Geçtiğimiz günlerde bizleri derinden üzen ve üzerine birçok noktayı düşünmemize neden olan acı bir olay yaşadık. Önce Şanlıurfa, ardından Kahramanmaraş'ta yaşanan, tarifi olmayan
acılar... Vefat eden evlatlarımıza ve onları canı pahasına koruyan Ayla öğretmenimize Allah'tan rahmet diliyor, acılı ailelerine baş sağlığı diliyorum. Yaralanan evlatlarımıza da acil şifalar diliyorum. Bizleri derinden etkileyen bu hadisenin tekrarlanmaması adına yerel yönetimlerin, ebeveynlerin ve eğitimcilerin ortak sorumluluklarına dikkat çekmek amacıyla bu hafta yazımı kaleme alıyorum. Yaşanan elim olaylar, okulların ve eğitim kurumlarının, yalnızca akademik değil, aynı zamanda güvenli sosyal alanlar olması gerektiğini acı bir şekilde hatırlattı. Bu olumsuz olayların önüne geçilmesi, yerel yönetimlerin, ebeveynlerin ve eğitimcilerin ortak sorumluluğudur. Sürdürülebilir ve etkili çözümler, bu üç önemli tarafın koordineli şekilde çalışmasıyla mümkündür. Yerel yönetimler, okullarda güvenliğin sağlanmasında, okul güvenlik kameraları, kontrollü giriş çıkış sistemleri, acil durum planları ve bunun gibi fiziksel ve teknik önlemlerin alınmasının dışında, hem belediyelerin hem de ilgili kurumların gençlere yönelik psikolojik destek hizmetlerini yaygınlaştırması, riskli bireylerin erken dönemde tespit edilebileceği sosyal programların yaygınlaştırılmasını sağlamalıdır. Belediyeler ve muhtarlıklar iletişim halinde olmalı ve risk taşıyan bireyler için uzman desteğini kolayca sağlamak adına köprü oluşturmalıdır. Ebeveynlerin çocuklarıyla açık iletişim ortamı kurması onların duygusal dünyasını anlamada önemli bir husustur. Böylelikle çocuklarının yaşadığı öfke, stres gibi duyguları ve yaşayabilecekleri zorbalık gibi durumları fark etmeleri kolaylaşmış olacaktır. Ebeveynlerin, çocuklarının sosyal çevrelerini ve dijital dünyada bıraktıkları izleri bilinçli bir şekilde takip etmeleri, olumsuz durumların önüne geçilmesin elzem bir konudur. Bunun yanı sıra şiddet içeren, şiddeti normalleştiren içeriklere karşı farkında olmak ve empati, problem çözme gibi becerilerin çocuklarda destekleyebilmek üzere uzmanlardan görüş alma konusunda ön yargılara yer vermemeleri ve destek almanın olağan bir durum olduğu fikrini benimsemeleri önemlidir.
Eğitimciler açısından bakıldığında okul ortamının kapsayıcı ve destekleyici olması gerekmektedir. Eğitimcilerimiz, akademik başarı odaklı eğitim anlayışı yerine psikososyal gelişimi göz önünde bulunduran bir eğitim anlayışı benimsemeleri için desteklenmelidir. Okullarda yaşanan zorbalığa yönelik mücadele programları oluşturulmalı ve okul rehberlik sistemleri güçlendirilmelidir. Eğitimcilerin riskli davranışları erken dönemde fark edebilmeleri adına düzenli eğitimler yapılmalı, öğrencilerin kendilerini rahatlıkla ifade edebilecekleri güvenli alanlar, rehberlik sistemlerinin güçlendirilmesiyle sağlanmalıdır. Okullarda yaşanan olumsuz olayların, zorbalığın önlenebilmesi, yerel yönetimlerin sosyal destek politikaları, ebeveynlerin bilinçli tutumu ve eğitimcilerin bütünleştirici bakış açısıyla birlikte ortak bir çözüm yaratabilir ve okullar daha sağlıklı, güvenli ortamlar haline gelebilir.
Değerli; anneler, babalar, büyükanne ve büyükbabalar; işimiz çok zor. Zira; Trump, Netanyahu, Putin, vb. eli kanlı psikopatların, ateş ve kan gölüne çevirdiği; cinayetlerin, zulmün zirve yaptığı; Bir dünyada yaşıyoruz.
1-Fakirlik ve sefalet diz boyu. Milyarca insan; her türlü imkândan; gıdadan, sudan, ilaçtan, sıcak bir yuvadan, mahrum. Milyonlarcası da göçmen ve mülteci durumda. Batı Dünyasının gözü doymuyor, sömürü hırsı azalmıyor. Silah, uyuşturucu, enerji, vb. kartelleri servetlerine servet katıyorlar. (2025 yılında 2,9 Trilyon Dolarlık silah satışı yapılmış. Türkiye'nin harcaması da 30 milyar dolar.)
-Zavallı ABD halkı dahil, tüm dünya, Siyonist-Evanjelist çetesinin, kölesi durumunda Petro-Dolar politikası yüzünden, savaşlar, işgaller, zulümler, son bulmuyor. Çıbanbaşı İsrail ve kölesi ABD; devamlı olarak, dünyayı kaos ortamında tutuyorlar.
2-Ülkemizde de, aynı sıkıntılar, fazlası ile söz konusudur. Milli ve manevi değerlerimiz; sosyal yapımız; Hukuk ve adalet düzenimiz; Toplumsal dayanışmamız; Eğitim sistemimiz; Gelir dağılımı tablomuz ve ekonomimiz; tamiri çok güç boyutlarda tahrip edilmiştir.
-Haksızlıklar; hukuksuzluklar, rüşvet, torpil, kayırma, ayrımcılık; Yolsuzluklar, yokluklar, baskılar, sefalet, işsizlik, ekonomik çöküntü; diğer yanda, israf, lüks, saltanat, gösteriş, görgüsüzlük, gurur, kibir; ZİRVE yapmıştır. Kumar, uyuşturucu, fuhuş, liyakatsizlik, mafya ve çeteleşme, kadın cinayetleri, bir AFET haline dönüşmüştür. (2025 yılında 193.793 boşanma olmuştur. 2001 ila 2025 döneminde 1.671 kadın cinayeti söz konusudur. 1.226 da "Şüpheli Ölüm" vardır.)
-Halkın %89’unun güvenmediği Diyanet Teşkilatı; Asli görevinden iyice uzaklaşmış, iktidarın destekçisi olmayı tercih etmiştir. İsraf, torpil, haksızlıklar, lüks toplantılar, yurt dışı seyahatler, (vatandaşların, iyi niyetle yaptığı yardımların) eskortlarla yenmesi veya iç edilmesi; Aynı aileden 3 kişiye, ayda 1,3 milyon TL maaş ödenmesi; Hiçbir kontrol ve denetimin yapılmaması; YADIRGANMAZ olmuştur. Çıkarcı DİN BARONLARININ ve Sosyal medyanın verdiği korkunç zararlar da işin cabasıdır. Bu tablo içinde, Cenab-ı Hak; Ebeveynlerin yardımcısı olsun. Yavrularımızı korusun...
Geleceği Korumak: 'Ortak Sorumluluk Ortak Çözüm'
Geleceği Korumak: 'Ortak Sorumluluk Ortak Çözüm'
Paylaş: