Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı.
GÖZLEM – Adalet Bakanlığı’na Yılmaz Tunç’un yerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek getirildi. İçişleri Bakanlığı’na da Ali Yerlikaya’nın yerine Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi atandı. Bu değişiklikler konusunda yorumunuz; neden?
K – Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olarak atanması, Erdoğan’ın CHP’ye karşı yargı üzerinden kurduğu baskının daha da artacağını gösteriyor. Erdoğan vites arttırdı. Adalet Bakanı aynı zamanda Hakim ve Savcılar Kurulu Başkanı olacak. Böylece hem İstanbul, Ankara gibi Cumhuriyet Başsavcılıklarına istediği isimleri atayacak, hem de başta CHP olmak üzere muhaliflere dönük mahkeme heyetlerini de istediği gibi belirleyebilecek. Bunun ötesinde de yeni açılıma dönük “Öcalan’a ve diğer teröristlere af, bu süreçte yapılması gereken hukuki düzenlemeler” gibi konularda Erdoğan’ın isteklerini daha “etkin” şekilde yerine getirecek bir kişilik. Gürlek’in atanmasıyla CHP’yi çok daha zorlu bir süreç bekliyor. Gelir gelmez cezaevi ziyaretlerine kısıtlama getirdi. CHP lehine kararlar çıkan Ankara’nın yapısı, atayacağı hâkim ve savcılarla İstanbul’laşacaktır. İyi Parti Lideri Musavat Dervişoğlu atamayı “Davayı açan kişi dava süreci başlamadan, davayı yürütecek hakimlerin başına geçti. Böyle bir ortamda, hiçbir süreçten Türkiye’ye demokrasi ve huzur ortamının çıkmayacağı da anlaşılmış olmalıdır” diye özetledi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP’nin “tarihin en ağır siyasi operasyonuyla karşı karşıya olduğunu” söyledi. Grup Başkanvekili Murat Emir de, Gürlek’e işaret ederek “Onu bakan olarak atayan Erdoğan, İstanbul’daki davaların siyasi olduğunu kabul etmiştir” diye konuştu. Bunu Erdoğan da “Bu gidişi durdurmaya sizin ne eliniz, ne gücünüz yetmez Özgür” diyerek onayladı. Akın Gürlek ise esas işlevinin ne olacağını “Özellikle yargı süreçlerinin daha kısa sürede tamamlanması için katkı sağlayacağız” sözleriyle gayet güzel açıklamış oldu. Ali Yerlikaya’nın görevden alınacağı, Emniyet’te özellikle Süleyman Soylu döneminde atanan MHP kökenli isimlerin görevden alınmaları ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bunu açıkça eleştirmesinden de belliydi. Muhalefetin “Suç İşleri Bakanı” olarak adlandırdığı Soylu’nun yerine gelen Yerlikaya, suçla mücadelesiyle öne çıkmıştı. Biraz da bu nedenle MHP tarafından istenmedi. Onun yerine gelen Mustafa Çiftçi ise Diyanet İşleri’nin yarışmasında birinci gelen bir hafız. MHP’nin önderi Alparslan Türkeş’in eski arabasıyla Erzurum sokaklarında Bahçeli’nin çok sevdiği Ferdi Tayfur dinlerken yaptığı paylaşım ile “MHP’ye yakınlık” algısı yaratmaya çalışmasına karşın bir dönem genel sekreterliğini yaptığı ve halen yakın oldukları ifade edilen dinci Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın ekolünden geliyor. Kahraman’ın etkisiyle atandığı ifade ediliyor. Cumhuriyet karşıtı bir yapıda olduğu; sosyal hesabında “yayınlamadığı” milli bayram ve Atatürk mesajlarından, Cumhuriyet düşmanı İskilipli Atıf’ı anma törenine katılıp, savunmasından, bunu eleştirenlere açtırdığı soruşturmadan, Abdülhamit’in tahta çıkışını kutlamasından ve daha bir çok ayrıntıdan anlaşılıyor. Bu ideolojisi nedeniyle kabinenin bir başka (Milli Eğitim Bakanı) Yusuf Tekin’i olacağı ifade ediliyor. Bu iki atama CHP ve muhalefete baskının iyice artacağını gösteriyor. Bu kadroyla demokrasinin çok daha ciddi bir darbe alacağı görülecek.
GÖZLEM – Tunç ile Yerlikaya’nın görevden alınma şekilleri ve devir teslim törenlerindeki ifadelerine bakarak sürece ilişkin “kırıklık ve küskünlükler” olabilir mi?
K – Kırıklık tabii var ama bu yapıda çalışmayı kabul eden kimse Erdoğan’a küsmez. Dikkat ederseniz her iki bakan da, Erdoğan’a özgü istifa mekanizmasına uygun olarak kendileri istifa etmediler veya azledilmediler. Erdoğan’ın “affını” isteyerek ayrıldılar. Görüntüde kendi istekleri. Esasta tabii ki değil. Yılmaz Tunç ile Akın Gürlek arasında başından beri ciddi bir çekişme vardı. Tunç, Gürlek’e göre “devlet adamı” görüntüsüyle, sözde de olsa “Türk yargısı bağımsızdır” tarzında savunmalar yapıyor, bir nevi Gürlek’in yürüttüğü “taraflı” iddianame ve suçlamalara “tam anlamıyla” sahip çıkmıyordu. Gürlek de zaten kendisini bilgilendirmiyor, süreci doğrudan Erdoğan ile yürütüyordu. Şimdi Gürlek’in isteği oldu ve süreç sadece başsavcılıklar üzerinden değil, CHP kurultaylarına ilişkin davalarda görüldüğü gibi bazen iktidar karşıtı kararlar da verebilen mahkemelerin de kontrol altına alınmasıyla mahkemeler üzerinden de çift koldan yürütülecek. Bunun da ötesinde Gürlek’in süreçte gözaltına almalarda Jandarma’yı devreye sokarak zaman zaman Ankara ve İstanbul emniyetleri ile sıkıntılar yaşıyor olabileceği görüntüsü ortaya çıkıyordu. Yapılan İçişleri Bakanlığı değişikliğiyle yeni bakanın bu görevlere de Gürlek’in “daha doğrudan ve dirençsiz” çalışacağı atamaları yapabileceği anlaşılıyor. Tunç ile Gürlek’in çekişmesi, görsel olarak devir teslim töreninde Gürlek’in Tunç’dan daha alçak bir sandalyeye oturtulmasında, koltuğun boyunun yükseltilememesinde ve bu durum karşısındaki memnuniyetsizliğinin Gürlek’in yüzüne yansımasında da tüm açıklığıyla ortaya çıktı. Yerlikaya ile Çiftçi arasında, ideolojilerinin farklılığı dışında, bu anlamda bir çekişme olduğuna dair kamuoyuna yansıyan bir gösterge yok.
GÖZLEM – Kabinede “başka değişiklikler” olabilir mi; “Olabilir” diyorsanız, hangi bakanlar?
K – Olabilir. Hep konuşulan konular. Yeni açılım sürecinde sert açıklamalar yapan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “yolun temizlenmesi” için feda edilebilir. Özellikle Erdoğan’ın seçim sürecine gireceği dönemde, emeklilerin ve asgari ücretteki memnuniyetsizliğin faturası Çalışma Bakanı’na, üretimdeki sıkıntının faturası Hazine ve Maliye Bakanı’na çıkarılabilir. Bunun dışında Turizm, Sağlık bakanları hep konuşulan isimler. Bu değişikliklerin belki hemen değil ama 2026’nın ilerleyen dönemlerinde veya 2027’de gündeme geleceğini tahmin ediyorum.
GÖZLEM – Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın istifası, “CHP’de neler oluyor?” sorusunu da beraberinde getirdi. Mansur Yavaş’a kadar uzanan bazı iddialar da Ankara kulislerine yansıdı. Görüşünüz?
K – İstifası CHP’ye büyük bir darbe oldu ama Özarslan’ın Mansur Yavaş’ın yanındaki halleri, mimikleri, “fıldır fıldır dönen gözleri”yle çok da güven vermediği baştan beri ortadaydı. O kadar ki kendisini AKP’liler bile istemiyor. Belediye başkanlığına aday gösterilmesinden itibaren hakkındaki akçeli işler ve iddialar konuşuluyordu. Ancak Özarslan’ın istifası esas olarak Mansur Yavaş’ın “karizmasını çizmesi” açısından çok önemli oldu. Bir defa seçim sürecinde CHP tabanı ve önde gelenleri tarafından çok kabul görmese de Özarslan’ı aday yapan, bunun için bastıran Mansur Yavaş’tı. Sağ kökenli siyasetçilerin hem davalar sürecinde, hem de adaylaştırmalarda CHP açısından “sorunlu” olduğu konuşulur oldu. Hiç şüphesiz bu durum yarın öbür gün Mansur Yavaş’ın adaylaştırılması sürecinde de karşısına çıkacaktır. Bunun da ötesinde Mansur Yavaş’ın bu kadar sahip çıktığı ve arkasında durduğu bir başkanın görevinden istifası ve karşı saflara geçmesi, akıllara gayri ihtiyari “Acaba günün birinde Mansur Yavaş da aynı konuma düşer mi?” sorusunu getirir.
GÖZLEM – CHP’de “istifalar” sürebilir mi?
K – Sürebilir. CHP Genel Başkanı Özgür Özel aslında örgütüne görece hâkim. Kulağına yerel yönetimlere ilişkin “yolsuzluk, usulsüzlük” ile ilgili bilgilerin geldiği anlaşılıyor. CHP’nin Ankara milletvekilleri, ilçe belediye başkanları ve parti örgütü yöneticilerinin yaptığı “olağanüstü” toplantıda “Başka belediye başkanlarına da sürekli transfer teklifleri geldiği” ifade edildi ve “Teklifler, tacizler oluyor ve bundan sonra da sürecek gibi” denildi. Bu durumda Özel’in çok hızlı bir şekilde bir ekip kurup, spesifik olarak her ilde CHP’li belediyelerin durumunu “tartması” ve ortaya çıkabilecek sorunlara önceden el atması, önlem alması gerekir. Belki de geçen hafta Ankara’da Mesut Özarslan krizi yaşanırken, CHP’nin örgütten sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ensar Aytekin ile yerel yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek’in İzmir’de olmasının böyle bir nedeni vardır.
Gürlek’in bakanlığında muhalefeti daha zorlu bir süreç bekliyor
Gürlek’in bakanlığında muhalefeti daha zorlu bir süreç bekliyor
Paylaş: