İzmir Büyükşehir Belediyesi, ICLEI – Sürdürülebilirlik için Yerel Yönetimler, Zurich Sigorta Türkiye ve Z Zurich Vakfı iş birliğiyle yürütülen “Toplumlar için İklim Dayanıklılığı Projesi” kapsamında geliştirilen “Kentsel İklim Dirençliliği Programı” tanıtıldı. Proje çerçevesinde, başta Kadifekale olmak üzere çevre mahallelerde iklim değişikliği kaynaklı afet risklerine karşı toplumların hazırlık kapasitesinin güçlendirilmesi hedeflendiği aktarıldı. Ardından Kadifekale’de yürütülen çalışmalar yerinde incelendi.
Etkinlikte konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Elvin Sönmez Güler, iklim krizinin herkesin günlük hayatını etkileyen bir gerçek olduğunu söyledi. Yerel yönetimlerin görevi yalnızca aslında altyapı üretmek olmadığını söyleyen Güler, “Asıl sorumluluk; eşitsizlikleri azaltan, dayanışmayı büyüten, yurttaşı sürecin öznesi haline getiren bir iklim politikasını yerelde kurmak. İzmir’de tam da aslında biz bu anlayışla hareket ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki iklim direnci ancak toplumsal dayanışma varsa gerçekleşebilir. Toplum İçin İklim Dayanıklılığı Programı bu yaklaşımın sahadaki en somut örneği aslında. Kadifekale ve Agora’da yürütülen çalışmalar bize şunu açıkça gösterdi: Bilgi paylaşıldığında, yurttaş sürece aktif olarak katıldığında ve mahalle ölçeğindeki örgütlenmeler güçlendirildiğinde kentler gerçekten dirençli bir hale gelebilir. Agora’da yürütülen sel hazırlık ve müdahale eğitimleriyle yüzlerce mahalle sakini sadece bilinçlenmedi; aynı zamanda kendi yaşam alanlarının aktif koruyucusu haline geldiler, bir aidiyet duygusu geliştirdiler. Gönüllü ekipler kuruldu, risk altındaki hanelere doğrudan dokunan önlemler geliştirildi” dedi.
Güler, İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak, iklim krizine karşı mücadeleyi sadece bir risk azaltımı olarak tanımlamadıklarını, bu mücadeleyi aynı zamanda daha adil, daha demokratik, daha kapsayıcı bir kent kurma iradesi olarak gördüklerini söyledi. Güler, “Hedefimiz; mahallede başlayan bu dayanışma modelini kentin tamamına yaymak, yurttaşların bilgiye, üretime ve karar alma süreçlerine gerçek anlamda katkı sağlamasını sağlamak. Çünkü çok açık: İklim krizi teknik çözümlerle, üst ölçekten alınan kararlarla, üst iradenin aldığı kararlarla değil; toplumsal örgütlenmeyle, kamusal akılla gerçekten hayata geçecek” diye konuştu.
Tiwari: İzmir riskle karşı karşıya
ICLEI Küresel Uygulama ve İş Geliştirme Direktörü Sunadan Tiwari de yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Kentin iklim eylemlerine olan bağlılığı ve kentsel süreçleri toplulukların sesine açma yönündeki samimi yaklaşımı sayesinde bu proje İzmir'de karşılık buldu. İzmir çok katmanlı, giderek derinleşen iklim riskleriyle karşı karşıya olan bir kent. Aşırı sıcaklar, seller ve uzun kuraklık dönemleri insanların geçim kaynaklarını, gıda güvencesini ve geleceğe dair güven duygusunu doğrudan etkiliyor. Toplumlar İçin İklim Dayanıklılığı projesi de tam olarak bu anlayışı yansıtıyor. Bu proje yalnızca kırılganlıkları tespit etmekle yetinmedi, topluluklarla birlikte o kırılganlıkları anlamaya, doğrulamaya ve yerel toplulukların güçlü yönlerini temel alarak buna yanıt üretmeye çalıştı”
“110 ülkede faaliyet gösteriyoruz”
Vakıf olarak tüm dünyada 110 ülkede faaliyet gösterdiklerini belirten Zurich Türkiye CEO’su Yılmaz Yıldız, her yıl Zurich Sigorta Grubu karının bir bölümünü vakfa aktardıklarını söyledi. Yılmaz, “Vakfımız tüm dünyada hiçbir karşılık beklemeden sosyal sorumluluk projeleri yapıyor. Üç faaliyet alanımız var; bunlardan bir tanesi sosyal eşitlik, tüm dünyada sosyal eşitlik projelerini destekliyoruz hibelerimizle. İkincisi psikososyal destek; çünkü dünyada psikolojik sorunlar önümüzdeki dönemde en büyük sağlık sorunu olma yolunda ilerliyorlar. Dünya nüfusunun yüzde 11'i resmi olarak anksiyete veya depresyonda. Onun için bu psikolojik sorunların çözümüne olabildiğince katkıda bulunmaya çalışıyoruz. Üçüncüsü de iklim değişikliğine uyum; küresel ısınma ve bunun iklimsel etkileri tüm dünyada şuna ya da bu şekilde olumsuz sonuçlara neden oluyor ve bunların azaltılması için çalışıyoruz” diye konuştu.
Kalıcı ve kapsayıcı çözümler bulunması gerektiğinin altını çizen Yıldız, sadece yerel çözümlere değil uluslararası deneyimlerle de sürecin büyüyebileceğini söyledi. Yıldız, “Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli'ne göre Türkiye, iklim değişikliğinden ve küresel ısınmadan en çok etkilenecek ülkelerden birisi. Akdeniz havzası küresel ısınma dozundan en fazla etkilenecek coğrafya. Akdeniz havzasında Anadolu, Anadolu'da da İzmir. İzmir. Onun için bir şeyler yapmak istiyoruz, olumlu katkıda bulunmak istiyoruz. Ve bu olağanüstü hava olayları artık olma sıklığı değişti, olursa etkileri değişti. Yazın ortasında koca koca dolular yağıyor. Yağmur yağdı mı sel oluyor, yağmadı mı kuraklık oluyor. Her şeyi uçlarda, ekstremde yaşıyoruz” dedi.
Bilgen: 9 ülkede uygulanıyor
ICLEI Dünya Sekreteryası Nida Bilgen de yaptığı konuşmada, şunları söyledi: “Bu vakfın 9 ülkede uygulamakta olduğu kentsel iklim dayanıklılık programının bir parçası. Ve bu program uygulandığı ülke fark etmeksizin toplam dört temel hedef barındırıyor. İhtiyaç sahibi toplulukları belirleyip onları sürece katılımlarını sağlamak. Bu toplulukların iklim kaynaklı sorunlarını derinlemesine anlayabilmek için veri toplamak. Onlarla birlikte dayanıklılıklarını artıracak çözümler üretmek ve uygulamak. Son olarak da kamu ve özel sektör iş birlikleriyle iş birliklerini güçlendirip bu çözümleri ölçeklendirmek ve yaygınlaştırmak.”
İklim direnci seferberliği, Kadifekale’den kente yayılıyor
İzmir Büyükşehir Belediyesi, ICLEI – Sürdürülebilirlik için Yerel Yönetimler, Zurich Sigorta Türkiye ve Z Zurich Vakfı iş birliğiyle yürütülen “Toplumlar için İklim Dayanıklılığı Projesi” kapsamında geliştirilen “Kentsel İklim Dirençliliği Programı” tanıtıldı.
Paylaş: