.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

İlber Ortaylı

Okuma Süresi: 2 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
İlber Ortaylı
İlber Ortaylı
Paylaş:
Tarihin, ilmin, zekanın ve bilginin volkanlarıyla mücehhez bir dağ göçtü.
Değerli dostumu tanımadan önce babasını tanımıştım.
Bir Kırım aydını ve mütefekkiri olan Kemal Ortaylı, vasıtasıyla İlber Ortaylı'yı tanıdığımda yıl 1976 idi.
O zamanlar Mülkiye'nin en parlak akademisyenlerinden biriydi.
Bir ara kendisini kaybettim.
Yurt dışına gitmişti. Seksenli yılların sonuna doğru aradı.
O yıllarda pek görüşme imkânımız olmuyordu.
Ben Marmara Grubu Vakfı’na başkan olunca aradı, tebrik etti. O günlerde Osmanlı’nın 700. yıl kutlamaları vardı. “Bir sempozyum yapalım.” dedi. Yıldız Sarayı’nın Tiyatro Salonu’nda uluslararası bir sempozyum yaptık.
O günden sonra Marmara Grubu Vakfı’nın ulusal ve uluslararası her davetine katılarak beni yalnız bırakmadı.
O'nunla beraber, Marmara Grubu Vakfı’nın Paris’te, Brüksel’de “Avrupa’ya Evet!” toplantılarına katıldık.
Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Atatürk’ü andığımız toplantımızda, meclis sıraları tıklım tıklımdı. Önde oturanlar arasında Süleyman Demirel de vardı. Toplantı sonrası O'nu ve toplantıya katılan bazı dostları Süleyman Demirel’in evine götürdüm. Süleyman Bey’le güzel bir sohbetleri olmuştu.
Avrasya Ekonomi Zirveleri olsun, Marmara Grubu Vakfı’nın toplantıları olsun hep geldi. Gelip giderken bana hep takılırdı: “Babamı çalıştırdı, yetmedi. Şimdi de beni çalıştırıyor. Korkarım yarın Tuna’yı da çalıştırır.” derdi.
Geçen yıl Marmara Grubu Vakfı’nın kırkıncı yılıydı. Vakfa emeği geçmiş, ebediyete intikal etmiş değerli dostlarımızın anılarını ve adlarını yaşatmak için birer ödül verelim dedik.
Vakfa büyük katkıları olan Prof. Dr. Bernard Lewis adına vereceğimiz Tarih Ödülü’ne Seçici Kurul İlber Ortaylı’yı layık gördü.
Ödülünü Mülkiye’den Hocası Hikmet Çetin’in elinden aldığında yaptığı konuşmada bizleri yaptığımız hizmetlerimizden dolayı pek övmüştü.
İlminin asabiyetini yaşardı. Cahili, ukalayı ve görgüsüzü sevmezdi. Böylelerine "Hödük" derdi.
Çok yüksek bilgisine rağmen yeni bir şey işittiğinde, dikkat kesilirdi.
Kalenderdi. Giyimine, kuşamına pek dikkat etmezdi.
Entelektüellerle görüşmekten keyif alırdı.
Atatürk konusunda hassastı.
O'nu sevmeyenleri, küçümser ve ciddiye almazdı.
İyi bir tarihçinin, dil ve coğrafya'yı bilmesi üzerinde dururdu.
Son olarak, Cafer Okray ile birlikte Koç Hastanesi’ne gittiğimizde bir saate yakın sohbet etmiş, çevremizin dedikodusunu kahkahalar atarak yapmıştık. Rahmetli dedikoduyu pek severdi.
Sevdiği bir diğer şey ise yemekti!
Vakıfa gelmeden önce, “pastırmalı kuru fasulye var değil mi?” diye mutlaka sorardı.
Emel Hanım’ın pastırmalı kuru fasulyesini deyimi gerekirse bol kepçe yerdi.
Birlikte gerçekleştirdiğimiz güzel etkinliklerden biri de son Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde idi.
Aziz Sancar konuşurken, "Çin bugün bilimde önde, bilim yoksa, yok olursunuz” deyince oturduğu yerden “Hoca, fişek gibi konuştun” diye bağırmıştı.
Zirve’de ikisi el ele tutuşmuşlar, gülüşmüşler ve ikisi de birbirlerini sevgi ve saygıyla adeta kucaklamışlardı.
İçinde ilmin, bilginin, tarihin, coğrafyanın, dünya meselelerinin volkanlarını barındıran bir dağdı.
O dağ çöktü!