.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

İktidar, 22 milletvekilinin istifasıyla seçim kararı almaz

Okuma Süresi: 5 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
İktidar, 22 milletvekilinin istifasıyla seçim kararı almaz
İktidar, 22 milletvekilinin istifasıyla seçim kararı almaz
Paylaş:
Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı.
GÖZLEM – Hayat gün geçtikçe pahalanıyor. TV’lerde “gezici röportajcıların mikrofon uzatarak sordukları ‘geçim ile ilgili’ sorulara” Edirne’den, Van’a, Samsun’dan Antalya’ya kadar bütün yurttaki Kadın – Erkek – Genç – İhtiyar vatandaşlarımızın çoğu “Fakirleşiyor” cevabını veriyorlar ve sebep olarak çoğunlukla “Hayat pahalanıyor” diyorlar. Duruma “genel bakış” ile ne diyorsunuz; haklılar mı?
K – Hayat pahalılığı fiyatların gelirlerden daha hızlı artmasıdır. Dolayısıyla hayat pahalılığı emekliler, asgari ücretliler gibi dar gelirli kesimler için artarken, enflasyondan faydalanan, yüksek yatırım yapabilen kesimler için azalabilir. Sizin bahsettiğiniz “sokaktaki vatandaş” için, hayat pahalılığı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “nas politikası” ile “faiz sebep enflasyon sonuçtur” teorisinin işletmeye konduğu ve senelik enflasyonun yüzde 20’yi geçmeye başladığı 2021 Kasım’ından bu yana ciddi biçimde bozuldu. Buna göre 2021’den bu yana asgari ücret yaklaşık 10 kat, en düşük emekli maaşı 8 kat artarken, Enflasyon Araştırma Grubu’na (ENAG) göre aynı dönemde fiyatlar 21 kattan fazla pahalılandı. Niye TÜİK değil de ENAG hesabı yapıyoruz? Çünkü TÜİK iktidara bağlı. Bağımsız ekonomistlerden oluşan ENAG ise daha gerçekçi bir enflasyon hesaplaması yapıyor. İktidarı destekleyen medya, “Pahalılığın sebeplerinin başına ‘İsrail – İran Savaşı ve petrol konusunu” koyuyor ama bu yeterli ve doğru bir teşhis olsaydı, savaşın başladığı bir ay öncesine kadar ortada bir “pahalılık” olmaması gerekirdi. Oysa fiyatlar TÜİK’in rakamlarına göre bile 2021’den bu yana 7,7 kat arttı. Bunda savaşın hiçbir etkisi yok. Savaşın etkisi esas bundan sonra hissedilecek.
GÖZLEM – “Hayat pahalılığının en çok görüldüğü ve vatandaşı sıkıntıya sokan “pahalılık konularını” sıralar mısınız? Bu “pahalılık konularını ‘normale döndürmek’ imkanı” var mı?
K – Temel ihtiyaç maddelerinde çok ciddi sıkıntılar var. Gıda bunların başında geliyor. Hükümetin yanlış tarım politikaları ve tabii ki savaş nedeniyle mazot ve gübreye gelen-gelecek zamlar gıda enflasyonunu daha da fazla arttıracak ve dar gelirliler için sıkıntıyı çok daha ciddi boyutlara taşıyacak. Bunun yanısıra Hazine ve Ekonomi Bakanı Mehmet Şimşek’in bile kabul ettiği kira fiyatlarındaki artışlar da dar gelirli açısından büyük sıkıntılara yol açıyor. Gıda ve barınma en temel ihtiyaçlar. Bu alanlardaki yüksek fiyat artışları son dönemde geçim sıkıntısının dayanılmaz noktalara gelmesinde en büyük etkenlerden birisi. Eğer doğru politikalar oluşturulmuş ve uygulanmış olsaydı, mesela gübre üretimi gibi kritik konularda özelleştirme yapılmasaydı, tarım hükümet programlarında yer aldığı gibi gayri safi milli hasılanın yüzde 1’i oranında desteklenseydi, tarımda kullanılan mazottan vergi alınmasaydı, savaş da olsa “pahalılık” bu kadar yüksek olmaz, geçim sıkıntısı bu kadar büyümezdi.
GÖZLEM – CHP’ye dönük baskılar ciddi biçimde artıyor. Son olarak Uşak ve Bursa belediye başkanlarına dönük operasyonlar sonucu, CHP Genel Başkanı Özgür Özel de “ara seçim” kartını ortaya sürdü. Bu, uygulamada mümkün mü?
K – Sadece CHP’ye değil gazetecilere ve diğer muhaliflere de baskılar artıyor. Uşak Belediye Başkanı’nı bir otel odasında yakalayıp teşhir ediyorlar. Bursa Belediye Başkanı’nı tüm ailesiyle beraber 7 yıl önceki belediye faaliyetlerinden “rüşvet, suç işleme maksadıyla örgüt kurma” gibi suçlamalarla gözaltına alıyorlar, ama gözaltına alınan hiçbir belediye çalışanı yok. Henüz mahkemede yargılanıp suçlu oldukları kanıtlanmadan mallarına el koyuyorlar. Bazı şirketlere kayyum atıyorlar. Burada artık iktidarın baskı siyasetinden ayrı, bir “çeteleşme operasyonu” görüntüsü ortaya çıkıyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel durumu “‘Ya AKP’ye katıl ya da içeri atıl’ diyorlar” diye özetiyor. Yeni İçişleri Bakanı “31 Mart 2024’ten bu yana 462 AKP’li 267 CHP’li belediye başkanı için soruşturma izni verildi” diyor ama tutuklanan sadece tek bir AKP’li belediye başkanı var. Buna karşın CHP’nin 25 belediyesine operasyon yapıldı, 18 başkanı halen hapiste. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş “Bugüne kadar yaka paça götürülen, evi basılan bir AK Partili başkan görmedik” diyor. Hapishanedeki şartların da ayrı bir cezalandırma yöntemi haline dönüştüğü anlaşılıyor. Rejim bir “baskı, korku, adaletsizlik, işkence” rejimine dönüşüyor. Bu süreçte CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in verdiği mücadele yadsınamaz. Planına gelince; Anayasa’nın “Seçimlerin geriye bırakılması ve ara seçimler” başlıklı 78. Maddesi’nde “Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliklerinde boşalma olması halinde, ara seçime gidilir. ..boşalan üyeliklerin sayısı, üye tamsayısının yüzde beşini (30 milletvekili) bulduğu hallerde, ara seçimlerin üç ay içinde yapılmasına karar verilir” hükmü yer alıyor. CHP Genel Başkanı Özel, “önce mevcut Meclis Başkanı AKP’li Numan Kurtulmuş’un insiyatifiyle 8 boş milletvekilliği için, bu olmazsa CHP’den 22 milletvekili istifa ettirilerek toplam 30’a ulaşacak boş milletvekillikleri için seçim yapılmasını” içeren iki aşamalı planını Nefes’ten Deniz Zeyrek’e anlattı. Özel “Bunun için AK Parti ile uzlaşmamız gerekmiyor. AK Partinin anayasa uyması yeterli... Onlar 8 milletvekili için planlamıyorlarsa, boş sandalye sayısı 30’a ulaştığında mecbur yaparlar. O zaman yapmazlarsa da ‘seçimden sandıktan kaçmak’ gibi siyasi bir maliyeti var.” dedi. AKP ne zaman anayasaya uydu ki şimdi, bu kadar önemli bir konuda uysun? Erdoğan buna müsaade eder mi? Erdoğan zaten şimdi de Özel’in her gün tekrarladığı erken seçim taleplerini dikkate almıyor değil mi? “Sandıktan kaçmaktan” başka çaresi yok. Zaten Özel konuşmadan Kurtulmuş ile kendisi buluştu ve bu konuyu da konuştuğu basına yansıdı. Kurtulmuş demek Erdoğan demek. Özel “22 milletvekilinin istifa imzasının Başkanlık Divanı’nda doğru olup olmadığının kontrolünden sonra TBMM Genel Kurulu’nda konuşulmadan oylanacağını” söylüyor ama Genel Kurul’da çoğunluk AKP ve Cumhur ittifakında. Onlar da bunu onaylamazlar. Özel’in bu planından ekstra bir baskı yaratmak haricinde bir şey çıkacağını sanmıyorum.
GÖZLEM –A Milli Takım Kosova’yı yenip 1954 ve dünya 3.sü olduğu 2002’den sonra tarihinde üçüncü kez Dünya Şampiyonasına gitmeye hak kazandı. Yorumunuz? Türkiye’nin Haziran’da ABD-Kanada’da yapılacak dünya şampiyonasında şansı ne olur?
K – Tabii ki çok büyük başarı. Ancak bu takımın önünde benim gördüğüm iki büyük engel var. Birincisi çok üst düzey bir futbol jenerasyonu yakalanmış olmasına karşın bu oyuncular çok farklı liglerde oynuyorlar. Birbirlerine uyumları görece olarak, çekirdeğini Fenerbahçe ve Beşiktaş destekli Galatasaray’ın oluşturduğu 2002’deki milli takım kadar iyi değil. Diğer konu da İtalyan teknik direktör Montella. Dükkandaki fili kimse görmek istemiyor ama futbol yine de hâlâ santraforla oynanıyor. Kulüp takımlarında sınırlı kadro nedeniyle farklı takım kurguları oluşturulabilir ama burada takımda en azından B planı olarak kayda değer bir santrafor düşünülmemesi eninde sonunda sorun yaratacak. Maçta da bana göre bariz yanlış olan; golde zorla topa dokunup ofsayt tehlikesi yaratan ve ondan önce de Kosova’daki büyük kardeşlik havasına karşın, rakip oyuncularla haksız polemiğe girip normalde sinirli Arnavut Kosovalıları gereksiz yere ajite eden Kerem Aktürkoğlu tercihiydi. Özellikle kadroda Kerem’e göre çok daha formda ve bunun üzerine fazladan ciddi pres yapabilen bir Barış Alper Yılmaz varken. Haziran’daki dünya şampiyonasında Türkiye D Grubu’nda ev sahibi ABD’nin yanısıra Avustralya ve Paraguay ile karşılaşacak. ABD ve Avustralya çok fiziksel futbol oynuyorlar ancak uluslararası tecrübeleri ve futbol birikimleri Avrupa gibi, bizimki kadar değil. Güney Amerika’dan 6. olarak son sırada ama açık puan farkıyla çıkan Paraguay ise sıkı defans ve kontratak ağırlıklı oynuyor. Dünya şampiyonasının yeni formatına göre 12 gruptan ilk iki sıradakiler ile en iyi 8; 3. çıkıyor. Dolayısıyla eğer Montella o zamana kadar uyum çalışmalarına önem verir ve santraforlu bir B planı oluşturabilirse, yeni fazla takımlı formatla Türkiye normal olarak bir üst tura çıkabilir.