.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast
Folkart Orion

Hasçelik'ten yeşil çelik hamlesiyle küresel rekabet atağı

Okuma Süresi: 7 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Türkiye'nin önde gelen çelik üreticileri arasında yer alan Hasçelik'in CEO'su Adnan Naci Faydasıçok, şirketin yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve yüksek katma değerli üretim ekseninde yatırımlarını hızlandırdığını söyledi.
Hasçelik'ten yeşil çelik hamlesiyle küresel rekabet atağı
Paylaş:
Pelin Maktav

Gözlem Gazetesi olarak, Türkiye'nin önde gelen çelik üreticileri arasında yer alan Hasçelik'in CEO'su Adnan Naci Faydasıçok ile bir araya geldik. Faydasıçok ile Hasçelik'in üretim yolculuğunu, sürdürülebilirlik vizyonunu, çevresel dönüşüm çalışmalarını ve çelik sektörünün geleceğine ilişkin değerlendirmelerini konuştuk.

Hasçelik’ten kısaca söz eder misiniz? Şirketinizin faaliyet alanı, üretim kapasitesi, Türkiye ve yurtdışı operasyonları hakkında bilgi verebilir misiniz?

1968 yılından bu yana faaliyet gösteren Hasçelik olarak, Türkiye'nin önde gelen vasıflı çelik üreticilerinden biri konumundayız. Kurulduğumuz günden bu yana odağımız, yalnızca çelik üretmek değil; sanayinin ihtiyaç duyduğu yüksek katma değerli ürünleri geliştirerek müşterilerimize güvenilir ve sürdürülebilir çözümler sunmak oldu. Bugün otomotiv, makine imalatı, enerji, hidrolik, madencilik ve raylı sistemler gibi birçok stratejik sektöre özel çelik ürünleri üretiyoruz. Türkiye'deki üretim tesislerimiz ve yaygın hizmet ağımızın yanı sıra Almanya ve Birleşik Krallık'taki yapılanmalarımızla uluslararası pazarlarda da etkin bir şekilde faaliyet gösteriyor, ürünlerimizi 67'den fazla ülkeye ihraç ediyoruz. Son yıllarda gerçekleştirdiğimiz yatırımlarla üretim altyapımızı yalnızca kapasite açısından değil; teknoloji, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik alanlarında da önemli ölçüde güçlendirdik. Bu yaklaşımın en somut örneklerinden biri olan Bilecik'teki yeni çelikhanemiz, geleceğe yönelik dönüşüm vizyonumuzun önemli bir parçasını oluşturuyor.

“Yeşil çelik tesisini 150 milyon euro yatırımla kurduk”

2025 yılında Bilecik’te yaklaşık 150 milyon euro yatırımla hayata geçirdiğiniz yeşil çelik tesisiniz, Türkiye’nin sanayide dönüşüm hedefleri açısından dikkat çekici bir adım oldu. Bu tesisin üretim kapasitesi, teknolojik altyapısı ve katma değerli üretim gücü hakkında bilgi paylaşabilir misiniz?

Bilecik Osmaneli'nde hayata geçirdiğimiz yeni çelik üretim tesisimizi yalnızca bir yatırım olarak değil, Hasçelik'in uzun vadeli büyüme stratejisinin en önemli adımlarından biri.  Bu tesis, üretim kapasitemizi artırmaktan ziyade, değer zincirimizi güçlendiren stratejik bir geriye doğru entegrasyon yatırımı. Kendi çeliğimizi kendi bünyemizde üretebilir hale gelerek kalite sürekliliği, tedarik güvenliği ve üretim esnekliği açısından önemli bir avantaj elde ettik.
Yaklaşık 150 milyon euro yatırımla kurduğumuz tesis, elektrik ark ocağı teknolojisi, ileri otomasyon sistemleri ve dijital üretim altyapısıyla modern çelik üretiminin en güncel uygulamalarını bünyesinde barındırıyor. Bunun yanında enerji verimliliğini artıran ve karbon emisyonlarını azaltan teknolojiler sayesinde sürdürülebilir üretim hedeflerimizi de destekliyor. Bizim için katma değer, yalnızca üretilen çeliğin miktarıyla değil; müşterilerimize sunduğumuz kalite, izlenebilirlik ve güvenilirlikle ölçülüyor. Bilecik yatırımı da tam olarak bu anlayışın bir sonucu. Hasçelik'in gelecekteki büyümesini, entegre üretim yapısı, ileri teknoloji ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillendiren bu yatırımın hem şirketimiz hem de Türk sanayisinin rekabet gücüne uzun vadeli katkı sağlayacağına inanıyoruz.

Küresel rekabette artık yalnızca maliyet değil, yüksek vasıflı üretim ve stratejik sektörlere entegrasyon da belirleyici hale geliyor. Bilecik tesisinizin otomotiv, savunma sanayi, raylı sistemler ve havacılık gibi kritik sektörlere sunduğu katkıyı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu yatırımın bölgesel ekonomi ve nitelikli istihdam açısından etkileri neler oldu?

Bugün küresel rekabet, yalnızca nihai ürünü üretmekle değil, o ürünü mümkün kılan kritik girdileri güvenilir, sürdürülebilir ve yüksek kalite standartlarında sağlayabilmekle şekilleniyor. Vasıflı çelik de bu açıdan sanayinin en stratejik girdilerinden biri. Otomotivden raylı sistemlere, enerji ekipmanlarından makine imalatına kadar yüksek mühendislik gerektiren sektörlerde ürün güvenliği, performansı ve kullanım ömrü doğrudan kullanılan çeliğin kalitesiyle ilişkilidir. Bu nedenle biz vasıflı çeliği yalnızca bir üretim girdisi olarak değil, Türkiye sanayisinin rekabet gücünü destekleyen stratejik bir değer olarak görüyoruz. Güçlü bir sanayi, güçlü bir tedarik zinciriyle mümkün ve vasıflı çelik de bu zincirin en kritik halkalarından biri. Kaliteli ve sürdürülebilir bir tedarik yapısı, üreticilerin küresel pazarlarda daha rekabetçi olmasına, kalite standartlarını korumasına ve müşterilerine daha yüksek güven sunmasına katkı sağlar. Bilecik yatırımımız da tam olarak bu anlayışın bir sonucu. Entegre üretim yapımız sayesinde kalite sürekliliğini, izlenebilirliği ve tedarik güvenliğini daha da güçlendirdik. Bu sayede müşterilerimizin değişen ihtiyaçlarına daha hızlı yanıt verebilen, daha esnek ve daha sürdürülebilir bir üretim modeli oluşturduk.

Bunun yanında bu yatırımın etkisini yalnızca üretim sahasıyla sınırlı değerlendirmiyoruz. Nitelikli sanayi yatırımları, bulundukları bölgelerde ekonomik hareketliliğin yanı sıra sosyal gelişimi de beraberinde getirir. Özellikle yüksek teknolojiye dayalı üretim tesisleri; nitelikli iş gücünü bölgeye çekerken eğitimden konuta, hizmet sektöründen sosyal yaşama kadar pek çok alanda yeni bir gelişim dinamiği oluşturur. Bu dönüşüm, zaman içinde bölgenin yaşam kalitesini yükselten ve yerel kalkınmayı hızlandıran bir etki yaratır. Osmaneli'nde gerçekleştirdiğimiz yatırımın da yalnızca Hasçelik'e değil, bölgenin geleceğine ve sanayi ekosistemine uzun vadeli katkı sağlayacağına inanıyoruz.

Rekabetin yeni şifresi: Şeffaf ve sürdürülebilir üretim

Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat süreci ve özellikle Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM), çelik sektörünü doğrudan etkileyecek başlıca dönüşümler arasında yer alıyor. Türkiye’de faaliyet gösteren bir çelik üreticisi olarak bu yeni döneme nasıl hazırlanıyorsunuz? İhracat pazarlarında rekabetçiliği korumak adına hangi adımları atıyorsunuz?

Çelik sektörü, son yılların en kapsamlı dönüşüm süreçlerinden birini yaşıyor. Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM), bu dönüşümün en önemli yapı taşlarından biri. Bize göre sürdürülebilirlik artık şirketlerin sosyal sorumluluk yaklaşımının ötesinde, uluslararası ticaretin ve rekabetin ortak dili haline geldi. Bu nedenle Hasçelik olarak dönüşümümüzü CBAM ile başlatmadık. Sürdürülebilirliği uzun yıllardır yatırım kararlarımızın, üretim anlayışımızın ve büyüme stratejimizin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Enerji verimliliği projelerimiz, yenilenebilir enerji yatırımlarımız, emisyon yönetimi çalışmalarımız ve dijitalleşme odaklı üretim altyapımız bu yaklaşımın somut yansımalarıdır. Aynı zamanda karbon emisyonlarımızı uluslararası standartlar doğrultusunda ölçüyor, raporluyor ve sürekli iyileştirme anlayışıyla yönetiyoruz.

Bugün küresel pazarlarda rekabet yalnızca fiyat ve kalite üzerinden şekillenmiyor. Müşteriler artık ürünün nasıl üretildiğini, karbon ayak izini, izlenebilirliğini ve tedarik zincirinin sürdürülebilirliğini de değerlendiriyor. Dolayısıyla rekabet avantajı sağlayan unsur, sadece iyi ürün üretmek değil; bunu şeffaf, sorumlu ve sürdürülebilir bir üretim modeliyle gerçekleştirebilmek.

“Çin ile maliyet odaklı rekabet gerçekçi değil”

Küresel çelik sektörü son yıllarda ciddi bir dönüşümden geçiyor. Özellikle Çin’in yüksek üretim kapasitesi, düşük maliyetli ihracatı ve küresel fiyatlar üzerindeki etkisi tüm oyuncuların rekabet dinamiklerini değiştiriyor. Önümüzdeki dönemde dünya çelik sektörünü bekleyen temel fırsat ve riskleri nasıl görüyorsunuz? Türkiye bu denklemde nerede konumlanabilir?

Küresel çelik sektörü uzun süredir arz fazlası, jeopolitik gelişmeler, enerji maliyetleri ve sürdürülebilirlik dönüşümü gibi birçok dinamiğin aynı anda etkisi altında. Özellikle Çin'in yüksek üretim kapasitesi ve küresel pazarlardaki fiyat etkisi, tüm sektör oyuncuları için önemli bir rekabet unsuru olmaya devam ediyor. Ancak bugünün rekabetini yalnızca fiyat üzerinden okumak, geleceği eksik değerlendirmek olur.

Türkiye'nin Çin ile maliyet odaklı bir rekabet yürütmesi gerçekçi değil. Bizim güçlü olduğumuz alan; yüksek katma değerli üretim, müşteri odaklı çözümler, esnek üretim kabiliyeti ve Avrupa pazarına yakınlığımızdır. Önümüzdeki dönemde küresel pazarda öne çıkacak şirketlerin de standart ürünlerde hacim yaratanlar değil; kalite, güvenilirlik, sürdürülebilirlik ve mühendislik kabiliyetiyle farklılaşan üreticiler olacağına inanıyorum.

Diğer taraftan Avrupa'da tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesi, karbon odaklı ticaret düzenlemeleri ve bölgesel tedarik anlayışının güçlenmesi, Türkiye için önemli fırsatlar sunuyor. Coğrafi konumumuz, güçlü sanayi altyapımız ve üretim tecrübemiz sayesinde bu dönüşümden olumlu ayrışabilecek ülkelerden biri olduğumuzu düşünüyorum.

“Dijitalleşme ve sürdürülebilir üretime odaklandık”

Katma değerli ve vasıflı çelik üretiminin stratejik önemi giderek artıyor. Hasçelik’in önümüzdeki dönem yatırım planları, ihracat hedefleri ve büyüme stratejisinde hangi başlıklar öne çıkıyor? Özellikle küresel rekabette farklılaşmak adına nasıl bir yol haritası izlemeyi planlıyorsunuz?

Dünya sanayisinin geldiği noktada rekabet, artık daha fazla üretmekle değil, daha fazla değer üretebilmekle kazanılıyor. Önümüzdeki dönemde yatırımlarımızın odağında yalnızca yeni üretim tesisleri kurmak değil, mevcut yetkinliklerimizi ileri teknoloji, dijitalleşme ve sürdürülebilir üretim uygulamalarıyla daha da geliştirmek yer alıyor.
İhracat tarafında ise önceliğimiz yalnızca yeni pazarlara ulaşmak değil, faaliyet gösterdiğimiz pazarlarda daha derin ve uzun vadeli iş birlikleri kurmak. Özellikle kalite, sürdürülebilirlik ve tedarik güvenliğinin belirleyici olduğu pazarlarda müşterilerimizin stratejik çözüm ortağı olmayı hedefliyoruz. Geleceğin başarılı çelik üreticileri, standart ürünlerde fiyat rekabeti yapan şirketler değil; mühendislik bilgisiyle farklılaşan, müşterilerinin ihtiyaçlarını doğru anlayan ve değişen küresel beklentilere hızla uyum sağlayabilen şirketler olacak.

“Veri odaklı düşünme kültürünü yaygınlaştırmaya çalışıyoruz”

Son olarak yapay zekânın ve veri odaklı üretim teknolojileri artık ağır sanayi ve çelik sektöründe de dönüşüm yarattığını gözlemliyoruz. Dünyada özellikle kalite kontrol, kestirimci bakım, enerji verimliliği, üretim optimizasyonu ve tedarik zinciri yönetiminde yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaştığını görüyoruz. Hasçelik olarak üretim süreçlerinizde yapay zekâ destekli uygulamalardan yararlanıyor musunuz? Ayrıca sektörün giderek dijitalleştiği bu yeni döneme insan kaynağı, teknoloji altyapısı ve kurumsal dönüşüm açısından nasıl hazırlanıyorsunuz?
 
Yapay zekâ ve veri odaklı teknolojiler, sanayide yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Ancak bize göre bu dönüşüm, yalnızca yeni yazılımları veya teknolojileri üretim süreçlerine entegre etmekten ibaret değil. Asıl önemli olan, veriyi doğru okuyabilen, doğru yorumlayabilen ve bunu daha hızlı, daha isabetli karar alma süreçlerine dönüştürebilen bir organizasyon yapısı oluşturabilmek.

Hasçelik olarak uzun yıllardır üretim süreçlerimizi dijitalleşme, otomasyon ve veri odaklı yönetim anlayışıyla geliştiriyoruz. Üretimden kalite yönetimine, izlenebilirlikten enerji performansının takibine kadar birçok alanda dijital altyapımızı sürekli güçlendiriyoruz. Yapay zekânın da özellikle üretim optimizasyonu, kalite süreçleri, kestirimci bakım ve enerji verimliliği gibi alanlarda önemli fırsatlar sunduğunu görüyor ve bu teknolojileri üretim süreçlerimize değer katacak şekilde değerlendirmeye devam ediyoruz.

Bununla birlikte dijital dönüşümün başarısının yalnızca teknoloji yatırımlarıyla mümkün olmadığına inanıyoruz. En az teknoloji kadar önemli olan unsur, bu dönüşümü sahiplenen insan kaynağı ve kurum kültürüdür. Bu nedenle çalışanlarımızın dijital yetkinliklerini geliştirmeye, veri odaklı düşünme kültürünü yaygınlaştırmaya ve değişime hızla uyum sağlayabilen bir organizasyon yapısı oluşturmaya büyük önem veriyoruz.

Teknoloji değişebilir, pazarlar değişebilir, rekabet koşulları değişebilir. Ancak değer üreten, öğrenen ve dönüşebilen kurumlar her zaman geleceğin kazananları olacaktır. Biz Hasçelik olarak geleceğe yalnızca teknolojiye yatırım yaparak değil; insan kaynağımıza, kurumsal kültürümüze ve sürekli gelişim anlayışımıza yatırım yaparak hazırlanıyoruz.