.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

İmamoğlu, direncini yitirmiyor, daha da güçleniyor

Okuma Süresi: 5 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
İmamoğlu, direncini yitirmiyor, daha da güçleniyor
İmamoğlu, direncini yitirmiyor, daha da güçleniyor
Paylaş:
Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı.
GÖZLEM – İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 53’ü tutuklu 436 sanığın yargılandığı İBB davasında, tutuklanmasının 19. ayında hafta içinde ilk savunmasını yaptı. Dava sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?
K – İmamoğlu ikinci defa belediye başkanı seçilmesinin üzerinden 1 yıl geçmeden, 19 Mart 2025’de 142 ayrı eylem kapsamında 2 bin 352 yıl hapis cezası istemiyle tutuklandı. Aslında ilk savunmasını duruşmanın ilk celsesinin kapanışında, geçen Temmuz ayının 8’inde yapacaktı. Ancak Mahkeme Başkanı davanın 9 Temmuz’a kadar bitirilmesi gerekçesiyle İmamoğlu’nun savunma süresini kısa tutmak isteyince, İmamoğlu buna itiraz etmiş; Mahkeme Başkanı da savunmaya geçmediği ve düzeni bozduğu gerekçesiyle kendisini salondan çıkartıp, duruşma zaptına da öyle bir şey yapmadığı halde “Susma hakkını kullandı” ifadesini geçirmişti. O tarihten bugüne neredeyse 100, tutuklanmasından bu yana 575 gün geçti. İmamoğlu hiçbir şekilde direncini yitirmiyor. Gittikçe daha güçlendiği, bilendiği, mücadele dirayetinin daha da büyük bir hızla arttığı anlaşılıyor. Bu da hem hal ve tavrına, hem de düşünce silsilesine yansıyor. Bana göre savunmasındaki en çarpıcı ifadeler şöyleydi: “Buradaki aileler gerçekten çok acı günler yaşadı. Ama en acısıydı neydi, biliyor musunuz? Haysiyet cellatlığı. Lekelenmeme hakkının ihlali. Masumiyet karinesinin yerle bir edilmesi. Soruşturmanın gizliliğinin, tutuklu ya da gözaltındaki insanların aleyhine işletilmesi. Tutuklu yargılamanın bir cezalandırma yöntemine dönüştürülmesi. Bir söz okuyacağım size: ‘...İfade özgürlüğü önüne gelene iftira atma serbestisi değildir. Hesap sorduğunu iddia eden herkes görevini sorumluluk bilinciyle yapmalıdır.’ Çok güzel söylemiş. Bu söz Sayın Cumhurbaşkanı’na ait. Ben de buradan söylüyorum: Kim ki yargılaması bitmeden, sonuçlanmadan birisi hakkında iftira atıyor, kim ki bir insan hakkında haysiyet cellatlığı yapıyor, kim ki bir insanın ailesini aşağılıyor, çocuğunu, gencini, evladını, annesini, babasını hırsız ilan ediyor; haysiyetsizdir, namussuzdur, şerefsizdir.” İmamoğlu, savunmasını yapamadığı 8 Temmuz’da “Ben savunma yapmam, ben yargılayacağım... ben iddianameyi yapanları yargılayacağım” demişti. Anlaşılan geçen hafta bu dediklerini gerçekleştirme imkanı bulmuş oldu.
GÖZLEM –Hafta içinde de sahibi “ihaleye fesat karıştırma, rüşvet ve kara para aklama” iddiasıyla suçlanan Halk TV’ye, kayyum atandı. Nasıl değerlendiriyorsunuz?

K – Halk TV’ye kayyum atanmasının Ekrem İmamoğlu’nun savunmasına başlayacağı gün, fon yolsuzluğunun iktidarı ciddi biçimde sarstığı bir dönemde gerçekleşmesi tesadüf olamaz. Yurtdışında olduğu anlaşılan Halk TV’nin sahibine dönük iddiaların, bu kişinin İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden aldığı ihaleler ile ilgili olduğu anlaşılıyor. Daha yeni AKP’ye geçen İzmir Belediye Başkanı’nın, nedense İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan bu soruşturmada isminin geçmemesi bir tarafa, ortada bir yolsuzluk olsa dahi konuyla ilgisi olmayan Halk TV’ye kayyum atanması bunun iktidarın “çıtayı yükselttiği” bir hamle olduğu kanısını arttırıyor. Erdoğan çıtayı yükselttikçe yarattığı mağduriyet ve buna ilişkin “isyan, tepki, öfke, şaşkınlık, hayal kırıklığı” duygularını yaşayanların sayısı ve kapsamı artıyor. Benim –ve belki pekçok başka insanın da– samimiyetle merak ettiğim konu şu: Erdoğan, yarattığı bu kadar büyük bir tepkisel mağduriyet ile gelecek seçimleri kazanacağını nasıl düşünüyor olabilir? Onun tecrübesindeki bir siyasetçinin muhakkak, iktidarını devam ettirmek için güvendiği bir planı olması gerekir. Bu plan ne olabilir? Bilemiyorum, çıtanın daha da yükseleceği anlaşılıyor.
GÖZLEM – Bir hafta önce de, Sözcü.com editörü Mustafa Balcı ve Ankara’nın deneyimli gazetecilerinden Şaban Sevinç “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklanmıştı...

K – İşte çıtanın çok yükseldiğini ve daha da yükseleceğini gösteren bir başka gösterge. Kendisi de kelepçeli ev hapsinde olan gazeteci İsmail Saymaz, Sözcü’deki köşesinde şöyle yazdı: “Bir gün Süleyman Soylu’yu arayacağımızı, arkasından ‘Meğer ne demokrat adammış’ diyeceğimi hiç düşünmezdim... Soylu ne yaptı? Tuttu, canlı yayına çıktı... Hakkındaki her iddiayı Soylu’ya sorduk... Soylu, aleyhinde en çok yazı yazanlardan biri olmama rağmen suç duyurusunda bulunmadı. Hiç bir gazeteci Soylu’nun şikayetiyle gözaltına alınmadı ve tutuklanmadı. Ne internet siteleri kapandı... Ne X hesapları. Soylu bakanken, Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan tarafından aleyhinde SS adlı bir kitap yayınlandı. Soylu, dava açmadı. SS’in toplatılmasını istemedi. Bugün bakanların aleyhine kitap yazabilmek mümkün müdür? Geçtim kitabı... Haber yazılamıyor, fotoğraf paylaşılamıyor. Ben ve Murat Ağırel üç gündür ev hapsindeyiz,.. Sevinç ve Balcı ise AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in bürokrat Osman Arıkan Nacar ile Bodrum’da konserde çekildiği iddia edilen fotoğrafını paylaştıkları için cezaevinde. Fotoğraf sahte mi? Çelik’in arkasında oturan kişi Nacar mı, değil mi? Çelik ne doğruluyor, ne yalanlıyor. Cumhurbaşkanına soru soramamaya alıştık. Artık Cumhurbaşkanının sözcüsüne de soru yöneltemiyoruz. Çelik de cevap vermeye gerek görmüyor zaten. Bir gazeteci fotoğraf yayınladığı için, diğeri de fotoğrafın paylaşıldığı X mesajını alıntıladığı için tutuklandı... Türkiye Soylu devrini mumla aratacak bir hukuki tanımazlığın ve adaletsizliğin içinde debeleniyor.” Hakikaten de Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden demokrat kimliğiyle bildiğim Ömer Çelik’in bile böyle bir sürecin içinde olması, iktidarın geldiği noktayı ve daha buradan nerelere kadar gidebileceğini gösteriyor.

GÖZLEM – İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AKP’ye geçmesi hala gündemde ve tartışılıyor. Tugay transfer sürecinde Erdoğan ile ilgili Yeni Asır’a “Yakın diyalog kurduğunuz zaman her şeyden önce bir insan olduğunu, iyi yürekli bir insan olduğunu.. görüyorsunuz” dedi. Siz ne diyorsunuz?
K – İnsanın gözleri yaşarıyor. Cemil Tugay, Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçimi kaybedip “hiçbir sorumluluk üstlenmeden, Kurultay’a gidip güven tazelemeden hiçbir şey olmamış gibi” göreve devam edeceğinin anlaşılması sonrası yaşanan süreçte, Ekrem İmamoğlu’nun açtığı “değişimci”lere İzmir’de ilk destek veren belediye başkanıydı. Hakikaten de Kemal Kılıçdaroğlu Cemil Tugay’ı beğenmiyordu ve Cemil Tugay, hızla İmamoğlu ve Özgür Özel saflarında yer alarak İzmir Büyükşehir Başkanlığı adaylığını kapmış, Tunç Soner ise Özel yönetiminde gözden düşmüştü. Bu nedenle Cemil Tugay’ın AKP’ye geçmesi, diğer yönleri bir tarafa Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in ciddi biçimde eleştirilmesine neden oldu. Ancak kanımca burada Özel’e haksızlık yapılıyor. Kendisi de açıkladı. O dönemde Erdoğan’ın CHP’ye, CHP’li belediyelere bu tür baskı, “Ya rozet, ya kelepçe” politikası mı vardı? Öte yandan Özel’in son dönemdeki esas sorunu bana göre taraf değiştiren belediye başkanları nedeniyle uğradığı eleştiri değil. Yeni Parti’de CHP’den çok farklı bir şekilde kurguladığı, örgütlenmeleri tabana bırakan ve bu süreçte münferit muhalif yönetimlerin de göreve gelebileceği yeni kurultay stratejisi.
GÖZLEM – Hafta içinde Şampiyonlar Ligi’nde Galatasaray ve Fenerbahçe oynadıkları maçları farklı sonuçlarla kaybetti. Hakikaten Milli Takım’dan atılan Montella’nın ima ettiği gibi Türk futbolu A ligi seviyesinde değil mi?
K – Şampiyonlar ligi kuraları çekildiğinde Fenerbahçe’nin 6 puanı evinde olmak üzere 10 puan; Galatasaray’ın ise 8’i evinde olmak üzere 12 puanı alacaklarını ve play-off’a kalacaklarını düşündüğümü yazmıştım. Fenerbahçe kendi sahasında Slavia Prag’ı yenip, Villa Real ve Liverpool’dan bir puan alabilir. Deplasmanda ise LASK’ı yenip Shaktar Donetsk’den bir puan alabilir. Atletico Madrid deplasmanı zor. Böylece 10 puana ulaşıyor. Galatasaray ise kalan maçlarında evinde Feyenoord ve Aston Villa’yı yener, Stuttgart’tan da en az bir beraberlik alır. Deplasmanda Paris Saint Germain karşısında şans tanımıyorum. Ama Lille’i yenebilir AEK’dan da en az bir beraberlik alabilir. Böylece 11 puana ulaşabilir.