açılan şüpheli ölüm dosyaları da ürkütücü.
Bu arada güzel haberler de var; Elif Eralp, Almanya’da Sol Partiden girdiği seçimleri % 50.40 farkla kazanarak büyük bir zafer elde etti.
Keşke her intikam savaşsız olsa. Buna en güzel örnek Prenses Diana’nın “intikam elbisesi” giyildikten 32 yıl sonra bile kendisinden bahsediliyor. Çok akıllıca bir plan. Savaş ise intikamdan çok bir katliam ve kaos. Aynen Filistin’de yapıldığı gibi. Filistin Devlet Başkanı BM Genel Kuruluna katılamıyor. Nedeni de ABD’nin vize vermemesi. Boşuna “Bekle gör dünyası” dememişler. Bekleyelim ve görelim.
İntikam elbisesi ve BM Genel Kurulu
İntikam elbisesi ve BM Genel Kurulu
Paylaş: