Gözlem gazetesine yazı hazırlarken kötü bir haberle sarsıldım.13 Mart 2026’da, Prof. Dr. İlber Hoca vefat etmişti. SBF’nde, onun asistanlık döneminin ilk öğrencileri idik. Kapısı daima açık odasında, isteyenlere Osmanlıca dersleri verirdi. Sınıf hafta içinde onun dersini heyecanla beklerdi. Mülkiye’nin İdari Şubesinden mezundu. Kaymakam, vali olmak yerine akademik kariyeri seçmişti. O zaman İçişleri Bakanlığında Mahalli İdareler Genel Müdürü olan babam Vali Turgut Kılıçer, bir gün Mülkiyeli genç bir Asistanın kendisinden randevu alarak Bakanlık Arşivi ve Kütüphanesinde yerel yönetimlerle ilgili araştırma yapmak üzere izin istediğini, yerel yönetimler konusunda uzun uzun sohbet ettiklerini ifade etmişti. Kahve içerlerken izin belgelerinin hazırlandığını daha sonra İlber Hocadan öğrenmiştim. İzmir St. Joseph ve 43 Mülkiye mezunu olan Babamın gönlündeki ideali çok sevdiği Anadolu’yu gezmek, mülki idare amiri olarak hizmet etmekti. İlber Hoca ile tanışıklığımız böyle başladı. Sonra onu Tunalı Hilmi Caddesinde birkaç kez çok güzel genç bir hanımla gördük: Bugün aile dostumuz olan Hukukçu Ayşe Özdolay, sevgili Tuna’nın değerli annesi.
İlber Hoca ile bağımız hiç kopmadı. Vatikan’daki görevim sırasında Kardinal ve Başpiskopos unvanlı din adamları Türkiye’de entelektüellerin ve bilim insanlarının teolojiye ilgilerini sorunca aklıma ilk gelen İlber Hoca olmuştu; hem entelektüel hem bilim insanı. Vatikan “Evrensel Kilise” olarak dünya işleri ile yakından ilgiliydi. İlber Hocayı davet ettiler. Vatikan’daki toplantıya başlangıçta 20 din adamı katılacaktı. İlber Hoca ile gittiğimizde dördü Kardinal çoğu kendi alanında profesör olan din adamları, Cizvitler, Domenikenler de dahil 50’ye yakın Vatikan üst düzey görevlisinin tarihi bir salonda beklediğini gördüm. Hocanın, Latince deyimlerle de süslediği ve İtalyanca yaptığı konuşmasını salondakiler büyük bir dikkatle dinlediler. Sorular sordular. Toplantı süresinin bir saat sürmesi beklenirken ayrıldığımızda iki saat çoktan geçmişti. Toplantıdakiler unvanlarına göre kapıda sıralanıp İlber Hocanın elini sıkmışlardı.
Akşam yemeği için Hocanın şerefine Londra’da iken tanıdığım ve o zaman RAİ’nin Londra temsilcisi olan Toskana Prensesi Ascania Baldesseroni, evinde büyük bir yemek vermişti. Davetliler arasında Vatikan Müzesi Müdürü, o zaman politikacı olan bugünkü Cumhurbaşkanı Matterelli, tanınmış profesörler vardı. Gece boyunca ilgi odağı şüphesiz İlber Hoca idi. İtalyanca öğrenmemi teşvik eden İlber Hocaya yaşım bir dil öğrenmeye uygun değil, Bakanlık da öyle düşünüyor dediğimde boş ver onları sen kaydol her gün bir saat çalış dilini ilerlet demişti. Boş ver onları derken kullandığı kelimeleri burada belirtemem. Hocanın bu sözü üzerine İtalyan Devletine ait Dante Alighieri İtalyanca Dil Okuluna kaydoldum ve B3 düzeyinde PLIDA diploması aldım. Hoca hepimizin hayatına bir şekilde dokunmuştu. İlber Hocanın vefat haberini verdiğim Ascania, birkaç kez arayarak “Ona ölümün yakışmadığını, kime söylese bu habere inanmadığını” ifade etti. İlk kez onun ağladığını duydum. Vefatından iki hafta önce İtalya’da Ascania’yı ziyaret etmek, onun bir Yunan adasındaki evine tekrar gitmek istediğini belirtmişti. İlk ziyaretinden dönerken o adanın eşrafı, Belediye Başkanı, polis müdürü, Hocayı limanda uğurlamışlardı. En büyük isteğim onun Vatikan nezdinde Büyükelçimiz olmasıydı. Özellikle o toplantıda kendisine gösterilen ilgi ve saygıdan sonra. Ama olmadı. Yaşı bahane edildi. Halbuki 2007’de 60 yaşında idi. Hoca gibi insanların çok kıskananı da olur. Daha sonra Bakanlık dışından kimler büyükelçi olarak atandı açık kaynaklardan bakabilirsiniz.
Her yaşam, içinde büyük zenginlikleri, hayat deneyimlerini taşır. Tabii bu zenginlikler kişilere göre farklılıklar gösterir. İlber Hocanın yaşam zenginliği, Kırımdan Avusturya’ya göçen Anne ve Babasının bu maceralı yolculuğu ile başlamıştır diye düşünürüm. Belki de seyahat etmeyi bu yüzden çok seviyordu. Her gittiği yerde saygı ve sevgi çemberi oluşturan İlber Hoca, verdiği nasihatlerle Türkiye’nin genci ve yaşlısının toplumsal yaşam koçu olmuştu. Türkiye ve Osmanlı tarihlerinin hafızası, Türkiye’de ve yurtdışında tanınan sevgi ve saygı duyulan bir entelektüeldi.
İlber Hoca, anılarımızda, sözleri ise hafızalarımızda hep yer alacak. İlber Hocanın Kemalizm ile ilgili önemli sözlerini burada hatırlatmak isterim: “Kemalizm kutsaldır. Türkiye Cumhuriyeti için bir düsturdur. Bu düstur, kendini ve çok uzun ömürlü olduğunu ispat etmiştir. Günümüzde ne Hellenizm, ne Nazizm kalmıştır. Kemalizm ise yaşamaya devam etmiştir.”
16 Mart 2026’da Kadir Günü Fatih Camii Haziresinde, çok sevdiği hocası Prof. Dr. Halil İnalcık ve üzerine kitap yazdığı en sevdiği Padişah Fatih Sultan Mehmet’in yakınında toprağa verilen İlber Hocanın ruhu her daim şad, mekanı cennet olsun.
Divan şairi Baki’nin ünlü dizesinde belirttiği gibi “Baki kalan bu kubbede bir hoş seda”imiş. Bu dünyadan göçerken geride eserler ve güzel anılar bırakmak esas imiş. İlber Hoca, çok sayıdaki eserleri ve anıları ile hoş bir seda bıraktı.
İlber Ortaylı’ya sevgi ve saygı ile
İlber Ortaylı’ya sevgi ve saygı ile
Paylaş: