.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast
Folkart Orion

İletişim dünyası yapay zeka çağına hazırlanıyor

Okuma Süresi: 8 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Ergüder Tırnova, teknolojinin gelişmeye devam edeceğini ancak iletişimin merkezinde her zaman insanın yer alacağını söyledi.
İletişim dünyası yapay zeka çağına hazırlanıyor
Paylaş:
Emrah Yılmaz
Yaklaşık 70 yıllık meslek deneyimiyle gazetecilikten kurumsal iletişime, kriz yönetiminden uluslararası tanıtım projelerine kadar çok geniş bir alanda Türkiye'de halkla ilişkiler sektörünün gelişimine tanıklık eden Ergüder Tırnova, Gözlem Gazetesi’ne yaptığı değerlendirmede iletişim dünyasının artık yeni bir döneme girdiğini söyledi. Kriz iletişiminden gazeteciliğe, Türkiye'nin uluslararası algısından genç iletişimcilere uzanan geniş bir yelpazede dikkat çeken değerlendirmelerde bulunan Tırnova, “İnsan yaratıcılığı yapay zekânın önünde olmaya devam edecek. Geleceğin iletişimcisi, teknolojiyi doğru kullanan ancak güveni ve yaratıcılığı merkezde tutan kişi olacak” dedi.
Sağlıktan sanayiye, eğitimden medyaya kadar hemen her alanda olduğu gibi iletişim sektöründe de yeni bir dönem başlatan yapay zekâ ile içerik üretiminden veri analizine, hedef kitle araştırmalarından rakip analizine kadar birçok süreç artık saniyeler içinde gerçekleştirilebiliyor. Ancak bu hızlı dönüşüm, beraberinde yeni tartışmaları da getiriyor. Yapay zekâ insanın yerini alacak mı, yoksa onu daha üretken hale getiren bir yardımcı mı olacak? Ergüder Tırnova'ya göre bu sorunun yanıtı net. Teknoloji gelişmeye devam edecek ancak iletişimin merkezinde yine insan yer alacak.
Tırnova, geleceğin iletişim profesyonellerinin sadece teknolojiyi kullanan kişiler değil; aynı zamanda strateji geliştirebilen, güven inşa eden ve yaratıcılığıyla fark oluşturan isimler olacağını vurguluyor. Ona göre yapay zekâ, iletişimcinin rakibi değil; doğru kullanıldığında en güçlü çalışma arkadaşı olacak.

“İletişimde yeni dönem başladı”
Yapay zekânın iletişim dünyasında yarattığı dönüşümü değerlendiren Ergüder Tırnova, gelecekte halkla ilişkiler uzmanlarının en önemli yetkinliklerinden birinin bu teknolojiyi doğru kullanabilmek olacağını söylüyor.
  • Yapay zekâ halkla ilişkiler mesleğini nasıl değiştirecek? Sizce PR profesyonelleri bu dönüşüme nasıl hazırlanmalı? Yapay zekâ insanın yerini alır mı?
Önümüzdeki yıllarda halkla ilişkiler profesyonellerinin en önemli becerilerinden biri yapay zekâyı etkin kullanabilmek olacak. İletişimciler artık rutin yazım işleri ve veri toplama gibi süreçlere daha az zaman ayırırken; strateji geliştirme, yaratıcılık, medya ilişkileri, kriz yönetimi ve paydaş iletişimi gibi insan odaklı alanlara daha fazla yoğunlaşacak. Yapay zekâ özellikle rakip analizi ve veri değerlendirme süreçlerinde iletişimcilere önemli avantajlar sağlayacak. Yapay zekâ, hız kazandırmasının yanı sıra araştırma maliyetlerini de azaltacak; böylece kurumlar kaynaklarını toplumsal fayda sağlayacak projelere yönlendirebilecek. Ancak yapay zekânın sınırlarını da doğru görmek gerekiyor. Çok geniş veri tabanlarını tarayabilir, bilgileri sentezleyebilir ve kısa sürede sonuç üretebilir. Buna karşın veri tabanında bulunmayan özgün fikirleri ya da insan deneyiminden beslenen yaratıcılığı ortaya koyamaz. Ben insan yaratıcılığının yapay zekânın önünde olmaya devam edeceğine inanıyorum. Ayrıca teknolojinin sunduğu bilgilerin de mutlaka teyit edilmesi gerekir. Yapay zekâ da zaman zaman doğrulanmaya ihtiyaç duyabilir.

Şirketler artık krizleri gizleyerek yönetemez
Kurumların yalnızca ürün ve hizmetleriyle değil, iletişim biçimleriyle de değerlendirildiğini belirten Tırnova'ya göre kriz yönetimi, günümüzün en kritik başlıklarından biri. Şeffaflığın artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğini söyleyen deneyimli iletişimci, kriz dönemlerinde güvenin ancak doğru iletişimle korunabileceğini vurguluyor.
  • Türkiye'de şirketlerin iletişim yönetiminde en büyük hata sizce nedir? Bugün şirketlerin kriz iletişimi ve kurumsal itibar yönetiminde en sık yaptığı yanlışlar neler?
Türkiye'de özellikle öngörü eksikliği ve sürdürülebilirlik anlayışının yeterince gelişmemesi önemli sorunlar arasında yer alıyor. Bizim kuşağımız yokluk dönemlerinde halkla ilişkiler sektörünü oluşturmak ve sosyal sorumluluk projelerini hayata geçirmek için büyük emek verdi. O yıllarda özel sektörün tek başına büyük projeleri finanse etmesi kolay değildi. Devletin ve kamu kurumlarının desteğine ihtiyaç duyuluyordu. Bugün ise tablo değişti. Artık doğru projeler üretildiğinde özel sektör de uluslararası şirketler de önemli kaynaklar ayırabiliyor. Dolayısıyla temel sorun bütçe değil; güven veren projeler geliştirebilmek.
Kriz yönetimi ise mutlaka liyakatli ekiplerle yürütülmesi gereken bir süreçtir. Bu ekiplerin içinde yalnızca şirket yöneticileri değil, iletişim danışmanları da yer almalıdır. Kriz yönetimi ile kurumsal itibar arasında çok güçlü bir ilişki vardır. Bir kurumun yıllarca oluşturduğu güven, kriz anında sergilediği iletişimle korunabilir ya da çok kısa sürede zarar görebilir. Bu nedenle kriz dönemlerinde hiçbir şeyi gizleyerek süreci yönetemezsiniz. Tüketiciyi ya da hedef kitlenizi yanıltmak mümkün değildir. Güven ancak doğru, açık ve zamanında iletişimle korunabilir.

“Gazeteciliğin özü değişmedi, sadece haberin ömrü kısaldı”
Dijitalleşme yalnızca halkla ilişkiler sektörünü değil, gazeteciliği de köklü biçimde değiştirdi. Gazetecilikten gelen bir iletişimci olan Ergüder Tırnova, teknolojinin haber üretim hızını artırdığını ancak mesleğin temel ilkelerinin değişmediğini söylüyor. Ona göre bugün en önemli ayrım, gazetecilik ile sosyal medya fenomenliğini birbirine karıştırmamak.
  • Siz hem gazetecilikten gelen hem de halkla ilişkiler sektörünü kuran isimlerden birisiniz. Dijital medya ve sosyal medya çağında gazeteci ile halkla ilişkiler profesyoneli arasındaki ilişki sizce nasıl değişti? Sağlıklı iletişim için iki taraf nelere dikkat etmeli?
Öncelikle halkla ilişkiler mesleğinin Türkiye'deki gelişiminden söz ederken rahmetli Alaattin Asna ile Betül Mardin'in isimlerini anmadan geçemem. Bu iki değerli isim mesleğin temellerini attılar. Bizler de onların açtığı yolda emek verdik. Bizden sonra görevi devralan tüm başkanlarımız, yöneticilerimiz ve meslektaşlarımız da halkla ilişkiler mesleğinin gelişmesi için önemli katkılar sundu. Bugün de sektör, yeni kuşakların katkısıyla gelişimini sürdürüyor.
Türkiye teknolojik yeniliklere hızlı uyum sağlayabilen bir ülke. Gazetecilik yaptığım yıllarda dünyadaki yeni teknolojileri kısa sürede haber merkezlerimize taşıyorduk. Bilgisayar destekli sayfa tasarımından dijital yayıncılığa kadar birçok dönüşümün içinde yer aldım. İnternet haberciliğiyle birlikte haber üretim ve paylaşım hızı olağanüstü arttı. Eskiden bir gazetenin haberi ertesi güne kadar güncelliğini koruyabiliyordu. Bugün ise birkaç dakika önce yayımlanan bir haber bile kısa sürede yerini yeni gelişmelere bırakabiliyor. Ancak bütün bu değişime rağmen gazeteciliğin özü değişmedi. Haber atlatmak, araştırmak, doğrulamak ve kamu yararını gözetmek hâlâ bu mesleğin temelidir. Değişen yalnızca haberin dolaşım hızı oldu.
Bir başka önemli konu da gazetecilik ile influencer kavramının birbirinden ayrılmasıdır. Çok izlenmek ya da çok takipçiye sahip olmak, güvenilir gazetecilik yapmak anlamına gelmez. Gazetecilik kendi etik kuralları ve kamu sorumluluğu olan ayrı bir meslektir.
Gazeteciler ile halkla ilişkiler profesyonelleri arasındaki sağlıklı ilişkinin temelinde ise şeffaflık bulunuyor. Dijital çağda bilgiyi gizlemek veya gerçekleri farklı göstermeye çalışmak artık çok daha büyük risk taşıyor. Yapay zekâ ve dijital arşivler sayesinde yanlış bilgiler kısa sürede ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle doğru bilgiyi doğru zamanda ve doğru yöntemle paylaşmak her zamankinden daha önemli hale geldi.

“Türkiye'nin algısını değiştirmek için doğru insanlara ihtiyaç var”
Türkiye'nin uluslararası alandaki marka değerinin yalnızca tanıtım kampanyalarıyla değil, güven veren iletişim stratejileriyle güçlenebileceğini belirten Tırnova'ya göre bugün ihtiyaç duyulan en önemli unsur; liyakat, güçlü uluslararası ilişkiler ağı ve teknolojiyi etkin kullanabilmek.
  • Siz uzun yıllar Türkiye'nin uluslararası tanıtımına yönelik projelerde görev aldınız. Bugün Türkiye'nin yurt dışındaki marka değerini artırmak için iletişim alanında öncelikle hangi adımların atılması gerektiğini düşünüyorsunuz?
Meslek hayatım boyunca hem Türkiye'nin tanıtımına yönelik projelerde hem de farklı sektörlerin uluslararası iletişim çalışmalarında görev aldım. Ayrıca Uluslararası Halkla İlişkiler Derneği'nde (IPRA) görev yapan Türk başkanlarımızın ve yöneticilerimizin elde ettiği başarılar da ülkemiz adına önemli bir gurur kaynağı oldu.
Son yıllarda Türkiye'nin uluslararası algısında bazı sorunlar yaşandığını söyleyebiliriz. Ancak bunun çözülemeyecek bir mesele olduğuna inanmıyorum. Eskiden beş yılda gerçekleştirilebilecek bir değişim bugün doğru yöntemlerle beş ayda gerçekleştirilebilir. Bunun için üç temel unsura ihtiyaç var; liyakatli insanlar, güçlü uluslararası iletişim ağı ve teknolojiyi doğru kullanabilme becerisi. Bu üç unsur bir araya geldiğinde Türkiye'nin uluslararası algısını güçlendirmek çok daha kolay olacaktır. Üstelik bu konuda deneyimlerini paylaşmaya hazır çok değerli iletişim profesyonellerimiz bulunuyor.
Bütçe konusuna gelince... Türkiye'nin kaynak sorunu olduğunu düşünmüyorum. Asıl sorun, kaynağın doğru projelerde değerlendirileceğine duyulan güvenin zayıflamış olmasıdır. Doğru projeler ve doğru ekiplerle bu güven yeniden oluşturulabilir.

“İletişim, teknolojinin değil insanın sanatıdır”
Meslek yaşamına dönüp baktığında en büyük kazanımının insan biriktirmek olduğunu söyleyen Tırnova, genç iletişimcilere yalnızca teknolojiyi değil, insanı da iyi tanımalarını tavsiye ediyor.
  • Bugün yeniden mesleğe başlayacak olsanız, genç Ergüder Tırnova'ya vereceğiniz en önemli tavsiye ne olurdu? “Keşke bunu daha önce bilseydim.” dediğiniz bir konu var mı?
Mesleğe başladığımız yıllarda elimizde bugünkü imkânların hiçbiri yoktu. İletişim araçları da sınırlıydı, bütçeler de... Buna rağmen büyük emeklerle Türkiye'de önemli bir hizmet sektörü oluşturuldu. Bizden sonraki kuşaklar bu yapıyı geliştirdi. Bugünün genç iletişimcileri de onu geleceğe taşıyor.
Genç meslektaşlarıma en önemli tavsiyem, iletişimi yalnızca teknik bir meslek olarak görmemeleri olur. İletişim aynı zamanda bir sanattır ve güçlü bir yaratıcılık gerektirir. Çok okumaları, farklı kültürleri tanımaları, yerli ve yabancı insanlarla temas kurmaları gerekir. İnsanlara dokunabilen iletişimciler her zaman fark yaratacaktır.
Teknolojiyi ve özellikle yapay zekâyı iyi kullanmaları artık bir tercih değil, mesleğin doğal bir gerekliliği haline geldi. Ancak bunun yanında yabancı dil bilmek de büyük önem taşıyor. Hatta yapay zekâyı daha verimli kullanabilmek için İngilizce sorgulama yapabilmek önemli bir avantaj sağlıyor.
Bununla birlikte her şeyden önce ana dilimizi çok iyi kullanmalıyız. Türkçe’yi doğru konuşan ve doğru yazan iletişimciler her zaman bir adım önde olacaktır. Bu nedenle iletişim fakültelerinde Türkçe’yi etkili kullanmaya yönelik daha güçlü eğitimlerin verilmesi gerektiğine inanıyorum. Doğru soruyu sorabilen insanlar, doğru bilgiye ulaşmayı da başarırlar. Bu ilke gazetecilikte de halkla ilişkilerde de hiçbir zaman değişmeyecektir.

Halkla ilişkiler bir multivitamindir”

Halkla ilişkiler mesleğinin Türkiye'deki gelişimine tanıklık eden Ergüder Tırnova, bugün sektörün artık geçmişte olduğu gibi kendini anlatma mücadelesi vermediğini düşünüyor. Ona göre iletişim, kurumların yönetim anlayışının ayrılmaz bir parçası haline geldi.
  • Türkiye'de halkla ilişkiler mesleği bugün hak ettiği yerde mi? Hâlâ “reklam”, “organizasyon” ya da “gider kalemi” olarak görülüyor mu? Bundan sonra sektörün en büyük sınavı ne olacak?
Geçmişte halkla ilişkiler mesleğinin yalnızca organizasyon yapan ya da reklam faaliyetleri yürüten bir alan olarak algılandığı dönemler yaşandı. Ancak bugün iş dünyası iletişimin kurumlar için taşıdığı stratejik değeri çok daha iyi kavrıyor.
Kurumsal iletişim, pazarlama iletişimi ya da farklı tanımlar kullanılabilir. Bunların hepsi aynı yapının farklı parçalarıdır. Halkla ilişkiler için çoğu zaman “şemsiye kavram” benzetmesi yapılır. Ben ise bunu “multivitamin”e benzetiyorum. Çünkü bir multivitaminin içinde insanın ihtiyaç duyduğu birçok vitamin ve mineral nasıl birlikte bulunuyorsa, halkla ilişkilerin içinde de kurumların ihtiyaç duyduğu bütün iletişim disiplinleri yer alıyor. Kurumsal itibar, kriz yönetimi, medya ilişkileri, sosyal sorumluluk, paydaş iletişimi ve stratejik planlama bu bütünün ayrılmaz parçalarıdır. Ünvanlar değişebilir. Kurumsal iletişim denilebilir, pazarlama iletişimi denilebilir. Ama dünyanın her yerinde bu mesleğin ortak adı Public Relations'tır; Türkçesiyle Halkla İlişkilerdir. Önemli olan hangi kartviziti taşıdığınız değil, kurumlarla toplum arasında güvene dayalı sürdürülebilir bir iletişim kurabilmenizdir.

ERGÜDER TIRNOVA KİMDİR?
Türkiye'de halkla ilişkiler mesleğinin gelişimine uzun yıllardır katkı sunan Ergüder Tırnova, gazetecilikten kurumsal iletişime uzanan kariyeri boyunca çok sayıda ulusal ve uluslararası projede görev aldı. Gazetecilik yıllarında haber merkezlerinde yöneticilik yapan Tırnova, daha sonra halkla ilişkiler ve kurumsal iletişim alanında yüzlerce kurumun iletişim stratejilerinin oluşturulmasına katkı sundu.
Türkiye Halkla İlişkiler Derneği'nde uzun yıllar görev alan Tırnova, sektörün kurumsallaşması için yürütülen çalışmalarda aktif rol üstlendi. Kriz iletişimi, kurumsal itibar yönetimi ve stratejik iletişim alanlarında gerçekleştirdiği çalışmaların yanı sıra, Türkiye'nin uluslararası tanıtımına yönelik projelerde de görev aldı.
Yaklaşık yarım asırlık meslek deneyimini bugün de genç iletişimcilere aktarmayı sürdüren Tırnova, iletişimde güven, şeffaflık ve yaratıcılığın en temel değerler olduğuna dikkat çekiyor.