.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Gültekin Uysal'dan ABD'ye Venezuela tepkisi

Okuma Süresi: 2 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal, ABD'nin Venezuela'ya saldırısına ilişkin "Trump’ın saldırgan yaklaşımı, yalnızca Latin Amerika’yı değil, küresel sistemi doğrudan tehdit eden bir risk üretmektedir" dedi.
Gültekin Uysal'dan ABD'ye Venezuela tepkisi
Paylaş:
Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Gültekin Uysal, ABD'nin Venezuela'ya saldırısına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Uysal açıklamasında şunları söyledi:

"ABD’nin Venezuela’ya yönelik askerî bir müdahalesi ve bu müdahale sonucunda Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun tutuklanması, uluslararası düzenin hangi ilkelere göre işlediği sorusunu yeniden ve yakıcı biçimde gündeme getirmektedir.

Bu tür bir eylem, Birleşmiş Milletler Şartı’nın temelini oluşturan egemen eşitlik, iç işlerine karışmama ve kuvvet kullanma yasağı ilkeleriyle açık bir çelişki içerisindedir. Uluslararası hukukta kuvvet kullanımı, yalnızca BM Güvenlik Konseyi’nin açık yetkilendirmesiyle ya da meşru müdafaa koşulları altında mümkündür.

Bunun dışındaki her askerî müdahale, ister 'demokrasi ihracı', ister 'insani müdahale', isterse 'rejim değişikliği' gerekçeleriyle meşrulaştırılmaya çalışılsın, hukuken saldırı fiili niteliği taşır.

ABD’nin tarihsel pratiği bu bakımdan istisnai değildir: Irak’ın 2003’te işgali, Afganistan’da yirmi yıl süren ve devlet çöküşüyle sonuçlanan müdahale, Latin Amerika’da Şili’den Nikaragua’ya uzanan darbe ve vekâlet savaşları zinciri, Washington’un uluslararası hukuku çoğu zaman bağlayıcı değil, araçsal gördüğünü ortaya koymaktadır.

Trump yönetimi, BM’yi, uluslararası mahkemeleri ve ittifak hukukunu tanımayan; kendisine boyun eğmeyen aktörleri ise ekonomik yaptırımlar, askerî tehditler ve doğrudan güç kullanımıyla hizaya getirmeyi amaçlayan bir çizgi izlemiştir.

Daha kaygı verici olan husus, bu tür saldırgan politikaların yalnızca hedef ülkeyi değil, bölgesel ve küresel istikrarı da tahrip etmesidir.

Güney Amerika’da zorla rejim değişikliği girişimleri, kıtada yeni vekâlet çatışmalarına, göç krizlerine ve siyasal radikalleşmeye yol açma potansiyeli taşımaktadır.

Benzer şekilde Orta Doğu’da sürdürülen hukuk dışı müdahalelerin nasıl kalıcı istikrarsızlık, terörleşme ve insani yıkım ürettiği hâlâ hafızalardadır. Bu nedenle Trump’ın saldırgan yaklaşımı, yalnızca Latin Amerika’yı değil, küresel sistemi doğrudan tehdit eden bir risk üretmektedir.

Türkiye’de iktidar çevrelerinin bu tür bir ABD müdahalesini alkışlaması ise açık bir siyasal riyadır. Zira aynı çevreler, ulusal egemenlik ve anti-emperyalizm söylemini iç politikada sürekli olarak dolaşıma sokarken, söz konusu ilke ABD’nin çıkarlarıyla örtüştüğünde sessiz kalmakta ya da destek vermektedir.

Bu tutum, ilkesel bir dış politika değil, güce göre konumlanan bir siyasî pragmatizmdir. Dahası, Trump’ın uluslararası hukuku ve kurumsal denetimi reddeden yönetim anlayışı ile Türkiye’de Erdoğan liderliğinde kurumsallaşan yürütme merkezli siyasal model arasında yapısal benzerlikler bulunmaktadır.

Her iki liderlik anlayışında da hukuk, bağımsız bir normlar bütünü olarak değil; siyasî iradenin önünü açan veya daraltan bir enstrüman olarak görülmektedir.

Kuvvetler ayrılığına mesafeli, yargıyı ve medyayı baskılayan, muhalefeti 'gayrimeşru' ilan eden bu anlayış, iç politikada otoriterleşmeyi, dış politikada ise öngörülemezliği beslemektedir.

Sonuç olarak, Venezuela’ya yönelik ABD saldırısı ve Maduro’nun zor yoluyla tasfiyesi, yalnızca bir ülkeye karşı işlenmiş bir hukuk ihlali değil; uluslararası düzenin kendisine yönelmiş bir tehdittir.

Bu tür eylemleri alkışlamak ya da görmezden gelmek, yarın aynı hukuksuzluğun başka coğrafyalarda ve başka halklara karşı işletilmesine zemin hazırlamaktır.

İlkesel bir duruş, aktörüne bakılmaksızın her türlü hukuk dışı müdahaleye karşı çıkmayı; egemenlik, demokrasi ve insan haklarını güç siyasetine kurban etmemeyi gerektirir."